HAYATI

Roman yazarı. 1869’da İstanbul’da dünyaya geldi. İçki düşkünlüğü ile tanınan Mehmet Vecihi, 1904’te kolağası rütbesindeyken geçirdiği kalp krizi sebebiyle İstanbul’da yaşama veda etti. Vezir Vecihi Paşa’nın torunu olan Vecihi, Şura-yı Devlet üyelerinden Aziz Bey’in oğludur.

1891’de Mühendis Okulu’ndan istihkam subayı olarak mezun olan Mehmet Vecihi, uzun yıllar Nafia Fen Heyeti’nde görev yaptı. Mabeyin şifre katibi Asım Bey’in kızı ile evlendi. 1984’ten itibaren İkdam gazetesinde tefrika ettiği romanlarıyla, çeşitli halk kesimlerinden büyük ilgi gördü. Özellikle Mehcure adlı romanı ile adından söz ettirdi. Mehmet Vecihi, ayrıca konuları birbirine oldukça yakın onun üzerine öykü de kaleme aldı. Yazarın “Endülüs” adlı manzum oyunu yayımlanmadı. Namık Kemal tarzında parlak benzeyişler ile uzun ve süslü cümlelerle yazan bir yazar olarak tanındı.

ESERLERİ

ROMAN:

  • Mihridil (1895)
  • Mehcure (1895)
  • Hikmet (Mehcure’nin devamı, 1896)
  • Hürrem Bey (1896)
  • Sâil (1896)
  • Malik (1896)
  • Mesude (1896)
  • Müjgan (1898)
  • Çoban Kızı (1896)
  • Nedamet (1896)
  • Hasbihal (1897)
  • Vuslat (1898)
  • Sakıp (1898)
  • Netice Yahut Bir Yetimin Sergüzeşti (1898)
  • Hasta (1899)
  • Feryat (1899)
  • Harabe (1899)
  • Akif (1899)
  • Sevdayı Masumane (1900)

HİKÂYE:

  • Halime (1898)
  • Hikâye-i Müntahabe Mecmuası (5 hikâye)

İNCELEME:

  • Tesalya Harbi Tarihi, Tarih-i İslâm

PİYES:

  • Endülüs (manzum)
ESER ÖRNEKLERİ
SANİH’DEN

Babası kendisini Sanih Bey’e değil de Hürrem Bey’e vereceği için, sevgilisine bu mektubu yazan Cazibe Hanım, ondan da kendisininki gibi acıklı bir cevap alır. Aşağıdaki bölüm bu alınan bu mektuptan bir bölümdür:  

“Mektubunuz ecel gibi gönlümü, vücudumu ebedi bir ömürden ayırdı. Bir felaket tabutu içindeyim. Dört tarafım karanlık. Yatağım kefen, benim dermansız…

Zaten dünya denilen bu meşakkat dolabına girdiğim günden beri talihimin hiçbir iyiliğine nail olamadığım için, sizin gibi ümidimin üstünde bir saadetin bana baki kalmayacağını bilirdim. Babanızdan gördüğünüz baskı ve ısrara artık arz edilecek bir mani, ileri sürülecek bir sebep kalmadığını söylüyorsunuz…

Cazibe; sen kadınsın. Mevkiinin sana yüklediği zorlamayı bilirim. Bugün çaresizsin, mecbursun, binanaleyh bugün mazursun. Fakat bundan böyle beni anmakta mazur olamazsın. Belki pek yakın bir zaman içinde işiteceğin bir haber, benim gibi bir biçarenin gönlü gibi siyah toprağa serildiğinden seni haberdar ettiği vakit, bir damla yaş dökmez misin? Her arzusunu kendinde toplayıp da, sonra her arzudan mahrum ederek kahrınla öldürdüğün bir biçarenin mezarı olsun seni düşündürmez mi?

Baki, beni ümidimle aldatan şu dünyayı sana bir gelin odası olmak üzere terk ediyorum.”

KAYNAKÇA:  İhsan Işık / Yazarlar Sözlüğü (1990, 1998) – Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi (2001, 2004) – Encyclopedia of Turkish Authors (2005) – Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2007, 2009) –  Ünlü Edebiyatçılar (Türkiye Ünlüleri Ansiklopedisi, C. 4, 2013) – Encyclopedia of Turkey’s Fomous People (2013)

 

 

Paylaş