HAYATI

Şair. 27 Ocak 1943’te İstanbul’da dünyaya geldi. Asıl adı Hikmet Süreyya KANIPAK olan Berfe, bazı yapıtlarını Süreyya Kanıpak imzası ile kaleme aldı. Nermin Hanım ile Fransızca öğretmeni Metin Kanıpak’ın oğlu. Baba tarafından Atatürk ile kan bağı vardır.

Ortaöğrenimini 1960’ta Çanakkale Lisesi’nde tamamlayan Süreyya Berfe, bir süre İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde öğrenim gördü. Yedek subay öğretmen olarak askerliğini yaptıktan sonra Arkın Yayınları’nda ve bir ilan şirketinde çalıştı. Asyalı adlı bir dergide yazı işleri müdürü oldu. 1976’da bir yayınevinin çocuk kitapları bölümünde çalıştı. Daha sonra reklam şirketlerinde metin yazarlığı yaptı. Berfe, yaşamını halen Foça’da sürdürmektedir.

Süreyya Berfe’nin ilk şiiri 1962’de Yön dergisinde yayımlandı. Şiirleri Süreyya Kanıpak imzasıyla 1965’e kadar Düzlem, Zeren, Yelken, Türk Dili, Soyut gibi dergilerde yer aldı. Sonraki yıllarda şiirleri Papirüs, Yeni Dergi, Yazı, Forum, Oluşum, Soyut, Ant, Yeni Edebiyat, Yeni a, Birikim, Milliyet Sanat, Defter, kitap-lık, Gösteri dergileriyle Yeni Gazete ve Ulus gazetelerinde çıktı. 1966’da “Kasaba” adlı şiiriyle kazandığı Türkiye Milli Talebe Federasyonu Kültür Yarışması birincilik ödülü, tanınmasını sağladı. 1960 Kuşağı olarak anılan İ. Özel, A. Behramoğlu, E. Berköz ve R. Durbaş gibi şairler arasında yer aldı. İkinci Yeni’nin etkisiyle ilk şiirlerinde soyutlamalara eğilim duydu; kişide karıncalanma duygusu uyandıran bir envanter tutkusu, sağlam bir çağrışım şiiri, tutarlı bir görüntü sevgisi ve her şeye bakmak isteyen bir derviş tavrı olduğu belirtildi. Süreyya Berfe, şiirlerinde gerçekçi temaları, sıcak ve içten bir hava içinde vermeyi başararak kuşağının ilgi ile izlenen şairlerinden biri oldu. (Şükran Kurdakul)

Süreyya Berfe, 1966’dan sonra, halk şiiri geleneğinin zengin kaynağından beslenen yeni bir şiir dili kurmanın olanaklarını aradı. Bu arayışın ürünü olan ilk şiir kitabı Gün Ola’da, Anadolu’nun bir köyünde kısa bir süre tanıklık ettiği bir dili ve bu dille iç içe gelişmiş olayları, durumları, koşulları yansıtmak istedi. Oldukça tartışılan bu kitabında Türkmen ve Avşar ağıtlarının, halk ozanlarının, türkülerin ve Nâzım Hikmet’in etkileri gözlendi. Daha sonraki şiirlerinde, halk şiirinin olanaklarından yararlanarak gerçekçi temaları, sağlam gözlemlerle, sıcak ve içtenlikli bir hava içinde vermeyi başardı. “Hepsi O Kadar” adlı şiiri E. Ülker ve V. Sakman tarafından bestelendi.

Süreyya Berfe, “Kasaba” şiiriyle 1966’da Türkiye Milli Talebe Federasyonu Kültür Yarışması Ödülünün sahibi oldu. Berfe ayrıca, Şiir Çalışmaları adlı eseri ile 1992’de Cemal Süreya Şiir Ödülüne; Nâbiga ile 2001’de Behçet Necatigil Şiir Ödülüne; Seni Seviyorum ile 2002’de Orhan Murat Arıburnu Şiir Ödülüne layık görüldü.

ESERLERİ

Şiir:

  • Gün Ola, İst.: Fikir Kulüpleri Federasyonu, 1969
  • Savrulan, İst.: Yücel, 1971
  • Hayat ile Şiir, İst.: Hür, 1980
  • Şiir Çalışmaları, İst.: Can, 1992
  • Ruhumun, İst.: YKY, 1998
  • Kalfa (1965-1998) İst.: YKY, 1999
  • Seçme Şiirler, İst.: Adam, 2001
  • Nâbiga, İst.: Adam, 2001
  • Seni Seviyorum, İst.: Adam, 2002
  • Foklar Söyledi Ben Yazdım, İst.: YKY, 2005
  • Çıkrık, İst.: YKY, 2008

Çocuk Kitabı:

  • İlkokullar İçin Matematik, İst.: Milliyet, 1976
  • Çocukça, (şiirler) İst.: Can, 1982
  • Eksik Alfabe, İst.: Adam, 2003
ESER ÖRNEKLERİ

BÜYÜR SENİN ÖLÜMÜN

Ölüm konuşamaz, dili taşa ağzı derindedir
Geçer gider dünyanın üstünden, dayanıksız
Çağların içindedir
İçindedir yerin

Konuşur senin ölümün, dili çözülür ağzı bağırır
Durur dünyanın üstünde seher
Çağların dışındadır
Dışındadır yerin

Ölüm büyüyemez, bellidir boyu gövdesi
Geçer gider dünyanın üstünden, erimiş
Ufkun içindedir
İçindedir yalancı tarihin

Büyür senin ölümün, değişir boyu gövdesi
Durur dünyanın üstünde, ikinci bir güneş
Ufkun dışındadır
Dışındadır yalancı tarihin

ESKİ SİS

Sis geçiyor, uykusuzluğun uzun sabahlarından
İşten, işlerden
İşinden başka işi olmayan insanların kaygılarından.

Sis geçiyor sabah ezanları arasından
Amele pazarında bekleyenlerin ihtiyar umutlarından
Şaşkın Pazartesilerden, yerini yadırgayan Salılardan

Sis geçiyor son yıllara giren hayatımdan
İyi niyetten, sabırdan, bağışlamadan
Oğlumun geleceğinden, benim yarıda kalmış geçmişimden

Sis geçiyor güneşi dinlemeden, toprağı görmeden
Sis geçiyor, sis geçiyor
O eski “dud-ı muannid” geçiyor
Sis.
Geçiyor.

KAYNAKÇA: BF (10 Ekim 2000’de); Necatigil, İsimler, 85; Özkırımlı, TEA, I, 220; Kurdakul, Sözlük, 136-137; Karaalioğlu, 109; C. Süreya, Şiir Sanatı, S. 2 (1965’de); M. Öneş, Yeni Dergi, Eylül 1969; G. Akın, Şiir Üzerine Notlar, İst., 1996, s. 139-144; H. Ergülen, “Ruhumun Şiirleri”, Varlık, S. 1096 (Ocak 1999)

 

Paylaş