HAYATI

Şair, öykücü, romancı. 1926’da Lüleburgaz, Ceylanköy’de dünyaya geldi. 28 Haziran 2015’te İstanbul’da yaşama veda etti. 9 Haziran 2015 Pazartesi günü Karacaahmet Şakirin Camisi’nde kılınan öğle namazından sonra Lüleburgaz’a götürülerek, Ceylanköy’de toprağa verildi. Şiirlerinde Başaran, düzyazılarında M. Başaran, H. Meran, F. Deniz, Mehmet B., Deniz B., F. Ceylan imzalarını da kullandı. Çiftçi ve marangoz Süleyman Başaran ile Zeynep Hanım’ın oğlu. Ressam Prof. Filiz Başaran kızıdır. Mehmet Başaran, 1940’lı yılların sonundan itibaren güçlenen Köy Edebiyatı hareketinin ve köy enstitülü şairler kuşağının önde gelenlerindendir.

İlköğrenimini köyünde ve Uzunköprü’de tamamlayan Mehmet Başaran, 1943’te Kipirtepe Köy Enstitüsü’nü, 1946’da Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’nü bitirdi. Antalya Aksu Köy Enstitüsü’ne öğretmen olarak atandıysa da, 46 seçimlerinden sonra uygulana politikalar sebebi ile 1947’de askere alındı. Dönem sonunda yeden subaylıktan kıtaya çıkarıldı. Askerlik dönüşü Edremit IX. Bölge Gezici Başöğretmenlik görevine atandı. Tevfik İleri’nin bakanlık döneminde köy öğretmenliğe getirildi, kasabada iki yıl ilkokul öğretmenliği yaptı. 1956’da İstanbul Halk Eğitim Folklor Bölümü’nde görev aldı. 1961’den sonra edebiyat öğretmenliği yaptı. Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın (TÖS) kuruluş çalışmalarına katıldı. S. Eyüboğlu yönetimindeki Köy Enstitüleri Dergisi (6 sayı) ile İmece (1961) dergisinin yayın kurullarında bulundu. Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın kuruluş çalışmalarına katıldı (1965); yönetim kurulu üyeliği ve Marmara Bölgesi temsilciliği yaptı. 1979’da kendi isteğiyle emekli oldu. 15 yıl süren yurtdışına çıkış yasağı 1984’te kaldırıldı. 1980’deki askeri darbeden sonra Söğütler Ses Verince ve Yağmur Gelini adlı çocuk kitapları için açılan davalar süre aşımından dolayı düştü. Üç buçuk yıl Yurt Ansiklopedisi’nde çalıştı.

Mehmet Başaran’ın ilk şiirleri 1945’te Köy Enstitüleri Dergisi’nde yayımlandı. Sonraki yıllarda yazı ve şiirleri Yücel, Varlık, Ülkü, Yeditepe, Küçük Dergi, Papirüs, Türk Dili, Yeni Dergi, Yazko Edebiyat, Gösteri, Adam Sanat ve Milliyet Sanat gibi pek çok dergide yer aldı. 1950’den itibaren köy izlenimlerini ve anılarını yazmaya başladı. TRT-2’de “Günebakan” adlı beş bölümlük eğitim programı hazırladı. Öğretmeniz Acıya Sürgün adlı kitabındaki öyküleri sahneye uyarlanarak Kocaeli Bölge Tiyatrosu’nca sahnelendi. Yabancı dillere çevrilen birçok şiir ve öyküsü yurtdışındaki antolojilerde yer aldı. “Yeni bir ateş yakmanın coşkusu içinde, bu coşkunun, yaratıcı emeğin türküsünü” söylemek isteğiyle başladığı şiir çalışmalarını, yine toplumcu gerçekçi bir görüşün egemen olduğu öykülerle sürdürdü. Anı ve izlenimlerinde de köyü, köylüyü ve kendi köy sorununun çözümüne adamış öğretmenleri adadı. Mehmet Başaran, TYS, Edebiyatçılar Derneği, PEN Yazarlar Derneği, Dil Derneği, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı üyesiydi.

ÖDÜLLERİ
  • Elif Diye Bir Türkü ile 1970 TRT Sanat Ödülleri yarışmasında başarı ödülü
  • “Ayrılanmak” adlı öyküsüyle 1974 Sabahattin Ali Hikâye Yarışması’nda ikincilik
  • Memetçik Memet ile 1979 Orhan Kemal Roman Armağanı
  • 1997 Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü
  • 1997 Rıfat Ilgaz Onur Ödülü
  • 1998 Truva Kültür Sanat Ödülü
ESERLERİ

Şiir:

  • Beş Pınar, (ortak kitap) 1945
  • Ahlat Ağacı, İst.: Yücel, 1953
  • Karşılama, İst.: Varlık, 1958
  • Nisan Haritası (Köy Enstitüleri Destanı), İst.: Varlık, 1960
  • Kocakent, İst.: Ekin, 1963
  • Pıtraklı Memleket, İst.: Öncü, 1969
  • Gök Ekin, İst.: Cem, 1975
  • Meşe Seli, İst.: Yazko, 1982
  • Günler Tuz Rengi, İst.: Cem, 1986
  • Sis Dağının Başında Borana Bak Borana, İst.: Cem, 1990
  • Koca Bir Troya Dünya, İst.: Çınar, 1997
  • Pir Sultan Ölür Ölür Dirilir, İst.: Evrensel, 2000

Anlatı (Roman-Öykü-Anı):

  • Çarığımı Yitirdiğim Tarla, İst.: Varlık, 1955
  • Aç Harmanı, İst.: İzlem, 1962
  • Zeytin Ülkesi, Ank.: İmece, 1964 (Yüreğin Sesi- Zeytin Ülkesi adıyla genişletilmiş baskı İst.: Yazko, 1983)
  • Sürgünler, İst.: Ararat, 1970
  • Elif Diye Bir Türkü, İst. 1976
  • Memetçik Memet, İst.: Okar, 1979
  • Dilsiz Oyunu, İst.: Cem, 1983
  • Yasaklı, İst.: Çağdaş, 1987
  • Hoşça Kal Dünya (Denizden Kalanlar), İst.: Cem, 1990
  • Giz Kokan Suskunluk, İst.: Çağdaş, 1991
  • Kalın Mavi Bir Ses, (seçme öyküler) İst.: Cem, 1992
  • Eylülün Kızgın Soluğu, İst.: Çağdaş, 1996
  • Öğretmeniz Acıya Sürgün, Ank.: Güldikeni, 1998

Eğitim:

  • Tonguç Yolu, İst.: Varlık, 1974
  • Özgürleşme Eylemi Köy Enstitüleri, İst.: Çağdaş, 1990
  • Sabahattin Eyuboğlu ve Köy Enstitüleri, İst.: Cem, 1990
  • Aydınlanma Yolunda Eğitim Emekçisi Ferit Oğuz, İst.: Kartal Belediyesi, 1992
  • Başlıca Çocuk Kitabı:
  • Kuş Dili, İst.: Varlık, 1968
  • Akça Kız, İst.: Oba (?), 1970
  • Evvel Evvelken Deve Tellalken, İst.: Milliyet, 1974
  • Aç Kapıyı Bezirgânbaşı, İst.: Koza, 1974
  • Yağmur Gelini, (masal şiir) İst.: Cem, 1975
  • Armutlu Tarla, (masal şiir) İst.: ABeCe, 1979
  • Boyalı Irmak, İst.: ABeCe, 1979
  • Söğütler Ses Verince, (masal şiir) İst.: Cem, 1981
  • Çiçeklerin Dili, İst.: Gendaş, 1991
  • Güneşin Türküsü, İst.: Gerçek Sanat, 1992.
ESER ÖRNEKLERİ
DÜZYAZI ÖRNEKLERİ

“Kişinin dili, düşüncesi, beğenisi, yaşadığı ortamın etkileri altında oluşuyor. Bitkiler nasıl yetiştikleri toprağın, iklimin bitkileriyse, yazarlar ozanlar da, geldikleri toplum katının, sürdükleri yaşamın yazarı, ozanı oluyorlar; kişiliklerinin özsuyu emdiği yerlerden özleniyor yapıtları.

Ben köylüyüm, toprak ter kokuları içinde tutulmuş mayam; köyün çekisi çilesi içinde yoğrulmuşum… İliğimde kemiğimde ‘köy’ var. Köy notları, anılar, şiirler, öyküler yazdım, ömrüm oldukça da yazacağım. Her devirde sırtından birkaç deri çıkarılmaya kalkışılanların acıları, sevinçleri, öfkeleri, özlemleri; gerçek yaşam vardır yazılarımda.

… Köy köy dolaştım yıllarca. Oduncular, pazarcılar, gurbete gidenler, gurbetten dönenler, zeytin toplayıcılarla hayli olarak yaşantılarımız oldu. Taşıt bekledik, ıslandık, dertleştik, köy odalarında geceledik. Halkın içinde yaşayan, Bakanlığından, müfettişe, onbaşısında, muhtarına değin türlü baskılarla bunalttığımız tek aydının, öğretmenin yalnızlığını paylaştım bir ucundan.

Öfkeler, acılar oyuldu içimde. Yaşadıklarımı, gördüklerimi not ettim. Üzerlerinde düşündüm. Yalnız başıma kaldığımda öykülemeye, türküler yakmaya çalıştım bunlardan. Yollarda tek başıma yürürken kurduğum, şiirlerim, öykülerim çoktur. Taş Altındaki Kurbağa adlı şiirimi Kocadağ’dan dönerken bir zeytin ağacı dibinde yazdım. Ahlat Ağacı’nı mısır tarlasında. (Nasıl Yazıyorlar? 1974)”

ŞİİR ÖRNEKLERİ

KOCAKENTTE

I
Bir gece
Işık tarlaları çıktı karşıma
Bilmediğim yazlarda
Başağa kalkmış ekinler
Savruntulu kımıltılı geniş kır
Alıp vermeye başladı içim
Bu aydınlığın tohumundan dedim
Bizim oralara da ekmeli
Kimbilir ne güzel olur
Hasadı harmanı
Nasıl sevinir köylerim

Derken
Büyüdü büyüdü
Kubbe, minare, çarşı kesildi
Gördüğüm ışıklar
Masal ülkesi deniz
“Tophane” dedi yanaştı vapur
Kıvılcımlanmağa başladı kanım
Şehzade değildim
Tutkun değildim
Çalışmağa geliyordum sadece
Dişimi sıktım

VIII
İyi ki yalnız değilim
Benimle tarlalar gökyüzleri
İyi ki gelmişler
Birlikte dokunuyoruz deniz Kız Kulesi’ne
Şuracıkta dikiliyoruz

Kıyamet bir yer koca kent
Ne ararsan onda
Çarşı gibi kadınlar gördüm
Banka gibi adamlar
Otomobillerle dolaşıyor ölüm

İyi ki yalnız değilim
Sen varsın köyler var yanımda
Bir de akşam bu hüzün
Şaştık mı binlerce şaşıyoruz
Kızdık mı binlerce

Nerede halimizi anlayan?
(Ahlat Ağacı, bk. C. 1/193)

KAYNAKÇA: : BF (Nisan 1999); Necatigil, İsimler, 72; Nebioğlu, 121; TDEA, I, 342; Özkırımlı, TEA, I, 192; Kurdakul, Sözlük, 115; Karaalioğlu, 93; Ö. Yağcı, “70 Yaşında ve Hâlâ Aydınlatıyor Mehmet Başaran”, Cumhuriyet Kitap, S. 337 (1 Ağustos 1996), s. 1, 4, 5

 

Paylaş