HAYATI

Şair ve meddah. Trabzon’da dünyaya geldiği bilinen Tıfli Ahmet Çelebi’nin doğum tarihi hakkında tam bir bilgi yoktur. 1660’ta İstanbul’da hayatını kaybetmiş ve Silivrikapı’ya gömülmüştür. Abdülaziz Efendi adı ile anılan bir adamın oğludur. Çocuk yaşta şiir yazmaya başladı bu sebeple de şiirlerinde Tıfli mahlasını kullandı. Yetişmesi hakkında herhangi bir bilgi yoksa da şiirlerinden ve nüktelerinden iyi bir eğitim aldığı anlaşılmaktadır. Önceleri kimi büyüklerin meclislerinde bulunarak anlattığı hikayelerle dikkat çekmiş, daha sonra da IV. Murat’ın nedimleri arasına girmiştir. Padişahın huzurunda Şehname okuduğu ve yakınlarından olduğu bütün kaynaklarda belirtilir. Evkaf ve gümrükten bağışlanan gelir ile rahat bir yaşam sürmüştür. Melami büyüklerinden olan İdris-i Muhtefi’nin müritlerinden olduğu biliniyor. Tıfli Ahmet Çelebi, aynı zamanda, boyunun çok uzun olması nedeni ile de Leylek Tıfli olarak da anılırmış.

Divan’ı olan ve şairliği tezkire yazarları tarafından övülen Tıfli, asıl ününü meddahlıktaki ustalığına borçludur. Hikaye anlatmakta olan ustalığı, kendinden sonra gelenler için bir ölçü olarak kullanmış, latifeleri, nükteleri fıkralar halinde günümüze kadar gelmiştir. Hele kim halk hikayesinde, Tıfli ve Sultan Murat’ın hikayesi olarak karşımıza çıkmaları (Sansar Mustafa, Hançerli Hanım) bu ünün temelsiz olmadığını gösterir. Şehnamehanlıkta ve sergüzeşt anlatmada eşsizliğini dile getiren Rıza’nın (Rıza Tezkiresi) yanı sıra; Şeyhi de, herkesin bildiği hayali hikayeleri naklederken yeni bir tazelik kazandırdığı söyler ki, bu da Tıfli Ahmet Çelebi’nin sıradan bir anlatıcıdan çok, bir yaratıcı olduğunu kanıtlar. Bu alandaki çalışmaların eksikliği ve sözlü edebiyat ürünlerini saptamaktaki zorluklar, kesin sonuçlara ulaşılmasını engellemektedir. Yukarıda adı geçen hikayelerin ev Tıfli’ye bağlana latifeler ile fıkraların, onun mu olduğu, yoksa daha sonraki dönemlerde uydurularak adından mı yararlanıldığı ise bilinmemektedir. Hepsinin ağızdan ağıza günümüze kadar gelmiş olduğu düşünülürse bile, sözü edilen latife ve hikayelerin pek çok değişikliğe uğradığı ve anominleştiği de kesindir.

ESERLERİ
  • Divan (Seyrekzâde Âsım, Tezkire’sinde, Tıflî’nin mükemmel Divan’ının olduğunu belirtir. Tıflî Divanı’nın British Museum nüshası, şairin ölümü için düşülen ve diğer nüshalarda olmayan tarihleri ihtiva etmektedir.)
ESER ÖRNEKLERİ
DİVAN’DAN

GAZELLER

GAZEL I

Vireli bağda revnak gül-i al üstine gül
Şeh-levendüm takınur kırmızı şal üstine gül

Hasıdur var ise sultan-ı baharun gülşen
Jale nakdini alur sal-be-sal üstine gül

Damen-efşan yetiş ey bülbül-i şuride yetiş
Çıkdı gülşende ser-i şah-ı nihal üstine gül

Dağlar sinede dil nalede güya kodılar
Kafes-i bülbül-i şuride-makal üstine gül

Şi’r-i üstaddaki gülleri seyr it Tıfli
Dökdi evrakını bir ab-ı zülal üstine gül

GAZEL II

Yar sormazsa gönül halini izhar idemez
Cürmini kimse kolaylık ile ikrar idemez

Söylemez gömleğine sırrını eshab-ı hıred
Kimseyi tecrübesiz mahrem-i esrar idemez

Yar-ı bed-kardan insana gelür öyle zarar
Cidd ü sa’y eylese yıllar ile agyar idemez

Geçmeden va’desi şu va’d-i lebün bir soralum
Sanırım kendi de ikrarını inkar idemez

Tıfli mecruh-ı gamun hem siteminden tersan
İddi’a eylese de hakkını ısrar idemez

GAZEL III

Halini görsem o yarun zar u nalan olsa da
Kendü gibi bir peri-ruhsara hayran olsa da

Hatem-i engüşti naza eylemez yine kabul
Eşk-i çeşmüm gayreti la’l-i Bedahşan olsa da

Bir nefes itmem feramuş afitab-ı hüsnüni
Hicr-i gamzenle mekanum sahn-ı zından olsa da

Cezb-i ‘ışkunla ser-i kuyundayum sabit-kadem
Fitne-i çeşmün ile her günde bir kan olsa da

Eylesün her meclisinde yine hazm ü ihtiyat
Tıflıya cem’iyyet-i a’da perişan olsa da

KAYNAKÇA: Çınar, Bekir (2003). “Türk Edebiyatında Vasiyyetnâmeler ve İki Şair (Tıflî / Tarzî) Arasında Kalan Bir Vasiyyetnâme”. Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi. S.9. İstanbul: Kocav Vakfı Yay.

 

 

Paylaş