HAYATI

Şair. 1963 yılında (nüfus kaydı ile 1 Mart 1966’da) Erzurum’a bağlı Aşkale ilçesinde dünyaya geldi. Bazı yapıtlarını Şaban Özben imzasıyla kaleme aldı. Şaban Özben imzasını da kullandı. Cemile Hanım ile memur, çiftçi Cevdet Abak’ın oğlu. İlköğrenimini Hasanbey köyü ilkokulunda, ortaöğrenimini Erzurum’da tamamladı; bir süre AÜ Hukuk Fakültesi’ne devam etti, İÜ İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon Bölümü’nü bitirdi (1991). Aynı bölümde başladığı “Televizyonda Edebiyat Uyarlamaları” konulu tez çalışmasını yarım bıraktı. Mavera dergisinde yazı işleri müdürlüğü (Nisan-Ekim 1987), TGRT’de prodüktörlük, Ak TV’de haber müdürlüğü, gazetecilik, yayıncılık ve reklamcılık yaptı. 1997’den beri öğretmen. İstanbul’da yaşayan Şaban Abak, evli, iki çocuk babasıdır.

Şaban Abak, ilk yazı ve şiirlerini lise yıllarında Erzurum gazetelerinden Hürsöz, Aziziye ve Doğu Ekspres’te yayımladı. Sonraki yıllarda çalışmaları Töre, İkindiyazıları, Dolunay, Genç Dost, Kayıtlar, Albatros, Mavera, Ayane, Dergâh, Kaşgar, Yalnızardıç, Yedi İklim, Hece, Şehrengiz, Kılavuz dergilerinde, Zaman, Yeni Şafak ve Selam gibi pek çok dergi ve gazetede yer aldı. Abak’ı Ahmet Kabaklı, “Yeni İslamcı akım” adını verdiği “Diriliş akımı” içinde değerlendirdi. Kendisi “Sezai Karakoç’un şiir anlayışına yakınlık duyduğunu” belirtmektedir.

ÖDÜLLERİ

“Buruk Hikâye” ile 1986 Yunus Emre Şiir Ödülü birinciliği (Eskişehir).

ESERLERİ

Şiir:

  • Bağdat’tan Dönen Şiirler, İst.: Yedi İklim, 1990
  • Kayıp Atlar Haritası, Ank.: Ebabil, 2007

Deneme:

  • Karpuz Kestim Yiyen Yok, Ank.: Vadi, 2007
  • Meşaleyi Tutan El, Ank.: Vadi, 2007

Derleme:

  • Güldeste, (genç şairler antolojisi, H. Atlansoy’la) İst.: Beyan, 1990.
ESER ÖRNEKLERİ

SÜT BUĞDAYI

Ekmeğimizi çaldılar daha buğdayken
Ye ki çekildi hayatımızdan
Süt buğdası gevrek; çaylar deminde değil
Ağdı göğe, yavanlaştı aşımız
Sanki birden yedi oldu yaşımız
Taş kırdı dişimizi

Çağırsak ilk o gelse yoksul karanlığımıza
Elifle birlikte gelse ey diyenler meclisine
Ya Hayy zikriyle diriltse bizi
El aldı gitti de yel olsa gelse
Harman savuranlardan bir hatıra olarak
Yorulunca yabalara yaslanılan yazlardan
Ansa başakların gök yeşilini
Yansa da gelse.

Gizlenir ya bazan
Suya mı dalar
Yumurta topuklu Ye

Aşikâr gördüm düşümde
Sülüs bir kuğuydu
Yüzüyordu Ye
İkindi sularında
Ulu Camide
Bir sütun kadar sessiz
Anaç bir kuğu gibi ve mağrur
Takıp peşisıra bütün harfleri
Harfler ki sözlerin çocukluğudur
Her biri müjde yüklü bir kelimenin
Muhyiddin-i Arabî’nin elinde büyüyünce

KAYNAKÇA: İhsan Işık / Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2007, 2009), BF (6 Temmuz 1999).

Paylaş