HAYATI

Öykü yazarı. 1970 yılında Kayseri’de dünyaya geldi. Gerçek adı Menevşe Toprak. Almanya’da işçi emeklisi Gülizar Hanım ile Almanya’da işçi emeklisi Süleyman Toprak’ın kızı. İlk öğrenimini Almanya’da Köln’de ve ortaokulu ve liseyi Ankara’da Yahya Kemal Beyatlı Lisesi’nde okudu. AÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu. Banka uzmanı ve Bertellsmann Kitap Kulübü’nde proje yöneticisi olarak çalıştı. 2002’den bu yana serbest gazeteci ve radyo yapımcısı. Berlin ve İstanbul’da yaşıyor.

Menekşe Toprak’ın ilk öyküsü (“Eve Dönüş”) kitap-lık’ta (S. 88, Kasım 2005) çıktı. Özgür Edebiyat ve kitap-lık dergilerinde öyküleri yayımlanıyor. Almancadan çevirileri kitaplaştı. Öyküleri Almancaya çevrildi, antolojilerde yayımlandı.

ESERLERİ

Öykü:

  • Valizdeki Mektup, İst.: YKY, 2007
  • Hangi Dildedir Aşk, İst.: YKY, 2009.

ESER ÖRNEKLERİ

VALİDEKİ MEKTUP’TAN

Hep didişen, ama hep âşık kalan, yazıp çizen entelektüel bir çift de biz olacaktık. Ama, olamadık. Bizler şarklı iki çocuk, hiç kimsenin, hatta birbirimizin bile kahramanı olamadık. Doğurmadan, doğumun sancısını yaşamadan, çürüttük gittik içimizdeki çocukları.

Eğer kavuşmak istediğin şeyleri elde edemeyeceğinden korkarsan, atmak istediğin adımlar hep geri geri götürür seni; onlara kavuşmadan korkunun içine hapsolup kalırsın. Oysa, var olan durumdan kurtulmaksa en büyük amacın ve bu tam da korkunun kendisiyse, olabildiğince hızla kaçmak istersin oradan, adımlarını daha geniş atarsın. Can havliyle.

Aman anne, asıl o mutlu mesut biten masallardan sonra olup bitenleri anlatsanız ya şu çocuklara. Hepimizi o prenslere, mutlu sonlara inandırdıktan sonra… Hani iyi kalpli güçlü prens var ya, o aslında sonradan kurbağa olur desene ya şu kızcağıza, şimdiden bilsin gelecekte başına gelecekleri.

Herkesin yaşayabileceği cinsten bir şeydi aslında başına gelen: Belki sonradan hemen unutacağı, belki de günlerce detaylarını anımsamaya çalışacağı, içindeyken bile hemen biraz sonra uyanacağını hissedip uyanmamak için çırpınıp durduğu, uyandığı anda da devamını görebilme umuduyla yeniden içine dalmaya çalıştığı bir düş.

Dedesi o gün, arkasından incecik beyaz bir çizgi bırakarak yol alan gökyüzündeki bir uçağın sesini duyduğunda, bak kızım bak, annenle baban tayyarenin içindeler şimdi, Almanya’ya gidiyorlar, diyor buruk sevecen bir sesle. Ama minicik kuş kadar tayyarey nasıl sığıyorlar ki? Dedesi de cevap veremiyor. Köyde hiç kimse bilmiyor kuş kadar tayyarenin insanı nasıl taşıyabileceğini, nasıl olup da uçabildiğini.

KAYNAKÇA: Ö. Ayhan, “Ötekini Anlamak”, kitap-lık, S. 103 (Mayıs 2007); M. Celâl, “Okuduğum Kitaplar”, Cumhuriyet Kitap, (21 Mayıs 2007); B. Çelik, “Menekşe Toprak’tan Yurtsuzluk Üzerine”, Virgül, S. 128 (Mayıs-Haziran 2009).

Paylaş