HAYATI

Şair. 6 Mart 1950’de Erzurum’da dünyaya geldi. İlkokulu Ağrı’da Alpaslan İlkokulu’nda, ortaokul ve liseyi ise Erzurum Lisesi’nde okudu. 1978’de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Okulu bitirdikten sonra bir süre serbest avukat olarak çalışan Haluk Mahmutoğulları, önce Yahyalı, sonra da Sivrice’de cumhuriyet savcısı olarak görev yaptı. 1996 yılında Adalet Bakanlığı Eğitim Dairesi Başkanlığı görevine atandı.10 yıl bu görevi yürüterek 2006 yılında Adale Bakanlığı Yüksek Müşaviri oldu. 2015 yılında bu görevden kendi isteği ile emekliye ayrıldı.

Haluk Mahmutoğulları, şiirlerini 1989’da Şiir Defteri dergisinde yayınlamaya başladı. Daha sonra çalışmaları kendisi tarafından çıkarılan İlk Yaz dergisi ile pek çok dergi ve gazetede yer aldı.

ESERLERİ

Şiir:

  • Elveda İstanbul (1991)
  • Bir Tek Işıktım Binbir Renge Boyandım (1996)
ESER ÖRNEKLERİ

ELVEDA İSTANBUL

Avuçlarımı olta etmişim umutlarımı yem
Balık tutuyorum Arnavutköy’de
Umutlar bitti,zembilim boş
Dönüyorum…

Yirmi beşinci saatte
Kasımpaşa çöplüklerinde
Dostlukların
Şereflerin
Aşkların
Kırıntılarına rastladım
Sordum dilencinin birine
Kimler atmış bunları?
Ellerini kaldırdı
Beyoğlu tarafını gösterdi
“Bunları o yüksek yerlere
Çıkanlar atar zaman zaman.”
Hemen topladım
Dostluk kırıntılarını,
Şeref kırıntılarını,
Aşk kırıntılarını
Birbirine ekleyip
Uçurtma yaptım,
Kulaksız bayramyerinde
Çocukça bir hevesle
Uçurmaya başladım.

Son sürat Taksim’e tırmanıyorum
Saat iki olmuş,geç kalmışım
Her şeyi taksim etmişler Taksim’de
Sevdayı- Karıyı- Kızı
Vefayı- Sarayı- Sözü
Semayı- Parayı- Sazı

Yorgunum,
Eski bir fenerin altına oturuyorum
Asmalımescit Sokağında,
Kaşarlanmış bir kadın gelip soruyor
“Ne arıyorsun delikanlı”
“Senin aradığını değil” diye cevaplıyorum
Kadın gülüyor…
Gülüyor…
Gülüyor…
Kulaklarımı tırmalıyor kahkahaları
Çıldırmak işten bile değil,
Gırtlağına sarılıp susturmak istiyorum.

Nefret ediyorum her şeyden
Yazdan- Güzden
Sazdan- Sözden
Karıdan- Kızdan

Hattâ ürküp kaçırıyorum ben
Dağdan- Taştan
Kurttan- Kuştan
Dosttan- Aşktan

Oysa ki eskiden her canı, her nesneyi
Doyasıya hem sevmeyi, hem sevilmeyi
Severdim
Severdim
Severdim
Ben

Beynim bir deli, hep bağırıyor
Ben kimim? …
Ben neyim? …
Ben ne arıyorum
Bu köhne kentte,
Bunca yabancı arasında
İşim ne benim?

Arıyorum
Sevgiliyi mi?
Dostları mı?
Yoksa mutluluğu mu? ..
Hayır!
Hayır! ..
Hiçbirini,
Sokaklarına düşmüşüm İstanbulun
Kendimi arıyorum kendimi…

Saat 3.45
Yüksek kaldırımda
Güneş doğmada

Galata köprüsü’nde
Pazarlığa oturuyorum
Balıkçının biriyle.
Soruyorum,
Kaptanı derya
Benim mazimin tümünü
Kaça götürür atarsın
Okyanusun en derin yerine?
Önce yedi yüz elli istiyor
Sonra beş yüze razı oluyor
Olmaz diyorum
Önce, senin bu taka
Taşıyamaz benim çirkef mazimi
Ve sonra, değil beş yüz
Beş para etmez benim hatıralarım

Çok kızıyorum
Hatıralarımı
Göz yaşlarıma katıyorum
Damla damla akıtıyorum
Marmara’ya,
Haliç’te bir çöp arabası
Çöplerini döküyor
Ben de hatıralarımı.

Ferahlıyorum
Artık gözlerim, kulaklarım rahat
Hiçbir şey hatırlamıyorum
Birkaç damla gözyaşından başka.
O suzinâk şarkı dökülüyor dudaklarımdan
“Şimdi uzaklardasın gönül hicranla doldu”

Karaköy iskelesi
Karşımda aydınlık yüzlü bir ihtiyar
Yorgun ve titrek sesi,
“Evladım bu ayrılanlar köprüsünde
Şafakta ağlayan çok genç gördüm
Hepsi zehirlerini akıttılar, gittiler
Aradıklarını bulmuş, olacaklar ki
Bir daha dönmediler,
Yalnız ben gitmedim
Senin aradığını kırk yıl var ki
Bulamadım.
Haydi yavrum şimdi sen de git
Ama yıllar sonra dönüp te
Göremezsen beni burada
Bil ki ben de bulmuşumdur aradığımı.
İşte o zaman
Denize bakıp
Bir fatiha oku ruhuma.”
Elini öptüm isimsizin
Ayrıldım yanından

Vapurun güvertesinden
Son kez baktım İstanbul’a,
Geceden yorulmuş
Yeni yeni dalıyordu uykuya,
Makyajından arınmış
Benziyordu yaşlı yosmaya,
Ne var ki yine ihtişamlı
Ölümüne güzel
Hazır sevişmeye

KAYNAKÇA: İhsan Işık / Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2. bas., 2009).

 

 

Paylaş