HAYATI

Öykü yazarı. 24 Nisan 1952 günü Kırklareli’ne bağlı Alpullu’da dünyaya geldi. Öğretmen Makbule Hanım ile öğretmen Fikret Gönenç’in kızı. Kandilli Kız Lisesi ve İTÜ Mimarlık Fakültesi’ni bitirdi. Yüksek mimar olarak çalışıyor. İstanbul’da yaşıyor; evli, bir çocuk annesi. İlk öyküsü (“Onlar Denize Karıştılar”) 1996’da Adam Öykü’de çıktı. E, AykırıSanat ve Adam Öykü dergilerinde yayımladığı öykülerle adını duyurdu.

ESERLERİ

Öykü: 

  • Gölgesi Güz (2000)
  • Geyikli Orman (2003).

Derleme: 

  • Fırat’a Karışan Öyküler (on beş öykücüden ortak kitap, Tan Oral’ın desenleriyle, 2001)

ESER ÖRNEKLERİ

GÖLGESİ GÜZ’DEN

Tanımlaması güç bir duygu sarıyor her yanımı. Ağlamak istiyorum. Üzerinden balıklar geçiyor, yanından da bir yengeç. Kumsala çıkmasına bir adım boyu var. Dalgalarla gidip geli­ yor. Gözleri bana dikili.

Uzaklaştıkça biraz olsun rahatladı Osman. Acılı yüreğini deniz doldurdu, yalnızca filmlerde, televiz­yonda gördüğü deniz… ‘Deniz bizim kurtarıcımız olacak. Adalara kapağı attık mı, kimseler bulamaz,’ diye düşündü.

Umutlarını, büyük ikramiye kazanma olasılığı ile yüreklerinden geçen küçücük sevinçleri düşün­dü. Zengin olma umudunu satın almak, kaybettiği yaşama sevincini yakalama savaşının bir parçasıydı yalnızca.

Gece yarısı el ayak çekilince o zayıf, midesi içe çökük adam, iskemleyle birlikte sırtladı Fatma Ka­dın’ı. Cüssesinden beklenmeyen bir güçle sandala taşıdı, baş kısma oturttu. Birlikte açıldılar, boğazın Karadeniz’e kavuştuğu sulara…

En temiz pantolonunu, sarı gömleğini, üzerine de bitpazarından aldıkları ceketini giydi. Hapistey­ken hediye edilen kravatını taktı. Saçlarını ıslatıp taradı. Kolonya sürdü. Gene oturdu Fatma’sının ya­nına. Kolunu omzuna atıp gözlerini karşı duvara di­kerek dakikalarca kaldı. Fotoğrafçıya poz veriyorlarmış gibi.

Mehmet denize açıldıklarında şiirler okudu ona, çocukluğunu, gençliğini anlattı. ”Yaşamak, bir ağaç gibi tek ve hür / Ve bir orman gibi kardeşçesine,” de­dikçe, Fatma pireleniyor, ”Yoksa sen benden bıktın mı? Yalnız yaşamak mı istiyorsun” diye fıkırdıyor­du. Mehmet de her zamanki bilgiç ve sevecen tav­rıyla, “Bu okuduğum şiir Nazım’ın. Korkma be gü­zelim, bırakmam seni. Ölene dek,” diye rahatlatıyor­du onu. “Söz mü?” “Söz.”

Bir akşam vakti balıktan döndüklerinde birden fenalaştı Fatma Kadın. Yüreği duruverdi. Mehmet inanamadı, dondu kaldı. Sarstı, su serpti, olmadı. Komşulara haber vermeyi düşündü, caydı. Sonra büyük bir kararlılıkla barakanın kapısını kilitledi. Kapının arkasına da ne bulduysa yığdı. Sarıldı Fat­ma’sına sıkı sıkı. Üşümesin diye üstünü örttü. Bü­tün gece gözünü kırpmadan tavanı seyretti.

KAYNAKÇA: Hasan Özkılıç / Gölgesi Güz ve Geyikli Orman için Söyleşi (Agora, Mart-Nisan 2005), Agora Dergisi (sayı: 41 – 42).

Paylaş