HAYATI

Şair ve yazar. 11 Kasım 1960 günü İstanbul’da dünyaya geldi. Aydan Hanım ile şair, yazar ve yayımcı Güngör Gençay’ın oğlu. 1973’te Kocamustafapaşa Ortaokulu’nu, 1978’de Vefa Lisesi’ni bitirdi. 1978’den itibaren İstanbul amatör küme takımlarında futbol oynadı. 1997’de Radyo Ten’de “3üncü Göz” programını hazırlayıp sundu. 1988’den beri İstanbul Atatürk Hava Limanı’nda memur. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği üyesidir.  

Gürkal Gençay’ın “Bir Yeni Sene İletisi” adlı ilk şiiri 1992’de Yelpaze dergisinde çıktı. Şiir ve yazılarını Yaşama Sevinci ve Buğday dergileri ile Alınteri gazetesinde yayımladı. 

ESERLERİ

Şiir:  

  • Sevgiliye Gizli Mektuplar, İst.: Örtülü Sanat, 1996 

Diğer:  

  • Yarınları Tüketmek Dünden, (öykü, şiir, makale) İst.: Örtülü Sanat, 1999. 

ESER ÖRNEKLERİ

Z / Yazılar – Damdaki Kemancılar 

(insanlar; omuzlarında, “ahiret ve muamelâta dair tüm amellerini takip edecek olan” iki melek ile doğarlar. / öldüklerinde ise; iki sorgucu, münkir ve nekir’in ve de kiramen kâtibin meleklerinin huzurunda olurlar… / hayvanlarda ise böyle bir şey olmaz. / çünkü onların kendileri birer melektirler…) 

 
Mart aylarında, yakışıklı erkek kedilerin güzel ve narin dişi kedilere geceden sabaha dek uzanan serenadına kulak tanıklığı yaparız. 
Yirmi farklı ses çıkarabilme yeteneğine sahip olan tüylü dostlarımız bu özelliklerini mart ayı boyunca partnerlerine mesaj vermede kullanırlar. 
Evlerin damlarından, balkonlarından ve sokakların kuytularından yükselen bu “Miyav” senfonisi adeta kediler orkestrasının 
sunduğu açık hava konserlerinin en hüzünlü, en davetkar şarkısıdır. 

Dört ayaklı dostlarımız beton binaların, taş duvarların, çelik gövdeli elektrik direklerinin ve asfaltların sardığı kentlerde, 
insanoğlunun mekanik kuşatılmışlığına karşı inatla şarkılarını söylediler. 
Göz göre göre ellerimizden kayıp giden ve hızla elektronikleştirilen doğanın bu hazin durumuna karşın “ Bakmayın güneşin battığına, gözlerinizi kaplayan o karanlığa… Bakmayın… Uzaklarda bir yerlerde mutlaka bir yıldız parlıyordur.” dediler. 
Parlak yıldızları gözleriyle, hırçın suların çağıltılarını sesleriyle damlarımıza, çatılarımıza ve sokaklara taşıyarak doğanın hala bizden ümidini kesmediğini söylediler. 

Onlar, göçmen kuşların ve leyleklerin sıcak diyarlara kanat açarak terk ettikleri çatılarımıza birer davetsiz misafir gibi geldiler. 
Ve inatla şarkılar söylediler. Sevdiler, seviştiler… 

“ Her doğan çocuk, tanrının dünyadan umudunu kesmediğini gösterir” sözünde olduğu gibi doğdular, doğurdular… 
Yavrularının narin ve çelimsiz vücutlarında yeşertmeye çalıştıkları “umut”a meme verdiler. 

… 

KAYNAKÇA: TBE Ansiklopedisi (2001), TDOE – TDE Ansiklopedisi 4 (2004). 
 

Paylaş