HAYATI

Şair ve yazar. 21 Eylül 1971 günü İstanbul’da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da gördü. İÜ Edebiyat Fakültesi’ndeki öğrenimini yarıda bıraktı. Sahaflık yaptı, gazete, dergi ve yayınevlerinde çalıştı. Gerçek Hayat dergisinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. İstanbul’da yaşıyor; evli, iki oğlu var. Yazıları ve şiirleri Gerçek Hayat, Yedi İklim, Şehrengiz, Dergâh, Atlılar ve Kökler dergilerinde yayımlandı.  

ESERLERİ

Şiir:  

  • Kuzgunun Gölgesi, İst.: Yedi İklim, 1997 

Deneme:  

  • Kaosa Mütevazı Bir Katkı, İst.: Şule, 2001 
  • Aynalı Barikatlar, İst.: Şule, 2003 

Roman:  

  • Dublörün Dilemması, İst.: İletişim, 2005 
  • Korkma Ben Varım, İst.: İletişim, 2009 

ESER ÖRNEKLERİ

Siperde Perende

Kim der ki “Mukadderat sicimi beni bağlamaz”?
Askını, kaskını, maskeni taksan bile…
Namluların nazarı değdiği zaman
Azrail’in menzilinde kim sakarlaşmaz?

Kim der ki “Ebediyet kullanışsızdır”
üçüncü günündeyken üç günlük dünya
bana belki de sevap kazandırır
çocuklarım var diye sürdürdüğüm vardiya.

Kim der ki “Gençliğimi israf etmedim”?
Kim ne derse desin, ıslık değil parola çığlık
siperden mezara tepemdedir her daim
yüzbaşı güz, albay ölüm ve general ayrılık.

Seksapel Seksen Papel

Bir 45’lik lütfen; plak ya da tabanca.
Stresli bir gangster başka ne ister?
Aşiretim kötürüm çetem komada
Hareketli bir hedef gibi Jüpiter

Telefonum çalıyor, arayan canlı bir kız!
Ateş ile barut süper bir ikilidir.
Kimsecikler kırılmaz, hangi çağdayız?
Hem cinayet göründüğü kadar zevkli değildir.

Pekala, yanılmışım fakat isabet olmuş:
Taziyeye giden bir ağır hasta gibi
İmgesel rehineler, simgesel değiş tokuş…
Kainatı görmezden gelemezsin ki?

Radyo anteni sanki, Türkiye’ye yapışık,
Halka dik dik bakan 30 bin heykel.
Duygu, zaman, imaj, beden her şey kiralık
Maalesef, mesela seksapel seksen papel.

Avını kovalarken kaybolmayasın?
Şans, bir aptalın temel ihtiyacıdır.
Paso lagaluga, habire mırın kırın
“İnşallah” demeyen paranoyaktır.

Bal Kılavuzunun İlahisi

Çarparak senin her şeyden örülmüş duvarına
Dedim bunlar benim lekelerimdir
Ey bütün seslerle beni çağıran
İçimdeki bu yabancı yağmuru dindir

Benle bütünleşiyor çünkü taşıdığım yük
Erimezse ne yaparım güneşi bekleyen kalbim
Eşyayla günlerim arasında biriken köpük
Harfleri değil mi ölüm kelimesinin

Açmak için gecenin bütün çeşmelerini
Siyah küller artıran kâbus aralığından
Geçeyim bir incir ve güvercin uykusuna
Geçeyim ötekiyle aynı rüyaya

Ben artık yankısıyım kendi sesimin
Ağzım kaynayan bir dua kovanı
Ve çocukken takındığım vişne küpesi
Ayet gibi çınlatıyor kulaklarımı

Kırılsın en büyük ayna olan toprak
Uykunun kız kardeşi saçlarımı öpmeden
Uçayım kan ve köpük saçarak
Adınla açılan aşkın penceresinden.

KAYNAKÇA: Işık 06, 2462.

Paylaş