HAYATI

Şair ve müzisyen. 1961 yılında Malatya’ya bağlı Arguvan’da dünyaya geldi. bul’a giderek çeşitli işlerde çalıştı. Bağlama dersi aldı ve kendisi de bağlama ustası oldu. Yaptığı film müzikleriyle tanındı. Özgün müzik çalışmalarını içeren kasetleri Ateşi Üfleyin ve Sesimi Sevdaya Saldım’ı 1992’de çıkardı. İstanbul’da yaşıyor. İlk şiirleri Sanat Emeği’nde yayımlandı. Halk şiiriyle toplumcu şiiri özümsemiş bir şair olduğu belirtildi (A. Behramoğlu).

ESERLERİ

Şiir:

  • Çelik Renkli Şiirler, İst.: Yeni Türkü, 1982
  • Baltalanmış Bir Orman, İst.: Çağıltı, 1985
  • Bu Dünyadan Gökçe Geçti, İst.: Çağıltı, 1985
  • Mor Gecemin Terlediği Yıldızlar, İst.: Çağıltı, 1985
  • Yazıldığına Pişman Olmayan Şiirler, İst.: Çağıltı, 1985
  • Yorguncunun Anıları, İst.: Çağıltı, 1988
  • İyi Akşamlar Perşembe, (seçme şiirler) İst.: Liberta, 1992
  • Gökyüzü Bahaneydin, İst.: Dharma, 1993

Mizah:

  • Muzovizyon, İst., 1990.

ESER ÖRNEKLERİ

Dişlerimi Küpe Yaptım Kulaklarına
Bir gün ararsan beni bu ıssız adalarda
Sorarsan eğer beni ihtiyar kayalara
Topraksız dağlar eskini yabani rüzgarım ben
Çılgın
Hasretli

Bütün dalgalarından geçtim okyanusların
Sabahladım uykusuz martıların koynunda
Yüreklere beyinlere çağırdım
Ne kadar barış kaldıysa kıyılarda

Örümceği kendi ipiyle astım
Çekirgeyi sürgün ettim ekinsiz tarlalara
Ne yer kaldı hayatımda korkuya
Ne de umutsuzluklara

Ellerine ulaştım parmaklarına
Öptüm tırnaklarını çatlatasıya
Şiirimle bağladım dağılan saçlarını
Dişlerimi küpe yaptım kulaklarına

Bir gün ararsan eğer bu engin okyanusta
Soracak olursan bu deli dalgalara
Dinleri inkar edip sana inanırım ben
Kafir
Ve şair

Bir Sohbetin Özeti

Yok olunca babacığım
Kavga- dövüş yeryüzünden

-Barışı dünyaya sığdıramazsan
Dünyayı barışın içinde sakla

-Bir de sevgi babacığım
Aşarsa insan boyunu

-Sevgiyi insana sığdıramazsan
insanı sevginin içinde sakla

-Umudumuz babacığım
Dağlarımızdan yüce

-Umudumuz daim aydınlık olsun
Uyanan seheri içinde sakla

Yağsın Bulutlar

Kendimiz istedik çektik sevdayı
Gönlümüze şahit tuttuk mevlayı
Bela olup bulaştırmadık belayı
Yağsın rahmetini bize bulutlar.

Sevmek rüzgarı esti dağımızda
Gül açtı bülbül öttü bağımızda
Özümüz insandı her çağımızda
Yağsın rahmetini bize bulutlar.

Tat kattık yavan yağsız aşımıza
Razı olduk ne geldiyse başımıza
Çok sabır öğrettik göz yaşımıza
Yağsın rahmetini bize bulutlar.

Yanlışa dur deyip sırlar tutandık
Utanmazları gördük biz utandık
Haklılar nezdinde sözcü atandık
Yağsın rahmetini bize bulutlar.

Kimseye üstten kibirle bakmadık
Kusuru olana bir kulp takmadık
Kimsenin üstüne ateş yakmadık
Yağsın rahmetini bize bulutlar.

Bey adam hanıma saygımız oldu
Yetim yoksul için kaygımız oldu
En çok kendimize yargımız oldu
Yağsın rahmetini bize bulutlar.

Bize yakışmazdı kabalık benlik
İstedik herkesten az bir içtenlik
Can isteğimiz yüzlerde güzellik
Yağsın rahmetini bize bulutlar.

KAYNAKÇA: Necatigil, İsimler, 295-296; Kurdakul, Sözlük (1999), 531.

Paylaş