HAYATI

Divan şairi. 1353’te İznik’te dünyaya geldi. 1469-70’te İznik’te yaşama veda etti. Orada toprağa verildi. Kadiri tarikatını eşrefiye kolunun kurucusudur. Mısırlı bir aileden gelmektedir. Eşrefoğlu Rumi, İbnü’l-Eşref, Eşrefzade, Eşref-i Rumî, Abdullah Rumî ve Abdullah İznikî adlarıyla da tanındı. Dedesi Muhammet Mısırlı imiş. Babası Ahmet Eşref ise önce Hama’ya, oradan da İznik’e gelerek, yerleşmiş ve burada evlenmiştir.

Eşrefoğlu Rumi, öğrenimine İznik’te başladı. Daha sonra Bursa’da bulunan Çelebi Sultan Medresesi’ne devam etti. Burada Alaettin Ali Tusi’nin yardımcısı olmasına karşın tasavvufa duyduğu ilgi yüzünden medreseyi bırakıp Abdal Mehmet adlı yarı deli bir dervişin işareti ile Emir Sultan’a bağlandı. Emir Sultan da onu Hacı Bayram-ı Veli’ye gönderdi. Hacı Bayram’ın yanında on bir yıl kaldı, bütün sınavlardan geçti. Şeyhinin kızı ile evlendi ve şeyhinden icazet aldı. Bir süre sonra İznik’ döndü. Ardından Hacı Bayram-ı Veli tarafından Abdülkadir Geylani’nin Hama’da oturan oğullarından Hüseyin-i Hamavi’ye gönderildi. Onun yanında erbain çıkarıp hilafet olarak kadiri tarikatını Anadolu’ya yaymak için İznik’te tekrar gönderildi. Burada bir dergah kurdu ve tarikatını yaymaya başladı. Eşreffiye kolu İznik ve çevresinde hızla yayıldı. İstanbul’da da zaviye kurduğu söylenmektedir.

Eşrefoğlu Rumi, tasavvuf etkisindeki halk edebiyatında önemli bir yer tutar. Şiirlerinde Yunus Emre etkisi sezilir. Mehmet Fuat Köprülü, onun panteist bir mutasavvıf olduğunu belirtir. Aruz ölçüsü ile kaleme aldığı şiirleri zayıf ve kusurludur. Hece ile yazılanlarda ise Yunus Emre’ye yakın bir içtenlik görülür:

“Aşkın odu ciğerimi yakageldi yakagider

Garip başım bu sevdayı çekegeldi çekegider”

beyitli şiiri gibi kimi şiirleri Yunus Emre’nin sanılmış onun kadiri tarikatından olduğu ileri sürülmüştür. Yalnız, Eşrefoğlu Rumi’nin dilinin Yunus’a göre bozulmuş olduğu, kimi kafiye düşüklükleri görüldüğü, ayrıca sanat düşüncesinden uzak, inancını yayma amacı güttüğü belirtilmelidir:

“Aşk sayrısı olanlara gelsinler timar eyleyem

İçerüm aşk şerbetini dosttan haberdar eyleyem

Ben dostu görüp gelmişem devranım görüp gelmişem

Dost dostlara gelsin dedi geldim ki haber eyleyem”

ESERLERİ

Eşrefoğlu Rumi’nin Divan’ı birçok kez basıldı. Müzekki’n-Nüfus (Tasavvuf ilkeleri ile ilgili mensur bir yapıt. Çeşitli basımları yapıldı. Basılmamış risaleleri arasında da Tarikatname ve Fütüvvetname sayılabilir.

ESER ÖRNEKLERİ

Ölmez imiş aşık canı

Hiç çürümez imiş teni

Aşk her kimi kıldı fani

Ana zeval ermez imiş

 

Aşkın ile bileşenler

Senin ile buluşanlar

Sen maşuka erişenler

Ezel ebed olmaz imiş

 

Aşkına düşen canların

Yoluna baş verenlerin

Aşkla bülbül olanların

Kimse dilin bilmez imiş

 

Eşrefoğlu Rumi senin

Yansın aşk oduna canın

Aşk oduna yanmayanın

Kalbi safi olmaz imiş

FAKİRLİĞE ÖVGÜ

Bu fakirlik dedikleri eğer sual olunursa… bir gizli sultanlıktır. Kimse bilmez bunun lezzetini, yine fukara bilir ve bu fakirler uçmakta dahi sultan olsalar gerektir. Resul Hazreti eydür sallallahu aleyhi ve selam: “Mirac gecesi bana cenneti arz ettiler, esker halkını fukara gördüm” dir. “Cehennemi arz ettiler, ekser halkını hatunlar ile ganiler gördüm” dir. Bu fakirlere sultanlar demek mani budur kim bunlar şeytan kulu olmaktan kurtulmuşlardır. Ve bu ganiler şeytan kulu olup dururlar. Şeytan bunları dünyanın ol yedi türlü bendiyle bağlamıştır, berkitmiştir, kul etmiştir. Nite ki Hak Teala celle ve ala ol yidi tuzağa beyan eder. Pes bu bendleriyle bunları şeytan avladı, tuttu. Gönüllerini bu dünyanın bu metalarına müteallik edip muhkem bağladı. Ayruk bunların bu tuzaktan kurtulması asan değüldür. Meğer ki inayet-i Hak yetişe. Ebubekir hazretlerine eriştiği gibi radiyallahu anh, dahi kalanı azizlere eriştiği gibi cemi dünyalarını hak yoluna verdiler. Dahi kendiler bir lokma, bir hırka ihtiyar ettiler.

KAYNAKÇA: Behçet Necatigil / Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü (18. bas. 1999), Şükran Kurdakul / Şairler ve Yazarlar Sözlüğü (6. bas. 1999), İhsan Işık / Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2006).

Paylaş