HAYATI

Halk ozanı. 1898 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesinde dünyaya geldi. 12 Mart 1976 günü Ankara’da yaşama veda etti. Asıl adı Hacı Bektaş Coşkun. Hali vakti yerinde bir ailenin çocuğu olmasına rağmen, I. Dünya Savaşı’nda yetim kalınca çobanlık yapmaya başladı. Birçok kent dolaşarak çoğunlukla okul ve askeri birlikleri gezerek saz çalmadan sadece şiirlerini okuyup Keklik Emine ile olan aşklarını anlatarak, güncel olaylar üzerine söylediği destan kitapçıklarını satarak hayatını kazanmaya çalıştı. Mizah ve hiciv şiirleri de yazdı. Ölümünden sonra Sivas Folkloru dergisinin Ağustos 1976 tarihli 43. sayısı “Âşık Talibî Coşkun Özel Sayısı” olarak yayımlanmıştır.

ESERLERİ

Şiir:

  • Ankara Destanı, Sivas: Kâmil Mtb., 1938 (yb İlâveli Ankara Destanı, 1939)
  • Büyük Ölüm Acısı, 1939
  • Zelzele-Seylap Destanı, Ank., 1943
  • Trakya Destanı, Ank.: Çankaya Mtb., 1944
  • Felek Yarası, 1945
  • Dolaştı Dünyayı Aldı Diline, 1946
  • Seher Yeli Gibi, 1946
  • Erciyes Yaylası, 1949
  • Çukurova Sesleniyor, 1950
  • Samsun Destanı, 1953
  • Kore Harbi Şehitlerinin Destanı, 1953
  • Trabzon’da Coşan Gönül, 1957
  • Kahraman Türk Ordularının Zaferleri, 1958
  • İnkılap Gecesi, 1961
  • Kıbrıs Destanı, 1974
  • Talibi Coşkun ve Keklik Emine, ty

ESER ÖRNEKLERİ

KOŞMA
I
Şu güzelin adı Esme
Darılıp ta bana küsme
Kendini köşeye kısma
Kapıya çık sen el gibi

Seni gaybetine sordum
Yolunun üstüne durdum
Bir çala yüzünü gördüm
Haman savuştun yel gibi

Kendisi esmer benizli
Seherdeki yıldız gözlü
Karakaş kırmızı yüzlü
Açılmış gonca gül gibi

Aşıklar cefayı çeker
güzeller belini büker
Dili tatlı sözü şeker
O yanakları bal gibi

Dağlarda yatan evliya
Yalvardım gani mevlaya
Boyu da benzer selviye
Üğrünür şıvka dal gibi

Sana geldim Baharözü
Yaktı beni ela gözü
Yusuf ağanın tek kızı
Akar bulanır sel gibi

Talibi derdi tazele
Güller bağışlar gazele
Benim gördüğüm güzele
Hizmet eylesem kul gibi
II
Bu sene Mevlam çok verdi kışı,
Dümdüz oldu dere, tepe, taş başı.
Kamyonun içinde on altı kişi,
Hacılar yoluna düştü otobüs.

İşte kaldık Hacılar’ın yolunda,
Bir hüner yok şoförlerin elinde.
Bin dokuz yüz kırk dokuz yılında,
Adın bir tarihe geçti otobüs.

Gitmiyor boşuna kamyon yüz tuttu,
Çalışmıyor her aletler buz tuttu.
Arkadaşlar indi hepte söz tuttu,
Ayazı yedikçe şişti otobüs,

Kimi kazma aldı, kimi küreği,
Kimisinin güp güp atar yüreği.
Şoför Mehmet efendinin durağı,
Ufak belli benzer astı otobüs.

On dört kürekçiyi soğuk yıldırdı
Onlar ayıkladı tipi doldurdu.
Bu yıl kıştan pek çokları çıldırdı,
Senin yiğitliğin geçti otobüs.

Geriki otobüs ileri geçti,
Bizim makineye bir çığır açtı.
Otobüs canlandı hem köy yanaştı.
Gayri yiğitleşti uçtu otobüs.

Motor çalışmıyor teker dönmüyor,
Şoför yalvarıyor kimse inmiyor.
İleri gitmiyor, geri dönmüyor,
Kışa güç yetmiyor şaştı otobüs.

Talibi gurbete düşmüş neylesin,
Bin derdi var hangisini söylesin.
Allah bunaltmasın yardım eylesin,
Hamdolsun tehlike geçti otobüs.

KAYNAKÇA: Necatigil, İsimler, 56; M. S. Koz, “Coşkun, Talibî”, TDEA, II, 82; S. S. Yalçın, Halk Şairi Talibi Coşkun’un Hayatı ve Eserleri, Sivas, 1953; A. E. Uysal, Türk Folklor Araştırmaları, S. 323 (Haziran 1976); K. Özen, “Halk Şairi Talibî Coşkun”, I-V, Sıvas Folkloru, Ağustos 1976-Aralık 1976, s. 43-47.

Paylaş