HAYATI

Şair. 17 Nisan 1979 günü Bingöl’de dünyaya geldi. Orta ve lise eğitimini Bingöl’de tamamladı. Fırat Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. Daha sonra İstanbul’da danışmanlık yaptı (2004-2005). Yazı ve şiirleri, Düşçınarı, Varlık, Sanat ve Hayat, Yasak Meyve gibi dergilerde yayımlandı.

ÖDÜLLERİ

  • 2001 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Şiir Ödülü
  • “Seküler Cumhuriyet: Türkiye’nin Siyasal ve Toplumsal Değişimi” ile 2001 Milliyet Sosyal Bilimler Ödülü.

ESERLERİ

Şiir:

  • Israr Falcıları, İst.: Avesta, 2003
  • Yaylılar İçin Dörtlü, İst.: Avesta, 2006.

ESER ÖRNEKLERİ

Sayık Hattatlar Baladı

Bir gün sesinin muhtaç yankısını
unutarak öldüğümde, sen yalıtılmış
bir keder gibi yeniden..
Ah bir vadide kendi nefsine çömelen!
Bulutların alabildiğine yayıldığı bir yer düşün.
Gür saçlarından sis ve yağmur sarkıyor gölgemin.
O vaftiz kurnasına kasıklarımdan düşürdüğüm
bitler. Bu benim onursuz savaşım.
İçine sinmeyecek kadar kör.
Anlayacaksın bunu.

Günü geldiğinde yoklarım aylak aklımı.
Minârelerin geçimsiz boşluklarından
suyun ve rüzgârın çizgilerine
ve sadece oyulmuş haritalara eğilip kalabilirdin.
İyi mi yaptın gözlerinle
unutulmuş bir çocuğa benzemekle.

Bahtiyâr bir karanfilin ömrü var mıdır?
Ben bir rüyâkâr olsam en çok seni unuturdum.

Bütün sıkıntın bir eski masal.
Kara bir lanete doluyor aysularında
ruhum. Ben böyle deliyken
süslü bir müjgân batar kalbime.
Bulamam son öldüğümde çocukluğumu
unutup bir daha; seni bir daha bulamam diye
ne çok kadran kanadı, yaram eskidi.

Sayıklama beni!
Artık hiçbir şeyin tutkuyla yazıldığına
inanmıyorum. Aşk ya da çarşılara inmemiş
yaban inciri.
Boylu bir manastır boyunca yüzümü
bir aynaya burkup kalamam da.
Epey çiçekli bir dağ başını
duman tutmazmış.
Neden öyleyse!

Susarım, gerekmediğinde bile bana
yalnız olduğumu söyleme!
Adını yitirmiş esrarî bir aşk gibi durma arada.
Her an bir daha yaşanmaz yalanlarla
gezinip durduğumuz zaman konsolu.
Sana yalan söylenmiş bir tarihim belki.

Yeter ki dağınıktı her şey!
Bütün bildiğim bu değil elbet.
Yani sen orada bir azîze değildin.
Ben kucağında ölü bulunmuş
bir münzevî tespihi.

Kimi geceler
bazı şeyleri bilmenin
mümkün olmadığı vakitlerden
ansızın içlerini oyup paslı bir kılıç..
Biliyorum artık hiçbir cümleyi tamamlayamayacağım.
Dön bir akşam zehrini paylaş benimle.

Büyü olmalı dedim kendi kendime.
Ruhun o karanlık varlığı, o sesleri
geçirmez kılan vehimli biçimler. Yani varoluş,
ısrarla kargışlanan koyu bir denge.
Önceleri yalan yere kırılmış, derin dillerin batağı.
Sana ruhumun ölüsü dedim, ölmedim.
Bütün dillerin üzerinde bir saklı taş.
Büyü olmalı!

KAYNAKÇA: tr.wikipedia.or

Paylaş