HAYATI

Roman yazarı. 3 Ağustos 1934 günü İstanbul’da dünyaya geldi. 2 Ocak 2016’da İstanbul’da yaşama veda etti. Teşvikiye Camii’nde Öğle namazı müteakibi kılınan cenaze namazı sonrası Zincirli Kuyu Mezarlığına defnedildi.

Avukat Emine Hanım ile yargıç Hasan Tahsin Okur’un oğlu. Galatasaray Lisesi’ni (1954), Cenevre Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni (1961) bitirdi. Aynı fakültede “Anonim Şirketler Hukuku” konulu doktora çalışması Cenevre Üniversitesi Hukuk Ödülü’ne layık görüldü. 1965’ten beri İstanbul’da avukatlık yapıyor, bekâr. 1950’li yıllarda Varlık, Yenilik, Mavi dergilerinde şiirleri, Sabah, Vatan gazetelerinde tiyatro eleştirileri yayımlandı. Aynı yıllarda Cep Tiyatrosu’nun kurucuları arasında yer aldı ve bir süre sahneye çıktı.

ESERLERİ

Roman:

  • Hulki Bey ve Arkadaşları, İst.: Can, 1999
  • Güvercinler, İst.: Can, 2000
  • Topal Viktor’un Anıları, İst.: Can, 2001
  • Piyano, İst.: Can, 2003
  • Büyücü, İst.: Can, 2007
  • Deniz Taşları, İst.: Can, 2008

Öykü:

  • Zaman Kim Söyleyecek Şarkıları, İst.: Can, 2002
  • Tutuklanacaklar Listesi, İst.: Can, 2007

ESER ÖRNEKLERİ

HULKİ BEY VE ARKADAŞLARI’NDAN

Senin repertuvarında denge yok. Bir tango, ardından nihavent, derken vals, derken Rumca, derken Edith Piaf… — Ama, Aleksi bunu bilinçle yapıyorum. Böylesi daha çok coşturuyor. Benim amacım, herkesin bildiği şarkıları söylemek. Konser vermiyorum ki. Amacım herkese şarkı söyletmek. Şarkılardan daha hızlı paylaşabildiğimiz başka şey var mı?

Oysa, onu koşturan artık yazgısının yerçekimiydi. Onu koştura koştura çeken tarihin mıknatıslarıydı. Kıbrıs’a ilişkin Londra Konferansı’yla Ankara arasında biri, umursamadan istekaya bir tebeşir darbesi atmış, ilk topa sonunu düşünmeden pervasızca vurmuştu. Artık, toplar fiziğin kurallarına uyacak, birbirlerine vuracaktı. Buna engel olmak olası değildi.

Her şey onun istediği gibi, her şey eskisi gibiydi. Sadece bazı kokular, bazı renkler, bazı sesler eksikti. Şu anda salon, eskisi gibi anason, ısıtılmış şarap, tarçın kokmuyor; tutkal, ahşap cilası, yağlıboya kokuyordu. Ama, nasıl olsa bu kokular uçup gidecek, salonu eski kokuları dolduracak, avize gene sarımtrak ılık ışığıyla salona eski rengini verecek, orkestra eşliğinde hep birlikte söylenen şarkılarla, gene şen şakrak, oynak, eski sesine kavuşacaktı salon. Gene eskisi gibi karadan çözülüp hem gecenin rahmine sığınan hem kıyısız denizlere açılan bir tekne olmayı sürdürecekti.

Gövdesi maun kaplama, tablası çinko barın önüne birikmiş kalabalık, bundan on bir yıl öncekinin aksine, artık kasketli, şapkalı, sakalları uzamış, boşalmış şişeler gibi duran, umudu bekleyen umutsuzlar yerine, mutlu olduğunu sanan duyarsızlarla dolu. İstanbul burjuvazisinden bir kesit.

Oysa, onu koşturan artık yazgısının yerçekimiydi. Onu koştura koştura çeken tarihin mıknatıslarıydı. Kıbrıs’a ilişkin Londra Konferansı’yla Ankara arasında biri, umursamadan istekaya bir tebeşir darbesi atmış, ilk topa sonunu düşünmeden pervasızca vurmuştu. Artık, toplar fiziğin kurallarına uyacak, birbirlerine vuracaktı. Buna engel olmak olası değildi.

Öyle değil, böyle değil de, nasıl olduğunu, Türk halkı, beş yıl sonra Yassıada duruşmalarında öğrenecekti. Bombayı, ne Yunanlılar koymuştu ne Ugandalılar. Atatürk’ün Selanik’teki evine bombayı Türkler koymuştu. Milli İstihbarat Teşkilatı düzenlemişti bunu. Kıbrıs’a ilişkin, Londra Konferansı’nda Dışişleri Bakanı Zorlu, zorlanmaya başlayınca, Yunanistan’ı bomba olayıyla kamuoyunda zor duruma düşürüp Türkiye yararına puan toplama düşüncesi filizlenmişti. Bu üstün zeka ürününün ilk sahibi, daha sonraları da kesin olarak saptanamadı; ama bomba girişimi uygun bulunmuştu. Dolayısıyla bu alçak saldırıya karşı, 6 Eylül akşamı, Taksim’de bir protesto mitingi düzenlenecekti. Türkiye, böyle bir saldırıya karşı kayıtsız kalamazdı.

KAYNAKÇA: Z. Coşkun, “Hayat Adamı Ne Yapar?”, Radikal Cumartesi (19 Şubat 2000); E. Öktem, “Geçmiş Zaman İçinde Sultani Yegâh Requiem”, Cumhuriyet Kitap (2 Mart 2000); Z. Coşkun, “Hiçliğin Destanı: Güvercinler”, Radikal Cumartesi (13 Şubat 2001); D. Derman, “Bir Köpeğin Gözünden Haliperişanımız” (Söyleşi), Radikal Kitap (14 Eylül 2001).

Paylaş