HAYATI

Gazeteci, yazar ve çevirmen. 24 Ağustos 1957 günü Ankara’da dünyaya geldi. ODTÜ Şehir Planlama Bölümü’nü bitirdi. İstanbul Şehir Tiyatroları’nda dramaturg, sinema sektöründe senarist ve asistan olarak çalıştı. M. Mungan ve C. Çalışkur’la birlikte Ankara’da Yeni İnsan adlı bir dergi çıkardı (1980); Y. Müderrisoğlu ile “Gölge Ustası” adlı iki bölümlük bir oyun yazdı (1981). Radikal gazetesinde yazdı. İstanbul’da yaşıyor. 1978’den itibaren şiir ve yazılarını dergilerde yayımladı. Şiirlerinin yanı sıra kültür, politika ve edebiyat konularında yazdığı yazılarla da dikkat çekti.

ESERLERİ

Şiir:

  • Cihangir Kedileri, İst.: Korsan, 1993

Çocuk Kitabı:

  • Gözyaşından Okyanusa, İst.: Ödül Alan Kitaplar, 1981

Diğer:

  • Gözaltında Kayıp: Onu Unutma!, İst.: Metis, 1995
  • Türkiye Sizinle Gurur Duyuyor, İst.: Metis, 1998.

ESER ÖRNEKLERİ

BAHÇE’DEN

Adını hatırlamadığım Batılı bir gezgin “Bütün dünyayı Mardinleştirmeliyiz” yazmış. İlk gidişlerimden birinde bir kitapta karşılaştığım, bana henüz gizli bir parola gibi gelen bu cümleyi bir gün apansız tenimde hissettiğimde başladı şehir.

Kimse sokaklarda birbirine bağırmıyor. Büyük şehirlerin kirli asabiyeti hiç dolaşmamış bu sokakları. Mardin, şehirlerin bir güzeli. İnsan en sevdiğini bile gözü kapalı emanet edebilir Mardin’e. Mardin’in kendini yalnız hissettiğinde onun sırtını okşayacağını; umut veren bir insanlık meseli gibi onu kucaklayıp koruyacağını bilirsiniz.

Bu çöl şehrinde sanki dipte bir su durmadan, durmadan çağıldıyor. Şehrin yarısından çoğu gökyüzü. Bulutların oynadığı oyunlar, yıldızların heyecanı, yazları akşam rüzgârının şefkati, bu şehrin bütün gezgin rehberlerinde yer almalı. Çünkü Mardin, bir gökyüzü şehri.

Müslüman Hıristiyan’dan razı. Arap, Yezide’den; Süryani Kürt’ten memnun. Benzersiz medreselerinde Hanefilerle Şafilerin türbeleri yan yana. Eyvanlarında aynı suyla serinletiyorlar enselerini. Dünyayı Mardinleştirmeliyiz diyen, bu birbirini muhabbetle seven, birbirinin adetini koruyan halka bakıp da demiş.

“17 Yaşında”

Babasına, “Mektubunda bu acıya dayanamayacağını söylüyorsun. Ben, nice dayanılamayacak acılara dayanıldığına tanık oldum. Kaldı ki sen güçlü bir insansın. Kendini kapıp koyvermediğin sürece ve bira da benim bakış açımla bakmaya çalışırsan böyle bir şey olmaz inancındayım.” yazmıştı son mektubunda. Babası, dayanamadı. Oğlunun ince, narin boynuna ilmeğin gecirilişinden sonra bir yıl içinde öldü.Anası Erdal’ı hâlâ rüyalarında 17 yaşındaki hâliyle görüyor.

KAYNAKÇA:  İhsan Işık / Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2. bas., 2009).

Paylaş