HAYATI

Osmanlı devlet adamı, diplomat, şair, kütüphaneci ve çevirmen. Tam adı Mehmet Ragıp Paşa’dır. Koca Ragıp Paşa adı ile ünlemiştir. 1699’da İstanbul’da dünyaya geldi. 1763’te İstanbul’da yaşama veda etti. Laleli’de yaptırdığı ve kendi adını taşıyan kütüphanenin bahçesine gömüldü. Defterhane katiplerinden Şevki Efendi’nin oğludur.

Ragıp Paşa, öğrenimini tamamladıktan sonra Defterhane Kalemine devam etti. Kısa sürede sivrilerek mektupçuluk, defter eminliği, defterdarlık ve reisülküttap vekilliği gibi görevlerde bulundu. 1737’de sadrazam mektupçuluğu görevine yükseldi. 1739’da Belgrad Antlaşması imzalandığı sırada göstermiş olduğu faydalardan ötürü reisülküttaplığa getirildi. 1744’de vezir payesi verildi ve Mısır valisi yapıldı. Sonraki yıllarda sırası ile Sayda, Rikka, Halep ve Şam valisi oldu. 1756’da sadrazam oldu. 1758’de dönemin padişahı III. Mustafa’nın kız kardeşi ile evlendi. Koca Ragıp Paşa, ölene kadar sadrazamlık görevinde kaldı.

“Koca” sanı ile anılan Ragıp Paşa, XVIII. Yüzyılın Nedim ve Şeyh Galip’ten sonra en önemli şairi olarak kabul edilir. Şiirde Nabi’nin yolunu izlemiş, hakimane şiirin temsilcilerinden olmuştur.

“Şecaat arzederken merd-i kıpti sirkatin söyler

*

Gevher aguş-ı sadeften dur olur kıymetlenir

*

Eğer maksud eserse mısra-ı berceste kafidir

*

Nadir bulunur tıynet-i kamilde kusur

Kem mayeden eyler ne kim eylerse zuhur

benzeri atasözü niteliğindeki söyleyişleri Necati’den Ziya Paşa’ya uzanan geleneğin başarı örneklerindedir. Koca Ragıp Paşa, şiirlerini tekellüfle söyler, fakat Sami gibi letafetten boş bırakmaz. Nabi gibi “irsal-ı mesel”e meyillidir. Bu da İran eserleri ile meşgul olmasından, özellikle de Saib’i örnek almasından ileri gelir. Koca Ragıp Paşa’nın tarih alanında telif ve çeviri yapıtları da vardır.

ESERLERİ
  • Divan (1837’de Münşaat’ı ile birlikte basıldı.
  • Münşaat (Mektup örnekleridir, Telhisat adı ile de anılır)
  • Fethiye ve Fetihname-i Belgrad (Belgrad’ın fethi ile ilgilidir, 1939)
  • Mecmua-i Ragıp Paşa (Türkçe, Arapça, Farsça manzume ve düzyazı edebî parçalardan oluşur)
  • Tahkik ve Tevfik (Sultan I. Mahmut ile Nadir Şah arasındaki muhaberat, iki devlet arasındaki müzakereler bulunan bu yapıt, Osmanlı-İran ilişkilerinin tarihi açısından önemli bir eserdir)
  • Sefinetü’r-Ragıp (Arapça kaleme alınan bu yapıt, muhadarat ilmi ile ilgilidir)
  • Matlau’s-Sa’deyn (Semerkandî’den çeviri, tarihle ilgili)
ESER ÖRNEKLERİ

BEYİTLER

“Alem-i ab” hoş-havalık ile meşhur iken, saffetini bulmadım, bana uygun düşmedi

*

Rehber lazım değildir, hemen yol kesici olmasın. Hızır’a muhtaç olmamak bana halis hidayettir.

*

Kalemin cızırtısı sanma, bu gürültü kelimeleredir. Hızır’a muhtaç olmamak bana halis hidayettir.

*

Gökyüzü bir mumu yaksa birini söndürür. Mehtap meclise safa verir, pervaneyi takdir eder.

*

Elbise uygun düşünce güzelliği daha da artırır. Sözün yeni gelinine parlaklığını “tabir” verir.

*

Zatının feyzi zamanın acılığından eksilmez. İçki acı oldukça neşesi artar, kuvvetlenir.

*

Kase ağzına kadar dolu olunca fağfur da olsa ses vermez. Servet arttıkça zenginler cimrileşir.

*

Emelden uzak oluşumuz kendimizdendir. Rehavet felekte değil, kusur bizdendir.

*

Vakitsiz ıstırap, neşe istemez. Tekellüfsüz iş, yerinde kendini gösterir.

*

Kötü huylu kişi, ne zaman ki laf arasında “ilham” eser; çingene kahramanlığından bahsederken hırsızlığını söyler.

*

Hikmet şivesi elbette yine mizaca uygundur. Doktorun yalanı olsa da, hastanın sıhhatini söyler.

*

Rahatına düşkünlerin ülfeti adamı ağırcanlı eder. Yumuşak yatak üzerinde hafif meşreplerin uykusu taş gibi ağır olur.

*

Hakikat ehline yol göstericinin yardımı yetişir. Bu yolda salike Hızır, istemez, Allah yetişir.

*

Akıl, laubali rahatlık vaziyetine manidir. Bunda akıllılar, delilik zevkine hasret çeker.

*

Siyah saçım omzumda perişan göreli inleyen aşıkın gördüğü düş hep karışıktır.

*

Baht olmayınca, tabiat güzelliği neye yarar? Yanlışsız da olsa halk hatasını arar bulur

*

Ragıp, taraf taraf sevk eyleyen Allah’ın takdiridir. Kimsenin elinde kendi isteği dizgini yok.

*

Taklid ehli ile gönlü aydın olan üffet eder mi? Gül goncası yaprağının resminde çiğ tanesi olur mu?

MISRALAR

Gönül derdini söyle, her ne çıkarsa kısme

*

Sine sazım değme mızraptan feryat eder mi?

*

Dile düşen nimette lezzet olmaz

*

Bizim de hissemize arifane sabır düşer

*

Himmet ehlinin sığınağına yine himmet ehlidir

*

Haksızlığa uğrayanın kim olduğunu sorsalar gaddar kendini gösterir

*

Omuzlar, zahmet çekmeden şerefe layık olur?

*

Mizacın feyzi başkadır, yüzün şuhluğu başkadır

*

Zor beğenen kişi, aşk belasını arar bulur

*

İhtiyacını rüşvet istemeyen bir kapıdan iste

*

Neşe, istektedir, hasıl olduktan sonra o neşe olmaz.

*

Yiğit, düşmanının muradına nail olmamasından dolayı sevinmez

*

Binlerde dostu olan döneklerden vefa gelmez

*

Tur ağacı her zaman “yedi-i beyza” (beyaz el) vermez.

*

Ateş içindeyim, senin haberin yok mudur?

*

Ey hoca, yoksa sen Kabe’yi Halil’in hanı mı sandın?

*

İnsanların ayıbını ortaya çıkarmaktansa, elbiseni soymak daha iyidir.

*

Bize baş ağrısı veren hep neşe ümididir.

*

Ey hoca, marifet kumaşı Hind’den gelmez

*

Alemde kimse gördüğünden ayrı olmasın!

*

Gamze efsununu okuma, canıma değdi

*

Ya Rab, layık olmayanlardan hiç birisi adam (ayan) sırasına girmesin

*

Bilen gönülde dünya için keder olmaz.

KAYNAKÇA: Murat Uraz / Râgıp Paşa (1940), İhsan Işık, Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi (2001, 2004) – Encyclopedia of Turkish Authors (2005) – Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2006, gen. 2. bas. 2007) – Ünlü Edebiyatçılar (Türkiye Ünlüleri Ansiklopedisi, C. 4, 2013), Behçet Necatigil / Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü (18. bas. 1999), Şükran Kurdakul / Şairler ve Yazarlar Sözlüğü (gen. 6. bas. 1999), Bursalı Mehmed Tahir / Osmanlı Müellifleri II (1972), Muallim Naci, Osmanlı Şairleri

Paylaş