HAYATI

Türk şair, yazar, yayıncı ve politikacı. 1 Ekim 1883’te İstanbul’da dünyaya geldi. 16 Kasım 1935’te İstanbul’da yaşama veda etti. Bazı yapıtlarını Hakkı Naşir, Hikmet Celâl, Hikmet Hâmit, Şârık, Vekhan imzaları ile kaleme aldı. Babası Yemen vali ve kumandanlarından İsmail Hakkı Paşa, annesi iki basılı oyunu da bulunan şair Fehime Nüzhet Hanım’dır.

İlkokulu Terakki Okulu’nda okuyan Celal Sahir Erozan, Davut Paşa Rüştiyesi’nde başladığı ortaöğrenimini Vefa Lisesi’nde tamamladı. Daha sonra iki yıl kadar da Hukuk Mektebi’ne devam etti, ancak mezun olamadı. 1903’te Hariciye Nezareti’nde ilk memuriyetine başladı, 1904’te Halet Hanım’la evlendi. 1907’den başlayarak Mercan ve Kabataş idadilerinde edebiyat hocalığı yaptı. 1911’de Selanik’e giden Celal Sahir Erozan, orada Genç Kalemler dergisini yayımlayan edebiyatçılarla tanıştı, Yeni Lisan hareketinin İstanbul’daki ilk savunucusu oldu. İstanbul’da Türk Yurdu ve Türk Derneği dergileriyle Türk Ocağı’ndaki Türkçü faaliyetlere katıldı, bu dergilerde yazılar yazdı. Bu sırada Halka Doğru, Türk Sözü ve Bilgi Mecmuası’nı yönetti. I. Dünya Savaşı sonlarında bir ara ticaretle de uğraştı. 1928’de Zonguldak milletvekili seçildi. Harf İnkılabı Kurulu’na katıldı, Türk Dili Tetkik Cemiyeti’ne üye seçildi, ayrıca Türk Ocakları’nın 1932’de kapatılmasına kadar bu dernekte çalıştı.

Servet-i Fünun topluluğunun en genç şairi olarak tanınan Celâl Sahir’in şiire olan ilgisinin henüz çocukluk çağlarında uyandığı görülmektedir. Bunda, şair ruhlu duygulu bir kadın olan, aynı zamanda eski tarzda şiirler de yazan annesinin büyük etkisi söz konusudur. Celâl Sahir henüz dokuz yaşında iken şiir okuma yeteneği ile II. Abdülhamit’in dikkatini çekmiş ve ondan liyakat nişanı almıştı. Vefa İdadisi’ndeyken İsmail Safa’dan edebiyat dersleri gören Celâl Sahir henüz on dört yaşındayken Muallim Naci’nin etkisi altında yazdığı ilk şiir denemelerini yayımlamaya başladı. Ancak Fransızcasını ilerletip Fransız şiirini tanıyınca edebi zevki de değişti ve bundan sonra Servet-i Fünun dergisine yöneldi. Bu arada Mehmet Rauf ve Halit Ziya ile tanıştı; Servet-i Fünun’da ilk şiirinin yayımlandığı 1899’dan 1901’de derginin kapanışına kadar şiir yayımlamayı sürdürdü. Fransız şairlerden Musset hayranı olan ve görünüşüyle de ona benzetilen şair, Servet-i Fünun döneminde diğer arkadaşları gibi sanat için sanat anlayışı doğrultusunda, ama daha çok kadın konusunda şiirler yazdı. Bu yüzden de bazı edebiyat tarihlerinde “kadın şairi”, “feminist şair”, “Şair-i nisai” olarak anılmaktadır.

Celal Sahir Erozan, II. Meşrutiyet’in ilanından (1908) sonraki edebiyat ve fikir hareketlerine etkin biçimde katıldı. Önce Demet adıyla bir kadın dergisi çıkardı ve burada feminizmi savundu, ayrıca Musavver Muhit dergisinin müdürlüğünü yaptı. 1909’da kurulan Fecr-i Ati topluluğuna ilk katılanlardan biri oldu ve kısa bir süre sonra topluluğun başına geçti. Servet-i Fünun dergisini Fecr-i Ati’nin yayın organı haline getirdi ve derginin yönetimini üzerine aldı. Fecr-i Ati’nin dağılmasından sonra bu sefer Türkçülük akımıyla ilgilendi. 1909’da Ser vet-i Fünun’da yayımladığı “Lisanımız” adlı yazılarıyla Türkçenin sadeleşmesi görüşünü ileri sürdü ve daha önce aynı doğrultuda hece vezniyle yalın bir dille şiirler yazan Mehmet Emin’i savundu.

1908’den sonra yazdığı şiirlerde daha sade bir dil kullanmaya başlayan Celâl Sahir, şiirlerinde aşk, tabiat ve hayat temalarını, daha sonrakilerde ise toplumsal konuları ve yurtsever duyguları işlemiştir. 1914’de yazdığı “Kafkas Türküsü” en lirik şiirlerinden biridir. Şiirden başka makale, sohbet, eleştiri yazıları kaleme almıştır.

ESERLERİ

Şiir-Düzyazı Şiir:

  • Kardeş Sesi, İst., 1908; Beyaz Gölgeler, İst., 1909
  • Buhran, İst.: 1909
  • Siyah Kitap, İst.: 1912
  • İstanbul İçin Mebus Namzetlerim, (hicivler, Hakkı Naşir takma adıyla) İst.: 1919

Derleme:

  • Kıraat-ı Edebiye, (F. Köprülü ile, antoloji) İst.: 1914
  • Müntahab Çocuk Şiirleri, (3 c., antoloji, M. Asım ile) İst.: 1919

Çeviri:

  • Simon (E. Brieux, oyun), İst., 1913.
ESER ÖRNEKLERİ
CELAL SAHİR EROZAN ŞİİRLERİ

ŞAİRİN SAÇLARI 

-Saçların…
-Saçlarımla eğlenme,
Bırak, onlar nasıl perişansa
Öyle kalsın ne ihtizaz-ı mesa
İşlesin her telinde bir nağme

-Yaramaz, gel düzelteyim azıcık,
Hepsi aklın gibi dağılmışlar…
-Saçlarım, sevgilim, hep öyle yaşar;
Onların şi’ridir perişanlık…

-Ne uzun! Sanki deste deste leyal!
Hele parmaklarım gömüldükçe
Oluyor penbe ellerimde gece…

O kadar çok siyah değil, kumral,
Yumuşak bir şeb-i muhabbet ki
Ağlıyor leblerinde tazeliği…

BUHRAN

Seni ben sevmiyorum, sevmiyorum.
Geçen akşamki yalan sözlere aldanma, kuzum…
Sakın aldanma, inanma, kanma
Bu muvakkat sıtma,
Asabi bir humma,
Sanki bir fırtına kalbimde kudurmuştu o akşam birde..
Bilmiyordum o zaman kendimi ben

Bir süreksiz heyecan,
Bir nöbet, bir hezeyan
İ’tiraf ü te’min
Ağlamaklar ve yemin
O beyaz mendilini ıslatan eşk-abe-i raz
O melek çehrene doğru uçan enzar-ı niyaz
O vücudumda gezen ra’şe-i pür-berf ü medid
O dimağımda kopan zelzele-i aşk ü ümid
Ki ederi te’bid
Leb-i lerzanımdan
Ateşin, pür feveran
Çıkan eflaz-ı perişanı… yalan, hepsi yalan!

BENİM KALBİM

Güzel kadın, benim kalbim bir alem…

Denizinin menekşesi, göklerinin minesi
Yüce, uzak dağlarının leylağı
Güneşinin fulyası…
Hepsi solmuş, sinesi
Gizli gizli çarpan, garib bir elem
Dünyası…
Seherleri, bir hasta kız dudağında açılan
Handelerin sarı, kansız gülünden
Geceleri, bir öksüzün yüreğine saçılan
Matemlerin tülünden…
Yıldızları titreyerek süzüyor her tarafı;
Ay, korkudan benzi atmış bir baş gibi, yükseklerden sarkıyor..

Beyaz değil kışlarının zanbağı
Kül rengi;
Yağmurları bir gözyaşı gibi hazin akıyor…
Bahar vakti kırlarının yeşil değil çarşafı
Sarı, soluk kuşlarının ahengi
Azarlanmış bir çocuğun feryadına benziyor;
Rüzgarları bir veremli gencin sıcak nefesi
Gibi kesik kesik, ağaç dallarında geziyor
Duyulmuyor hiç sesi..
Yapraklara kelimesiz, bir hikaye okuyor.

Boynu bükük çiçekleri öd ağacı kokuyor…

KAYNAKÇA: Şehabettin Süleyman, “Celal Sahir Bey”, Nevsal-i Milli, İst., 1914, s. 239-240; İbnülemin, Şairler, 221-222; A. M. Gürkaynak, Celâl Sahir Erozan, Bilecik, 1936; Ergun, Şairler, II, 935-938; M. N. Özön, “Erozan, Celân Sâhir”, AA, II, 588; R. N. Evrimer, Fecr-i Âtî Şairleri, İst., 1958; H. Yücebaş, “50 Yıl Önce Yapılan Türkiye’de İlk Edebi Anket: Celâl Sahir’in Ankete Verdiği Şaşırtıcı Cevaplar”, Yedi Şairden Hatıralar, İst., 1960, s. 70-75; Kaplan, Şiir, I, 133-135; “Berin Nadi Babası Celâl Sahir’i Anlatıyor”, Gösteri, S. 34 (Eylül 1983); N. T. Karaca, Celâl Sahir Erozan: Hayatı, Dönemi, Eserleri, Ank., 1993; M. O. Okay, “Celâl Sahir Erozan”, DİA, VII, 245-246

Paylaş