HAYATI

Roman yazarı. 25 Mayıs 1963 günü Malatya’ya bağlı Hekimhan’da dünyaya geldi. Malatya İmam-Hatip Lisesi’ni (1982) ve İÜEF Felsefe Bölümü’nü (1986) bitirdi. “Türk-İslâm Düşüncesi Tarihinde Hikmet” başlıklı teziyle yüksek lisans yaptı (1996). Bayburt (1986-90) ve Malatya’da (1990-93) Türkçe ve edebiyat öğretmenliği görevlerinde bulundu. TYB üyesi. Evli ve üç çocuk babası. İlk öyküsü (“Bir Gün Büyüyüp Şehir Olacaklar”) 1985’te Gençlikte Hamle’de çıktı. Öykü ve şiirleri Vahdet, Zaman, Ayane, Gençlik, Milli Kültür, Diyanet Çocuk, Dava gibi gazete ve dergilerde yayımlandı.

ESERLERİ

Roman:

  • Şeffaf Kanatlı Zaman, 1994
  • Ömrün Özeti Bir Gün, Ank.: Akçağ, 1996
  • Kırlangıçlar Ülkesi, Ank.: Bizim Büro, 2008

Öykü:

  • Kafdağına Kar Yağıyor, Ank.: Yeni Kuşak, 2000
  • Çemberimde Gül Oya, Ank.: Akçağ, 2005

İnceleme:

  • Yusuf Ziya Ortaç: Hayatı ve Eserleri, Ank.: Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1986
  • En Uzun Asrın Hikâyesi: Yeni Türk Edebiyatına Teorik bir Yaklaşım, Ank.: Akçağ, 1999.

Çocuk Şiirleri:

  • Merhaba Çocuklar, İst.: MEB, 1992.

ESER ÖRNEKLERİ

ÇEMBERİMDE GÜL OYA’DAN

Hani, böyle karanlık bir gecede ıssız bir yokuşu tek başına inerken bir köşeye dönersin de deniz çıkar ya karşına, sonra o denizde bir gemi belirir. Sen sevinirsin, hiç nedensiz ama. Sonra için kıpırdar ya hani. Öyle işte. Seni tanıdığımdan beri bir gemi geçiyor içimden…

Bazı nasihatlarım olacak: Geçici itibar peşinde olmayacaksın. Yalana boyun eğmeyeceksin. Gurura kapılmayacaksın. Yalanın peşinde koşanlara gülmeyeceksin; küçük görmeyeceksin ama, terk edeceksin onları. Hırsları, gururları, makamları, arzularıyla yalnız bırakacaksın. Ve dua edeceksin. Hem senin için, hem onlar için. İşte senin efsanen de bu. Çok çalışıp dem vaktini bekleyeceksin. “Hemen” demeyeceksin. “Nasip” diyeceksin. Anlık ihtiraslarına, asırların devridaimi ile yıkayacaksın. Hayal kurup, yüce kurguya ittiba etmiş küçük kurgular oluşturacaksın. Sabırla çalış. Hedef uzakta değildir.

Mehmet: Ben… Bak şairin de dediği gibi sana gül bahçesi vaad etmedim. Yani ne bileyim, burası, bu insanlar… Yurdanur, bana gerçeği söyle. Mutlu musun? Yurdanur: Mutluluk ne? Gördüğümüz filmlerdeki gibi ağaçların arasında kovalamaca oynamak mı? Bu mu mutluluk dediğin? Hayatımda ilk defa bir işe yaramayı, bir şeyleri yönlendirmeyi, yoluna koymayı öğreniyorum. Mutluyum ben. Sen varsın çünkü. Sen şu kapıdan giriverince her şey bitiyor işte. Saray oluyor tek göz oda. Neden bunu düşündün? Aksini mi bekledin benden, olmayacak mı sandın, başaramayacak mıyız? Yapacağız Mehmet. Bak nasıl güzelleşecek her şey göreceksin.

KAYNAKÇA: Işık, 466

Paylaş