HAYATI

XIX. yüzyıl halk şairlerinden. Konya’nın Sille bucağına bağlı Subaşı mahallesinde dünyaya geldiği bilinen Silleli Sururi’nin doğum tarihi ile ilgili herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. 1855’te İstanbul’da ölmüş ve burada toprağa verilmiştir. Asıl adı Osman’dır ve Sille’de Kurtoğulları diye bilinen bir aileye mensuptur. Şiirlerinden elde edebildiğimiz bilgilere göre medrese öğrenimini tamamlayamamış, saz çalmayı öğrenmiş ve çevresinin takdirini kazanmıştır. Bir ara İstanbul’a giden Silleli Sururi, padişahın huzurunda saz çalıp şiir söylemiştir. Sözlü kaynaklardan elde edilen bilgilere göre, onun İstanbul’da bulunduğu sıralarda kendisini çekemeyen diğer aşıklar tarafından zehirlendiğini söylemektedir.

Silleli Sururi’nin şiirlerinin çoğunluğunu hece vezni ile yazılanlar teşkil etmektedir. Aruz vezni ile yazılanlarda başta Fuzuli olmak üzere klasik şairlerimizin etkisi görülür. Hece vezni ile söylediği şiirlerinde daha aşıkane konular işlemiştir. Kendi el yazısı ile hazırlamış olduğu bir divanı vardır. Hakkındaki çalışmalar daha çok bu eserinden çıkarılan bilgilere dayanmaktadır.

ESERLERİ
  • Divan
ESER ÖRNEKLERİ

ŞİİRLERİ

I

Sabahtan uğradım nazlı dildare
Olanca aklımı aldı da gitti
Beni bülbül gibi düşürdü zare
Serimi sevdaya saldı da gitti

Sığanık kolların beni yandırdı
Acep neden bilmem gine indirdi
Bize nispet edip yönün döndürdü
Bir hoş eda ile güldü de gitti

Mah cemalin gördüm kendim şaşırdım
Bahr-i aşk dalgasın boydan aşırdım
Bu yelkeni pek engine düşürdüm
Muhalif yel gibi geldi de gitti

Sururi aşıka kıyma yazıktır
Perişan gönlünün bağı bozuktur
Benim bağrım küçücükten eziktir
Bu derdli sinemi deldi de gitti

II

Ağalar gurbette sefil kaldığım
Benli Leyla nazla Leyla duymasın
Garip bülbül gibi melül olduğum
Benli Leyla nazlı Leyla duymasın

Gurbet ilin beni nare yaktığın
Boynuma lale-i aşkı taktığın
Çeşm-i ceyhunumdan seller aktığın
Benli Leyla nazlı Leyla duymasın

Sururi aşıkın dinle halini
Gurbet tanburundan aldı balını
Başına sardığı mihnet şalını
Benli Leyla nazlı Leyla duymasın

III

Kuzum görüşeyim ellere nisbet
Arayıp gizlice yol uğrun uğrun
Müşerref-i bezm ol edelim ülfet
Rakipler görmesin gül uğrun uğrun

Elinden bir dolu bade alınca
Akıl baştan gider meyhur olunca
Nihayet dilberi tenha bulunca
Yanaktan busesin ol uğrun uğrun

Merhamet kıl bana ey şah-ı hüban
Senin aşkın ile ciğerim büryan
Mübarek Nil gibi gözlerin giryan
Didemin yaşların sil uğrun uğrun

Hevaya ser çekip bu dud-ı ahım
Cemalin göreyim gün yüzlü mahım
Sururi aşıkı görünce şahım
Elin tut yüzüne gül uğrun uğrun

KAYNAKÇA: Sadettin Nüzhet (1933). Sille’li Sururî. İstanbul: Semih Lütfi: Suhulet kütüphanesi. 43.

Paylaş