HAYATI

Bilgin ve şair. 1344’te Kayseri’de dünyaya geldi. 1398’de Sivas’ta hayatını kaybetti. Oğuzların salur boyuna bağlı bir ailedendir. Asıl adı Burhanüddin Ahmet olup, Kayseri kadısı Şemsettin Mehmet Efendi’nin oğludur. Beş yaşındayken babasından ders almaya başlayan Kadı Burhaneddin, on dört yaşına geldiğinde Arapça, Farsça, mantık ve hikmet öğrenmişti. Aynı yıl babasıyla birlikte Mısır’a gitti, orada İslami bilimler yanında astronomi ve tıp öğrenimi gördü. On dokuz yaşında iken yine babası ile Hicaz’a giderek hacı olup, babasının ölümü üzerine Halep’te bir yıl kalarak çalışmalarını sürdürdü. 1364’te Kayseri’ye döndükten sonra Eretna oğullarından Gıyasettin Mehmet tarafından, babasının yerine kadı olarak atandı. Gıyasettin Mehmet, aralarında Kadı Burhanettin’in de bulunduğu beylerin anlaşması sonucu öldürülünce yerine geçen oğlu Alaettin Ali, Kadı Burhaneddin’i vezirlik görevine getirdi. 1830’de Alaettin Ali ölünce taht yedi yaşındaki oğluna kaldı. Kadı Burhaneddin çıkan karışıklıklardan yararlanarak hükümdarın atabeyi olan Kılıç Arslan’ı ve amcası Keyhüsrev’i öldürerek çocuk hükümdarın atabeyi oldu, kısa bir süre sonra da Sivas’ta kendini sultan ilan etti. On sekiz yıl süren sultanlığı sürekli savaşlar içinde geçti. İçte düşmanlarıyla dışta ise Osmanlılar, Memlukler ve Karamanlılar ile savaştı. Sivas bölgesinde güçlü bir devlet kuran, hatta Çorum yöresindeki Kırkdilim savaşında Osmanlı ordusunu yenen Kadı Burhaneddin’in yaşamı trajik bir biçimde sonuçlandı. Kayseri valisi Şeyh Müeyyet ayaklanıp Karamanoğlu adına hutbe okutunca Kayseri’ye yürümüş, kenti almış, buyruğuna giren Akkoyunlu Karayülük Osman Bey’e vermiş olduğu tutmayarak Şeyh Müeyyet’i öldürmüştür. Bunun üzerine Osman Bey, ordusuyla Divrik kalesine çekildi. Bu davranışı baş kaldırma sayan Kadı Burhaneddin Osman Bey’i cezalandırmak için ardına düştü. Ama pusuya düşerek yenildi, kaçmak isterken yakalandı. Sivas surlarının önüne kadar sürüklendi, başı kesilip bir mızrağın ucuna takıldı, cesedi dört parçaya bölünüp her parçası bir sırığa bağlanarak kentin kapılarına dikildi. Karayülük Osman Bey, Sivas’ı almak istemişse de, Sivaslılar Yıldırım Beyazıt’a başvurunca geri çekilmek durumunda kalmıştı.

Kadı Burhaneddin’in şiirleri, Azeri Türkçesi ürünleri arasında sayılmaktadır. Dili biraz kaba, Türkçeyi aruza uydurmak istemesi nedeni ile şiir tekniği kusurlu olmakla birlikte şiirlerinde içten, çok canlı, kendine özgü bir eda vardır. Şiirlerinde tasavvuf etkisi sezilse de günlük yaşamdan alınmış imgeler ağır basar. Kimi şiirlerinde kişiliğinin sert ve kavgacı yönü ağır basar. Türkçe şiirleri dil tarihi açısından önemli olduğu gibi, eski Türk şiiri biçimlerinden sayılan tuyugları da ayrı bir önem taşır. Tuyuglarından:

Hakka şükür koçlarun devranıdur
Cümle alem bu demin hayranıdır
Gün batarken gün doğan yire değin
Aşk erinin bir nefes seyranıdır
*
Kankı canda od varını ah bilür
Başda ne yazılmışın ol şah bilür
Can girüptür aşkı yoluna onun
Yola çıkanun işin Allah bilür
*
Özni alışık gören serdar bolur
Enelhak dava kılan berdar olur
Er oldur hak yoluna baş oynaya
Döşekde ölen yiğit murdar olur

ESERLERİ
  • Divan (1944)
  • Tercihü’l-Tavzih (Fıkhî bir eser)
  • İksürü’s-Saadet fi Esrarü’l İbâdât (Arapça ve fıkıh konusunda bir eser, Ayasofya ktp.)
ESER ÖRNEKLERİ
KADI BURHANEDDİN ŞİİRLERİ

I

Benzim sarı vü yaşımı al ettin öyle mi?
Sevdan ile tenimi hayal ettin öyle mi?

Od ile su içinde beni müstemend edip
Aşkını od yarunu zülal ettin öyle mi?

Cadu gözün ve dane benin dam saçların
Sayd etmeğe canımı kim al ettin öyle mi?

Bir buseyi bana e müsülman haram edip
Kan içmeyi lebine helal ettin öyle mi?

Gözün biayhini yüreğimi kılır hedef
Aşkına kaddimi dahi bal ettin öyle mi?

Bedr dahi gönüledi ola mı ay yüzün
Nal olmağa atına ettin öyle mi?

II

Hemişe aşık gönül büryan bolur
Her nefes garip gözü giryan bolur
Sofuların dileği mihrap namaz
Er kişinin arzusu meydan olur

III

Şaha senün cemalünü göreyim andan öleyim
Susamışam visaline ireyüm andan öleyim
Dün gice düşte ben seni benim ile görür idim
Bu düşümün ta’birini yorayım andan öleyim

IV

Gözi can esrütmeğe hammar imiş
Kaşı gönül yıhmağa mimar imiş
Diledüm halim ki gözine diyem
Turfa bodur gözleri bimar imiş

KAYNAKÇA: Bursalı Mehmed Tahir / Osmanlı Müellifleri I (1972), Behçet Necatigil / Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü (18. bas. 1999), Şükran Kurdakul / Şairler ve Yazarlar Sözlüğü (gen. 6. bas. 1999), Abdülkerim Özaydın / TDV İslâm Ansiklopedisi (c. 24, 2001), Alim Yıldız / Sivaslı Şairler Antolojisi (2003).

Paylaş