HAYATI

XIV. yüzyıl şairlerinden. Asıl adı Mes’ud bin Ahmed olan şairin hayatı hakkında hiçbir bilgimiz yoktur. Tezkirelerde de adından bahsedilmeyen bu şair hakkında sahip olduğumuz kısıtlı bilgiyi de ancak eserlerinden elde ediyoruz. Bu eserlerde Hoca Mesud’un Türkçeyi çok güzel kullanması sebebi ile onun yaşadığı dönemin büyük şairlerinden biri olarak kabul etmemiz gerekir. Bilgisine saygı duyulan ve tecrübeleri dolayısıyla kendisinden faydalanılabilecek bir şair olduğu da ortadır.

ESERLERİ
  • Süheyl ü Nev – bahar: 1350’de yazılan bu eser toplam 5568 beyitten oluşur.
  • Ferheng – name-i Sadi: 1354’te yazılmıştır. İran şairlerinden olan Sadi’nin Bostan adlı meşhur eserinden seçilmiş şiirlerin Türk diline nazmen çevirisidir. Hoca Mesud, bu çeviride orijinal esere çok sadık kalmıştır.
ESER ÖRNEKLERİ
SÜHEYL Ü NEV BAHAR

Bütün insanlar ilk uykuya yöneldiler, denizde balık, yuvada kuş yattı.

Melik-zade eline bir kement aldı. Sanırsın ki uyumamak için ant içmişti.

Tekrar korka korka ve çömele çömele karanlıkta o araya ulaştı.

Nev-bahar’ın onu beklediğini ve ne vakit gelecek diye yola baktığını görür.

Sevgili, aşıkın gelmesinden söz ederse şüphesiz aşıkın işi o an düzelir.

Kemendini attı ve ucunu tuttu. Çalıştı güçlükle damın üzerine çıktı.

Birbirlerine sarıldılar ve birbirini öptüler, sanki yana ateşe su serptiler.

Nev-bahar, Süheyl’in elini tutarak odasına götürdü. Ondan sonra sorar:

Dün, günün bensiz nasıl geçti? Benim canım vücudumdan uçtuydu.

Süheyl ona; iyice kanıma susadın ve canıma kastediyorsun der.

Halimi ne soruyorsun, zira cansız gövde kurudur.

Bana yüzünü gösterip ondan sonra kendini şöyle bir çekiyorsun.

Ben ona dayanamıyorum. Ne yapayım, gelip ne yaptım, nereye gideyim?

Buraya geldiğimde pişmanım, beni aşk kendi bildiğime bırakmadı.

Bu gönlüm ne zamana kadar aklını başına almayacak bilmiyorum.

Nev-bahar işitince gülümsedi. Zira bahar olunca gül açılır.

Ey benim işime çare olan, gözümün nuru ve ciğerparem dedi.

Benim halimi de bir kıyasla, zira sensiz eğlence bana matem oldu.

Günümün böyle geçtiğini bilseydin, şaşırıp bana acırdın.

Ne su içtim, ne yiyecek yedim, ne bir an dinlendim, ne de uyudum.

Ağlamaktan gözüm kanlanmıştı ve yüzüm kan yaşına bulaşmıştı.

Aklını topla diye öğüt verirdi, tasalanma, zira tasa insanı yer.

Her zamanki gibi ye, iç, oyna ve gül. Eğer bunları yapmazsan kafi değildir.

Eğer yapmazsam şehir halkının ağzına düşersin. İnsanın aşk işini başarması kolay değildir.

KAYNAKÇA: Banarlı, Nihat Sami (2001). Resimli Türk Edebiyatı Tarihi. C. 1. İstanbul: MEB Yay.

 

Paylaş