HAYATI

11 Nisan 1921’de Ankara’da dünyaya geldi. 14 Eylül 1998’de İstanbul’da hayatını kaybetti. Kabri Zincirlikuyu Mezarlığı’ndadır. Tam adı Mehmet Kemal Kurşunluoğlu’dur. Ayşe Hanım ile Ahmet Bey’in oğludur.

İlk ve orta öğrenimini Ankara’da yapan Mehmet Kemal, 1940 yılında Ankara Erkek Lisesi’nden mezun oldu. Ticaret Bakanlığı Dış Ticaret Dairesi’nde çalışırken yüksek öğrenimine devam etti. Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nde üç yıl kadar eğitim aldıktan sonra okuldan ayrıldı. Gazeteciliğe 1939 yılında henüz lise öğrencisi iken öğretmeni Nurettin Artam’ın yardım ve teşvikleri ile başlamıştı. 1945’te mesleğe profesyonel olarak girdi ve Kuvvet gazetesinin parlamento muhabirliği görevini üstlendi. Daha sonra aynı gazetenin yazı işleri müdürlüğü görevine getirildi. Kudret ve ardından arkadaşları ile birlikte çıkardığı haftalık köylü gazetesi olan Battal Gazi’de 1945-48 yılları arasında yazarlık yaptı. Askerlik dönüşü Türk Haberler Ajansı’nda ve Demokrat Ankara gazetesinde, ABC, Yön ve Kim dergilerinde çalıştı. Bir süre Bayındırlık Bakanlığı Basın Bürosu’nu yönetti. Yeni İstanbul, Vatan, Ant gazete ve dergilerinin Ankara temsilciliğini yaptı. Bir süre Ankara’da Kalem adında bir lokanta işletti. İstanbul’a giderek gazetecilik mesleğini burada sürdürmeye başladı. İstanbul’da Yeni Gazete’de röportaj, Akşam, Barış ve Cumhuriyet gazetelerinde fıkra yazarlığı yaptı. 1980’de askeri darbe sonrası dönemde kaleme aldığı bir yazısı sebebi ile gözaltına alındı. 1975 yılından ölümüne kadar Cumhuriyet gazetesinde “Politika ve Ötesi” başlığı ile köşe yazıları yazdı.

Mehmet Kemal, 1942 yılında Gençlik dergisinde yayımlanan ilk şiiri ile edebiyat dünyasına girdi. Lise yıllarında Ahmet Haşim’in etkisinde divan tarzında şiirler denedi. 1940’ların toplumcu şairleri arasında yalın dili ile sivrildi, sonraları bu türde daha seyrek ürün verdi. Gençlik, Kaynak, Seçilmiş Hikayeler, daha sonra Yeryüzü, Yeditepe, Ant, Dost, Yeryüzü, Yön, Yansıma, Varlık, Türk Dili, Sanat Olayı gibi dergilerde yazdı. Kendisi de Meydan adında bir şiir dergisi çıkarma girişiminde bulundu. İlk şiir kitabı Birinci Kilometre hakkında toplatma kararı alındı ise de sonradan bu kitap serbest bırakıldı. İlk şiirlerinden itibaren benimsediği toplumcu sanat anlayışı içinde Garipçiler ve halk şiirinden de yararlanarak ustaca girişimlerle kendi sesini oluşturan bir şair kimliği ile görüldü. Genellikle yaşama ilişkin hüzün ve duyarlılıklarını yalın bir üslup ile dile getirdi. Sürgün Alayı adıyla yayımladığı ilk romanında İkinci Dünya Savaşı yıllarında bir aydının öğrencilik ve askerlik günlerini konu aldı. Kendi anıları romanlarında geniş bir yer tuttu.

Mehmed Kemal, Söz Gibi adlı şiir kitabıyla 1978 yılında Lions Edebiyat Ödülünü kazandı.

ESERLERİ

ŞİİR:

  • Birinci Kilometre (1945)
  • Dünya Güzel Olmalı (1954)
  • Söz Gibi (1977, gen. bas. 1982)
  • Öğle Rakıları (1986)
  • Tükenmez (bütün şiirleri, 1990).

ROMAN:

  • Sürgün Alayı (1974)
  • Pulsuz Tavla (1976)
  • Kalenin Eteğinde (Pulsuz Tavla ile, 1984).

ANI-DENEME-RÖPORTAJ:

  • Acılı Kuşak (1968)
  • Politika ve Ötesi (1970)
  • 12 Mart / Öfkeli Generaller ve İşkence (1974)
  • Sol Kavgası (1975)
  • Ara Rejim-Kara Rejim (1979)
  • Celal Bayar Efsanesi ve Raftaki Demokrasi (1981)
  • Şairler Dövüşür (1982)
  • Türkiye’nin Kalbi Ankara (1983)
  • Bir Deste İskambil (1985)
  • Bu Darbeler Kimin İçin (1986)
  • Gayrıresmî Yakın Tarih ve Nerde Eski Seçimler? (1991)
  • Haber Peşinde 50 Yıl (1993)
ESER ÖRNEKLERİ
MEHMED KEMAL ŞİİRLERİ

BU SABAH DOĞAN GÜNEŞE SÖZ

Seni masallardan tanırım saadet
Kurnaz ve hilecisin
Daima havalar iyi elbisem ütülenmiş
Karnım tokken gelirsin

Bu şehirde yaşamak böyle
Evden daireye gidersin daireden eve
Güzel kadınları seyredersin yolda
Çam ağaçlarını asfaltı
Bu hikâye devam eder her gün

İnsanların kandan korktuğun bilirim
Neden severler harp haberlerini aklım ermez

Ölüm bizim için değil
Bir kedere adet olmuş gelip gelip gidiyoruz
Yoksa bırakılmaz bu güzel dünya
Ölünce dirilmesi var bir daha
Ot olarak ağaç olarak

Bir gül olup takılması var göğsüne sevgilinin

Turnalara selâm ederim
Başı telli turnalara
Siperlerden siperlere atlayan
Mavi gözlü kara gözlü çocuklara iletsin

Mâlûm dünyanın hali
Laf etmekle bitmez
Madem ki misafir oldun
– Buyur
Seni masallardan tanırım saadet

HAL

Bir tencere kaynar ocakta,
Et mi kaynar, dert mi kaynar
Bilinmez

Bir adam gezer sokaklarda
İşi var mı, gücü var mı
Sorulmaz

Ekmek umar, aş umar evdeki
Bulunsa da, bulunmasa da
Darılmaz

Çağırırlar, çağırırlar da dostlar
Karlı dağlar ara yerde
Varılmaz

TAV

Haksızlığı yara gibi
Gönlünde
Sağıp sağıp ağlar mısın?

Öfkeni löver gibi
Gününde
Silip silip yağlar mısın?

Alınmadık öcü
Tavında
Döğüp döğüp dağlar mısın?

EĞİLİP SUYUNU İÇTİĞİMİZ ÇEŞME

Hani büyük korkular başlayınca insanda
Sıkılır yüreği, ölecek gibi olur
Ne dost sevgisi, ne yar sevgisi
Ne varsa hepsini bırakıp gitmek ister
Nereye, kime, niçin? Demeden
Ölüme benzer, ölüme yakın
Bir şeyler duyar içinde açıklayamaz
Yumuşak, yavaş, ılık
Nerdeyse uzatsa elini dokunacak
Belli, besbelli kumaş gibi
Yorumlanamayan, birikmiş, toplu
O bildiğimiz düşüncelere benzeyen
Birçok sorulardan örülmüş
Kırmızı mı, mavi mi, yeşil mi?
Ne idüğü belirsiz gibi görünen
Her şeye yakın, aşk içinde
Yaşama gibi, macera kıvamında
Sevilen, tapılan, yanıp yakınılan
Nerdeyse yanıbaşında, selam verecek
O,omzuna dokunup geçen,
Akşamları çileden çıkaran
Her şeyi büyük azgınlığına alıştıran
Bizim bildiğimiz, bizim duyduğumuz
Yayan yapıldak peşinde koştuğumuz
Bozlağa, uzun havaya, mayaya benzer
Bir Anadolu türküsü, yanık, hazin
Eğilip suyunu içtiğimiz çeşme

KAYNAKÇA: Behçet Necatigil / Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü (18. bas. 1999), Cemal Süreya / Toplu Yazılar I (2000), TBE Ansiklopedisi (2001), İhsan Işık / Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2. bas., 2009).

 

 

 

 

 

Paylaş