HAYATI

13 Şubat 1916’da Söke/Aydın’da dünyaya geldi. 5 Eylül 1993’te İzmir’de hayatını kaybetti. İlkokulu Söke’de bitirdi. 1937’de İzmir Erkek Lisesi’ni tamamladıktan sonra 1942’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Lozan Üniversitesi’nde sanat tarihi eğitimi gördü. Bir süre Söke’de çiftçilik yaptı. Askerliğini yaptıktan sonra İzmir Ticaret Okulu’nda edebiyat, İzmir Devlet Konservatuarı’nda tiyatro tarihi ve edebiyat derslerini okuttu. Türkiye İşçi Partisi’nin yönetim ve yürütme kurullarında çalıştı.

Hikayeleri 1939’da itibaren Servet-i Fünun, Ses, Vatan, Demokrat İzmir, Yenilikler, Yeditepe, 1950’den sonra Ataç, Yön, Türk Dili, Varlık, Yeni Ufuklar gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. İlk yazısı ise İzmir liselilerinin ortaklaşa çıkardığı Ege Işıldağı dergisinde, ilk öyküsü 1935 yılında Yücel dergisinde çıktı. İlk gençlik yıllarında romantik duygular ile kaleme aldığı İki Dünya adlı romanından sonra yazarlığının temel özelliklerini yansıtan ilk öyküsü Yarıntı, 1939’da Ses dergisinde yayımlandı. Öykülerinde Sadri Ertem, Sabahattin Ali anlayışı doğrultusunda toplumcu gerçekçi sanat anlayışını benimsemiş bir yazar olarak öne çıktı. Çocukluğu ve yaşamının büyük bir bölümünü geçirdiği Söke ovası ve Menderes vadisi çevresinden derlediği gözlem ve tanıklıklara dayanarak yazdığı ilk eserlerinde köy ve kasaba gerçekliğini yalın bir dil ve klasik bir anlatıma bağlı kalarak işledi; ekonomik nedenler ile değişen düzeni ve dünya görüşlerini irdeledi. Bir yandan pamuk tarlalarında mevsimlik işçi olarak çalışan köylülerin güç yaşam koşullarını ve yoksulluğunu anlatırken, öte yandan tarımdaki makineleşmenin yarattığı sorunları inceledi. Kırsal kesim insanın sorunlarıyla doğayla mücadeleleri içinde, sınıf çatışmasına dayanan toplumsal çelişkileri ile birlikte yansıttı. 1954’ten sonra özellikle Cihan Şoförü, Ahmet’in Kuzuları, Yağmurdaki Kız adlı kitaplarındaki öyküleri de Sait Faik çizgisine yaklaşarak eski yapılı teori ve kitap kokan gerçekçi anlayışı yerine sanata daha yatkın bir yola girdiği belirtildi.

Romanlarından Yılan Hikayesi, çok partili döneme geçiş sırasında topraksız köylülerin ağa ile mücadelesini ve kırsal kesimdeki bozuk düzeni anlatır. Toprağı ve Bafa Gölü’nü ağanın elinden kurtarmak amacıyla Cumhuriyet Halk Partisi iktidarından kaçarcasına Demokrat Parti’ye sığınan köylülerin yaşadıklarını gelişen olaylar çerçevesinde röportaj mantığı ile aktaran Yılan Hikayesi, yayımlandığı dönemde olduğu kadar sonraki yıllarda da ilgi ile okunmuş bir romandır; özellikle Türkiye demokrasisi açısından ilginç sayılabilecek gözlem ve tanıklıkları içerir. Kitaplıklar ve Doludizgin romanlarında ise Kurtuluş Savaşı’nı destansı bir dille ve belgesel roman tekniğiyle aktaran Samim Kocagöz, Onbinlerin Dönüşü’nde, demokrasiye geçiş sürecinde aydınların ve özellikle üniversite gençliğinin toplumcu bir düzene geçme yolundaki mücadelelerini, İzmir İçinde’de 27 Mayıs 1960 İhtilali’ni, Tartışma’da ise 12 Mart 1971 müdahalesini dile getirdi.

Öyküleri çeşitli dillere çevrilerek dergi ve antolojilerde yer aldı. Onbinlerin Dönüşü adlı romanı Rusça ve Özbekçe basıldı. On sekiz öyküsü Fransızcaya çevrildi. Sayılı Günler adlı oyunu İstanbul Üniversitesi Talebe Birliği Gençlik Tiyatrosu tarafından sahnelenmiş, Kalpaklar adlı romanı da aynı adla filme alınmıştır.

Timuçin Özyürekli, Samim Kocagöz hakkında: Yazın yaşamına baktığımızda: On iki hikâye, on iki roman, inceleme, anı ve makale türünde ürünleriyle yirmi yedi kitap görürüz. 1939 yılında ‘Ses’ dergisinde ‘Yarıntı’ hikâyesiyle katıldığı ‘edebiyat dünyası’na soluk getirmiş, farklı bir yaklaşım sunmuştur. Anadolu insanının, antiemperyalist bakış açısını derinden sergileyerek etkileyen, Kuvayı Milliye ruhunu taşımıştır. İnsani değerinden, insanın kendisiyle ve çevresiyle çatışmasının sorgulanması bütün ürünlerini, başat konularını biçimlendirmiştir. Samim Kocagöz, çevresinde, ülkesinde ve dünyada olanlara tanık bir yazardır. Tanık kimliğiyle insanlara, olaylara, tarihe bakar. Siyasî kimliğini kazanmaya çalışan genç bir ülkenin, cumhuriyetin yakın döneminin tanığıdır. Gelişiminin, sosyo ekonomik değişimin tanığıdır. Bakış açısı Atatürkçülük, toplumculuktur… Gelişen ve değişen toplumun, cumhuriyetin, demokrasinin, çok partili sistemin temel sorunları, o sorunlara yataklık yapan ya da yaratan olayları, düşünsel/yaşamsal konumda çatışmaları kitaplarında sergiler. Samim Kocagöz’ün roman ve hikâyelerinden yola çıkarak yakın tarihimiz, mercek altına alınarak sorgulanabilir. Çünkü yaşadığı dönemin olaylarına, ülkesinde olup bitenlere yakın tanıklık etmiştir. Bütün bunları gerçeklik içersinde, toplumcu gerçekliğe sadık kalarak yansıtmasını bilmiş bir yazarımızdır” değerlendirmesini yapmıştır.

Samim Kocagöz, 1950 yılında Yeni İstanbul gazetesinin New York Herald Tribune gazetesiyle birlikte düzenlediği Dünya Hikâye Yarışmasında Sam Amca hikâyesiyle Türkiye birinciliğini, Yağmurdaki Kız kitabıyla 1967 Türk Dili Kurumu Hikâye Ödülünü, Alandaki Delikanlı ile 1979 Mecidiyeköy Lions Öykü Ödülünü, Mor Ötesi romanıyla 1987 Ferid Oğuz Bayır Kültür ve Sanat Ödülünü, Eski Toprak ile de 1989 Orhan Kemal Roman Armağanı’nı almıştır.

ESERLERİ

HİKÂYE: Telli Kavak (1941), Sığınak (1946), Sam Amca (1951), Cihan Şoförü (1954), Ahmet’in Kuzuları (1958), Yolun Üstündeki Kaya (1964), Yağmurdaki Kız (1967), Alandaki Delikanlı (1978), Gecenin Soluğu (1985), Simon Pépéta (uzun hikâye, 1986), Bütün Öyküleri (1991).

ROMAN: İkinci Dünya (1938), Bir Şehrin İki Kapısı (1948, Nabi’nin Park Kahvesi adıyla, 1985), Yılan Hikâyesi (1954), Onbinlerin Dönüşü (1957), Kalpaklılar (1962), Dolu Dizgin (1963), Bir Karış Toprak (1964), Bir Çift Öküz (1970), İzmir’in İçinde (1973), Tartışma (1976), Mor Ötesi (1986), Eski Toprak (1988), Baskın (1990).

DERLEME-ELEŞTİRİ-DENEME: Nasrettin Hoca Fıkraları (1972), Nasrettin Hoca (1981), Roman ve Yazarlık Onuru (1988).

ANI: Bu da Geçti Yahu (1989).

ÇOCUK KİTABI: Zar Kanat (1981, yb. 1995), Koca Tülü

 

 

 

Paylaş