HAYATI

Saz şairi. 1820’de (bazı kaynaklarda 1825) Tokat’ta dünyaya geldi. 1882’de Samsun’da yaşama veda etti. Yaşamı üzerine ayrıntılı bilgi yoktur. Emrah’ın Tokat’ı ziyareti sırasında ona katıldı ve onunla birlikte Anadolu’yu dolaştı. Zamanla ünü yayılan Tokatlı Nuri’nin zamanla çevresine genç çıraklar toplandı. Mezarının Samsun’da Şeyh Kutbüddin türbesi yakınlarında olduğu söylenir. Şairin Ziya Paşa’nın Amasya’da düzenlediği panayırda çalıp söylediği bilinmektedir.

Daha çok genç yaşta iken saz çalmaya başlayan Tokatlı Nuri, meslekten yetişme bir aşık tipidir (F. Köprülü). Aruz ölçüsü ile yazdığı şiirler, teknik olarak kusurludur. Çağa egemen bir şiir anlayışı onu da etkilemiştir. Hece ölçüsü ile kaleme aldığı şiirlerinde bile bu etki kendini hissettirir. Ama aşk şiirlerinde ince bir duyarlılık, bir içtenlik göze çarpar. Şair üzerindeki Emrah etkisi şiirlerinde hissedilir. Buna rağmen XIX. asır halk şairleri arasında Tokatlı Nuri’nin şiirleri açık ve duygularının çok derin olması bakımından üzerinde durulması gereken bir vasıftadır.

ESERLERİ

Şiir:

  • Ara Yeri Karlı Dağlar Alıp Da
  • Sun Sâki Lâlinden Teşne Dillere.
  • Dil İflah Olmam Ben Bu Yaradan.
  • Ey Felek Bir Derde Düşürdün Beni.
  • Hazan İle Geçti Gülşen-i Bostan.
  • İnkisar Eylemem Yazık Serine.
  • Kıymet Mi Biçilir Cevher Taşına.
  • Acep Ben Ne Dedim O Şivekâra

Şiirleri A. Talat Onay tarafından toplanarak 1933’te kitap halinde yayımlanmıştır.

ESER ÖRNEKLERİ
TOKATLI NURİ ŞİİRLERİ

I

Ey Felek bir derde düşürdün beni
İşim gücüm aldın kar senin olsun
Aklım baştan alıp şaşırttın beni
Farıgım namusla ar senin olsun

Bülbüller feryadı gelsinler meşka
Bir şeye benzemez bu dert de başka
Pervaneler gibi ateş-i aşka
Ben yandım kül oldum nar senin olsun

Açılmış bahçede sümbüller gibi
Açılmadan soldum ben güller gibi
Yavrusun yitirmiş bülbüller gibi
Feryat bana düştü zar senin olsun

Ruz ü şeb çeşminden kan döker aşık
Nuri’nin haline demezsin yazık
Bir dilberi bana görmedin layık
Şimden geru cihan var senin olsun

II

Ey dil iflah olmam ben bu yaradan
Hasretle dalgalandım aşk ateşinde
Genç ömrümde verdi bana yaradan
Bir dahi vermesin kullar başına

Müşkil olur imiş düşmek bu derde
Günden güne artar yara ciğerde
Ağlayı ağlayı gurbet ellerde
Kan karıştı gözlerimin yaşına

Varlığım mahvetti dilde şadımı
İstedim vermedi Hak muradımı
Kam olmadı deyü Nuri adımı
Böyle yazın mezarımın taşını

III

Hazan ile geçti gülşen-i bostan
Eyle dertli bülbül zar garib garib
Haraba yüz tuttu bezm-i gülistan
Ağla şimden geri var garib garib

Hançer-i feleğin ucu ciğerde
Gittikçe artıyor yâre bu serde
Gurbet diyarında tutuldum derde
Gel tabib yaremi sar garib garib

Nuri bizim ilin gonçe gülleri
Açılmıştır öte dost bülbülleri
Ben sefil ser-gerdan gurbet illeri
Biz zaman gezeyim yar garib garib

IV

Ey şuh-ı cananım çeşm-i fettanım
Gayet sevdi canım seni dilruba
Oldum müptela
Ruz u şeb giryanım hal perişanım
Rahim kıl sultanım cevretme bana
Ey gül-ira’na

Gamzesi ahular çeşmi cadular
Hançeri ebrular hali hindular
Anberin giysular türlü hoşbular
Ruyunda şebbular açılmış ra’na
Hikmet-i Mevla

Nedir ol nevaziş nedir o reviş
Nedir tıpış tıpış reftar yürüyüş
Nedir bana küsüş nedir o gülüş
Nedir o göz süzüş ey çeşm-i şehla
Kamet-i bala

Acaba bu dilber kimin dediler
Vasf-ı halin öğer Nuriya söyler
Bir ruhleri anmer hüsnü münevver
Nice üftadeler hu çeker sana
Eylerler nida

V

Kıymet mi biçilir cevher taşına
Kamilce bir sarraf karışmayınca
Kimse üstad olmaz kendi başına
Bulup erbabına danışmayınca

Sevda dedikleri çakır dikeni
Mahveder vücudu çürütür teni
Her nereye varsam söyletir beni
Bu aşkın asarı savuşmayınca

Affeyle Nuri’nin şu isyanını
Ağladıp dideden dökme kanını
Kimsenin gurbette alma canını
Varıp hasretine kavuşmayınca

KAYNAKÇA: Köprülü, Fuad (2004). Saz Şairleri V cilt. Ankara: Akçağ Yay, Onay, Ahmet Talat (1933). Âşık Tokatlı Nûrî.

 

 

Paylaş