HAYATI

Tezkire yazarı. 1546’da Bursa’da dünyaya geldi. 14 Mart 1607’de Reşid kasabası, Mısır’da yaşama veda etti. Kınalızade Ali Çelebi’nin oğludur.

İyi bir medrese eğitimi görerek yetişen Hasan Çelebi, 1568’de Bursa’da Ahmet Paşa Medresesi’nde müderrislik yapmaya başladı. 1571-86 yılları arasında İstanbul’da çeşitli medreselerde müderrislik yaptıktan sonra 1590’da Halep’te, 1594’te Mısır’da, 1595’te Edirne, 1597’de yine Mısır’da, 1568’de Bursa’da, 1599’da Aydıncık ve 1602’de Eski Zağra’da kadılık görevinde bulundu. Hasan Çelebi’nin oldukça hareketli geçen yaşamı ömür boyu kaydı ile kadı olarak gönderildiği, arpalının verildiği Mısır’ın Reşid kasabasında son buldu.

Hasan Çelebi yaşadığı çağın geleneklerine uygun olarak şiirler kaleme almışsa da divanı olmadığı gibi önemli bir şair de sayılmaz. Fıkıh ve kelam ile ilgili yapıtları ise önemsiz haşiye talikatlardan ibarettir. Hasan Çelebi’nin günümüze kalmasına yol açan tek yapıtı ise kendi adı ile anılan tezkiresidir.

ESERLERİ
  • Tezkiretü’ş-Şuârâ (Şairler Tezkiresi)
ESER ÖRNEKLERİ

HASAN ÇELEBİ TESKİRESİ’NDE (TAŞLICALI YAHYA)

Mevlid ve menşei “Gencine-i Raz”ında dedüği gibi Arnavud vilayetidir. Devşirme tayifesindendir. Acemi oğlanı olduktan sonra yeniçeri ve yaya başı olup, andan tevliyet semtine sülük edip, andan zeametle kuşe-i feragatta kanaat etmiştir. Şuaray-ı Rum’un fehham ve kibarındandır. Ve bu zamanda olan fusahanın mabehüliftiharlarındandır. Eş’arı dürer-barının edası dil-i erbab-ı hüner gibi safi ve pak, güya ki bir bahr-i ba haşak ve ayin-e tabnaktır. Ekser makali aşk ve haletten zuhür ve sudür etmekle, hasb-i hal-i uşşak pür meal olmuştur. Zeban-ı belagat ü beyan ve eda – yı canbahş ü revan ile Mesih asa Sühan mürdelerin ihya eden şuaradan ve gülgüne-i güftar-ı barı ruhsare-i eş’arına zib ü ziynet ve baha verüb, diyar-ı Rum da sahib-i hamse olan zümre-i füsehadandır.

(…) Eltaf ve ihsanı zati olmamağıyla bir cüzi kaziyyeyi bahane edüp, teftiş ve azil etmekle ırzın payimai ve nizam ve amanı ve amalin dil-i pürmelal gibi perişan edüb, hal ahır yirmi bin akçe zeamet ile küşe-i uzlet ihtiyar etmiş idi. Bu bir iki eş’ar ve matla-ı abidar eser-i tab’ı pür iktidarındadır ki, tahrir ve tasvir olundu.

KAYNAKÇA: Behçet Necatigil / Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü (18. bas. 1999), Şükran Kurdakul / Şairler ve Yazarlar Sözlüğü (gen. 6. bas. 1999), Mustafa İsen / TDV İslâm Ansiklopedisi (c. 25, 2002), Bursalı Mehmed Tahir / Osmanlı Müellifleri I (1972)

Paylaş