HAYATI

20 Eylül 1962 günü Diyarbakır’da dünyaya geldi. 1979 yılında Diyarbakır Lisesi’nden mezun oldu. Diyarbakır’da yayınlanan Gündem gazetesinde düzenli olarak köşe yazıları yazdı. Edebiyata şiir ile başladı. Samancı’nın bu ilk eserleri 1985 yılından 1987’ye kadar Sanat Olayı dergisinde yayımlandı. Daha sonra öykü türüne yöneldi ve öykülerini  Adam Öykü ile Defter dergilerinde yayımladı. Uzun yıllar memleketi Diyarbakır’da yaşadıktan sonra Cenevre’ye yerleşti. Halen burada yaşayan yazar, ana dili Kürtçe olarak eserler kaleme almaya devam etmektedir.

Suzan Samancı’nın “Reçine Kokuyordu Helin” adlı kitabı Almanca, Flamanca, İspanyolca ve İtalyanca dillerine; “Kıraç Dağlar Kar Tuttu” Macarca ve Kürtçeye; “İki Anne” adlı öyküsü ise İngilizceye çevrildi. PEN Yazarlar Derneği ve Türkiye Yazarlar Sendikası üyesi olan Samancı’nın “Kıraç Dağlar Kar Tuttu” adlı kitabı 1997’de Orhan Kemal Öykü Ödülünde ikinci oldu. “Perili Kent” adlı öyküsü ise Almanya’nın Sesi Radyosunun açtığı yarışmada ilk yirmi beşe girdi.

“Suzan Samancı’nın romanı, “Korkunun Irmağında”. Anadili Kürtçe olan Samancı’nın, yazı dili Türkçe. Samancı, yörede “uzayıp giden”lerin titreşimlerini kaydediyor; yazısı bir tür deprem kayıt aygıtı gibi. “Korkunun Irmağında”yı bugünlerde okumanın verimi herkes açısından çok yüksek olabilir. Öbür taraftan bakabilmek için. Yazarın bize duyarlığını ve hakikiliğini derinlemesine duyumsatmayı başardığı roman kişisi, yabancılığımızı azaltabilir. Elbette, her esaslı sanat yapıtı gibi, ilk eldeki yer ve zaman bilgilerinden bağımsız olarak da (örneğin, kuşaktaşlık ya da kadınlık konusunda) pek çok şey söyleyen bir romandan söz ediyoruz. Samancı, romanına “yöre”de doğup büyümüş, bu son yıllarda da orada yaşamış bir genç kadını merkez kılıyor. Romana verdiği adın özel olarak ağırlıklı bir anlamı var. Korku ve ırmak. Korku, bizim toplumumuzun egemen duygusu. Ama özellikle “bölge”nin egemeni. (Aslına bakılırsa, Dieter Duhm’un o yaşamsal önemdeki “Kapitalizm ve Korku” kitabını düşünerek, kapitalizmin egemen duygusu da diyebiliriz.) Ve ırmak, yani süreklilik. Irmağı sürekliliğin ve akışın anlatımı olarak koymuş bence başlığa yazar. İsabetle. Süreklilik, korkunun ve baskının kesintisizliği, bıçakla kesilebilecek yoğunlukta oluşu, romanın ortaya koyduğu atmosferin başat özellikleri.” (Necmiye Alpay)

ESERLERİ

ÖYKÜ: Eriyip Gidiyor Gece (1991), Reçine Kokuyordu Hêlin (1993), Kıraç Dağlar Kar Tuttu (1996), Suskunun Gölgesinde (2001), Fırat’a Karışan Öyküler (on beş öykücüden ortak kitap, Tan Oral’ın desenleriyle, 2001).

ROMAN: Korkunun Irmağında (2004), Halepçe’den Gelen Sevgili (2009)

DENEME: Suskunun Gölgesinde (2001).

Paylaş