HAYATI

Divan şairi. 1650’de İstanbul’da dünyaya geldi. 1727’de yaşama veda eden şairin öldüğü yer kesinlikle bilinmiyor. Bazı kaynaklarda İstanbul, bazı kaynaklarda ise Medine’de hayatını kaybettiği yazmaktadır. Baba adı Ali Çelebi. Genç yaşta Enderun’a alınan Nazım Yahya, eğitimini tamamladıktan sonra sarayda çeşitli görevlerde bulundu. Killar-ı hassa nöbetçibaşılığına atandı. IV. Mehmet döneminde İstanbul’un taze meyve sebze pazar başılığı görevine getirilmiş, kendi isteği ile saraydan ayrılan Nazım Yahya, bu görevini ölümüne kadar sürdürdü. Yoksulluktan yakınması, dönemin ileri gelenlerine kasideler sunması göz önüne alınırsa pekiyi bir yaşam sürmediği anlaşılır.

Önceleri Halim mahlasını kullanan sonra Nazım mahlasını benimseyen Nazım Yahya, beş Divan’ı ve beş yüze yakın bestesi vardır. bestelerinden yalnız altısı elimizdedir. Çok sayıda na’t yazdığı için na’t-gü, sesi güzel olduğu için de “Hanende Nazım” adı ile ünlenmiştir. Divan şiirinin hemen bütün biçimlerini denemiş, kasidede Nef’i’nin, gazelde ise Neşati’nin etkisinde kalmıştır. Mevleviliğe eğilimi olduğu, ama şeriata bağlı olduğu bilinmektedir. Dörtlüklerden oluşan ve türkünün karşılığı sayılan şarkı türünü ilk deneyen de Nazım Yahya’dır. Daha sonra Nedim, bu şarkı türünün en güzel örneklerini verecektir. Beyitler:

“Gönül sinede sensiz garib imiş cana
Vatanda aşka kuy-ı habib imiş canan”

“Ney gibi her dem bu süzişler bu nalişler neden
Pare pare şerha şerha cism-i üryanın mı var”

ESERLERİ

Divan-ı Nazım: ayrı tarihlerde düzenlediği beş ayrı divanı 1841’de bu ad ile basıldı.

ESER ÖRNEKLER
DİVAN’I NAZIM’DAN

GAZELLER

GAZEL I

Gönül ki sinede sensiz garib imiş cana
Vatan da aşıka kuy-ı habib imiş cana

Seninle sürdürdüğümüz demler el verip evvel
Felekte devlet-i keffi’l hadib imiş cana

Felek ayırdı seni benden ah bilmez idim
Bu derdmendine ol da rakib imiş cana

Fırakına düşeni bi-karar kalmış idim
Fırak afet-i sabr u şekib imiş cana

Gamınla gurbete salmıştı rüzgar beni
Yine cemalini görmek nasib imiş cana

Mariz-i firkat iken oldu çare-saz bana
Nigah-ı merhametin kim tabib imiş cana

Nazım-ı zar gibi ben de aldanıp kaldım
Figana vade-i vaslın karib imiş cana

GAZEL II

Kimden inlersin gönül bi-rahm cananın mı var
Bu perişanlık nedir yar-ı perişanım mı var

Ney gibi her dem bu süzişler bu nalişler neden
Pare pare şerha cism-i üryanım mı var

Rize rize eylemiş har-ı cefa damanını
Cevr elinden çak çak olmuş girabanın mı var

Lale-zar-ı dağ-ı cismin pür-fitil ettin bu şeb
Bağ-ı sinende şeh-i aşka çerağanın mı var

Ey felek mihrin kime böyle neden sergeştesin
Hale-i aguşa sığmaz mah-ı tabanın mı var

Çıktı nakşın ancak ey büt suret-i divar senin
Kendine canana teşbih etmeğe canın mı var

Sen de oldun mu Nazima mir-i bezm-i arifan
Mazhar olmuş iltifat-ı şaha divanın mı var

GAZEL III

Mest iken ol mah-ı mihr-engiz kim raksan olur
Mah lerzan mihr ser-gerdan felek hayran olur

Kakül ü ruy-ı arak-riz ü leb-i la’lin görüp
Dil perişan eşk rizan dide hun-efşan olur

Kays-veş zülfiyle halin fikr eden avarenin
Cismi üryan kaddi çevgan guy-ı ser galtan olur

Ateş-i aşk ü füruğ-i hüsn ü tab-ı ahdan
Sineler niran beden suzan ciğer büryan olur

Cam-ı vasl ü nukl-i bus u neşve-i didar ile
Gam girizan gussa pinhan-ü ferah mihman olur

Serv-kamet gül-izar ü sebz-hat dildarsız
Cuy giryan murg nalan u çemen zindan olur

Bim-i hecr ü cevr-i yar ü ta’n-ı bed-güdan Nazım
Karım efgan sabr talan hatırım viran olur

KAYNAKÇA:  Yahya Nazîm (1257). Dîvân-ı Belâgat-unvân-ı Nazîm. İstanbul:Matbaa-i Âmire. 23-25, Bursalı Mehmed Tahir (1338). Osmanlı Müellifleri. C.2. İstanbul: Ali Şükrü Matbaası.

 

 

Paylaş