HAYATI

Roman ve öykü yazarı. 2 Kasım 1952 günü Kars’a bağlı Posof’ta dünyaya geldi. Yosma Hanım ile çiftçi Alaattin Tuncel’in oğlu. Artvin Öğretmen Okulu’nu (1971) ve İstanbul Atatürk Eğitim Ens. Türkçe Bölümü’nü (1979) bitirdi. İlk ve orta okullarda öğretmenlik (1970-84), Günaydın gazetesinde düzeltmenlik (1984-89) yaptı. 1989’da Hollanda’ya yerleşti, öğretmenlik yapıyor. Gebze Uyanış gazetesinde editörlük (1979-82), Türkü dergisinde yazı kurulu üyeliği yaptı (1991-92). Dargın Değilim Yaşama kitabı nedeniyle 1981’de hakkında dava açıldı; beraat etti. TYS, Hollanda Yazarlar Sendikası üyesi. Lahey’de yaşıyor; evli, bir çocuk babası.

İlk yazısı 1979’da Gebze Uyanış gazetesinde çıktı. Öykü ve yazılarını Varlık, Damar, Türk Dili ve Prizma (Hollanda) dergilerinde yayımladı. Toplumcu gerçekçi bir yazar olarak kabul edildi. Yayınlanmış çocuk kitapları vardır.

ÖDÜLLERİ

  • Maviydi Adalet Sarayı ile 1994 Şükrü Gümüş Roman Ödülü
  • Üçüncü Ölüm ile 1998 Halkevleri Kültür Sanat Ödülü.

ESERLERİ

Öykü:

  • Dargın Değilim Yaşama, İst.: Onur B., 1981
  • Mengelez, İst.: Servet, 1982
  • Güneşsiz Dünya, İst.: Çağıltı, 1987
  • Beyoğlu Çığlıkları, İst.: Gerçek Sanat, 1989
  • Gölge Kız, İst.: Varlık, 2002

Roman:

  • Maviydi Adalet Sarayı, İst.: Pencere, 1994
  • Üçüncü Ölüm, İst.: Halkevleri, 1998
  • İnanna, İst.: Varlık, 2006

Anı:

  • Yarımağız Anılar, İst.: Pencere, 1996.

ESER ÖRNEKLERİ

ÜÇÜNCÜ ÖLÜM’DEN

Bak bir yamamızı çeksen kırkı birden dökülür. Açlığımızda daha büyük bir yama. -“Hepimiz öyle yaşamak zorundayız savaş bitene kadar.” dedi. Son zamanlarda topluca ağlamaya alışmıştık.

Hareket ederdim yerimde duramazdım. Her sabah o günün sıcaklığına uygun şekilde program yapardım. Eğer güneşli cıvıl cıvıl bir günde çalışıyorsam kimse durduramazdı beni. Tempoma kimse dayanamazdı. Arkadaşlar otururlar ve bana, “Dünyayı kurtaramazsın.” diye bağırırlardı.

Yeniden bir şeyler olacakmış gibi geliyordu bana. Ama korkumun tedirginligimin asıl kaynağı. Artık hiçbir şeye dayanamayacağımdı.

Şimdi yalnızım ve oturuyorum. Yapabildiğim en iyi iş oturmak ve oturmak. İçerde oturmak, dışarda oturmak. Otururken dışardan içeriye ve içerden dışarıya geçip gidenlere bakıyorum, bakıyorum her şeye donuk bakışlarla, bu durgunluk ve hiçbir şey yapamama canımı sıkıyor.

O güzelim gözleri gözyaşlarına karıştı. Gözlerinden akacak yaşı kalmayınca da umutsuz bir boşluğa düşmüş gibi hep sustu.

KAYNAKÇA: Necatigil, İsimler, 365

Paylaş