HAYATI

XVI-XVII. yüzyıl Bektaşi şairlerinden. Asıl adı Halil. Doğum yeri Dimetoka’dır. 1628’de Hacı Bektaş kazasındaki Bektaşi tekkesinde şeyh olan ve 1650’ye kadar bu hizmette kalan Vahdeti Baba’nın yaşamı hakkında başka bir bilgi yoktur. Bir terc-i bendinde,

“Pir-i erkan-ı tarikat Hacı Bektaş-ı Veli”

ve

“İsmi Sersem Ali’dir mürşid-i erkana illet”

dediğine bakılırsa Bektaşi olduğu, Sersem Ali Dedebaba’nın müritleri arasında yer aldığı anlaşılmaktadır. Ama Yenipazarlı Vahdeti ile, Vahdeti Baba’nın aynı kişi olduğu da düşünülebilir. A. Gölpınarlı, bu olasılıktan söz etmiyor (Alevi Bektaşi Nefesleri, s:19-20). Sadettin Nüzhet de adı geçen (Bektaşi Şairleri, s:390) Vahdeti Baba’yı, ayrı bir şair olarak değerlendiriyor. Yenipazarlı Vahdeti’nin, divan şairlerinin yaşamlarının konu alan çağdaş tezkirelerde anılmadığı, belki Bağdat’a gittiği için Ahdi Tezkiresi’nde anıldığı düşünülür. Anadolu’ya geldikten sonra nerede, nasıl yaşadığı bilinmediği göz önünde alınırsa, tek bir Vahdeti’nin söz konusu olabileceği üzerinde durulabilir. Elde tek bir nüshası bulunan Divan’ın, iki ayrı şaire bağlanması, birinci Vahdeti’nin Mevlevi olmakla birlikte Caferi ve Hurufi inançlara bağlı bulunması da bu düşünceyi desteklemektedir. A. Sırrı Levend tarafından söz edilen, Hz. Ali’nin sözleri ile ilgili olan yapıtın da bir Bektaşi şeyhi olduğuna göre Vahdeti Baba’ya ait olabileceği de öne sürülebilir. Vahdeti Baba’nın yaşamı ile ilgili bilgilerin, onu, belki de yüz yaşına kadar yaşamış göstermesi bu açıdan dikkate değer. Ancak elde bulunan yapıtların titizlikle incelenmesi, bu konuyu aydınlatabilir; inançları ve yaşadıkları yıllar birbirine çok yakın olan iki Vahdeti’nin mi bulunduğu, yoksa aynı şairin mi söz konusu olduğu ortaya konulabilir. Şiirlerinden gördüğümüz Vahdeti Baba’nın dili yumuşak, yer yer ağdalı, akıcı ve içtendir. Kırsal kesim ozanı değildir, daha çok kentlerde tanınmaktadır.

ESERLERİ
  • Divan

KAYNAKÇA: A. Gölpınarlı, Alevi Bektaşi Şairleri, A. Sırrı Levend, Bektaşi Şairleri, Vahdeti” (1998). Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi. Cilt 8. İstanbul: Dergâh Yay. s. 497.

 

Paylaş