HAYATI

Öykü yazarı. 17 Temmuz 1960 günü Mersin’e bağlı Namrun’da dünyaya geldi. Tam adı Halime Toros SEVİL. Elif H. Toros imzasını da kullandı. Melahat Hanım ile memur Abdurrahman Toros’un kızı. Mersin Atatürk Lisesi ve Hacettepe Üni. Sağlık İdaresi Yüksek Okulu’nu bitirdi. Zaman, Belde ve Vakit gazetelerinde yazdı. TRT’deki belgesel programlarda metin yazarlığı yaptı. TYB üyesi. Ankara’da yaşıyor; evli, bir çocuk annesi. İlk öyküsü (“Ruhi Abi”) 1983’te Doğuş Edebiyat’ta çıktı. Öykü ve yazılarını Dolunay, İkindiyazıları, Ütopya, Dergâh, Yeni Dergi, Birey ve Kardelen dergilerinde yayımladı. Kadın dünyasını başarıyla yansıttığı ilk öykü kitabı Tanımsız’daki samimi anlatımı ve yalın diliyle dikkat çekti.

ÖDÜLLERİ

  • Tanımsız ile 1990 TYB “Yılın Hikâyecisi” Ödülü.

ESERLERİ

Öykü:

  • Tanımsız, İst.: Damla, 1990
  • Sahurla Gelen Erkekler, Ank.: Vadi, 1994
  • Asya’nın Kandilleri, Ank.: Hece, 2006

Roman:

  • Halkaların Ezgisi, İst.: Kırkambar, 1997

ESER ÖRNEKLERİ

SAHURLA GELEN ERKEKLER’DEN

Susmak eziyet midir, meziyet midir? …bunu ancak susan bir insan duyabilir. Susan bir insan bu kadar hissedebilir. Susan bir insan dinleyebilir.

Aşk değildi onunla yaşadığı, hiç olmamıştı. Zaten adı da Makbule’ydi. Oysa aşık olunacak kadının adı Makbule olmamalıydı. Erkeğinse ne adının önemi vardı, ne yaşının, ne de nasıl göründüğünün. Erkek erkekti. Hidayet de güzel bir isimdi.

Hatırladın mı? Görevliler adamı iknaya çalışırken aşağıda bahislerin tutuşulduğunu, alkış seslerini, yuhalamaları hep birlikte izledik. Adam atlamadı diye en derin şükürlerinden birini çektin. Ekrandan “yuh” sesleri geliyordu. Sen o alete hiç inanmadın ki zaten. “Polisiye mi bu?” diye sordun yanılmıyorsam. “Hanım burası Türkiye” dedi babam. “Yok canım” dedin. Ardından film bitti mi, adama n’oldu diye sorduğunda babamın acı acı gülüşünü nasıl unutabilirim? İşte benim evliliğim de böyle bir şey. İnan ciddiye alınacak bir şey değil. Zaten hayatı sizler gibi ciddiye almaya kalkışsak, yaşayamayız bu dünyada.

Nasıl giyinirsem tasvip görürüm, ne yaparsam beğenilirim, nasıl davranırsam “ne hoş kadın,” nelerden bahsedersem “ne akıllı” gibi olurum? Öyle olma, peki tamam. Kendin gibi yürü sokaklarda, kendin gibi davran, kendin gibi ol. İyi ama nasıl?

KAYNAKÇA: M. Kutlu, “Tanımsız”, Dergâh, S. 7 (Eylül 1990); M. Yalçın, “Tanımsız”, Yönelişler, S. 50 (Eylül 1990); S. Yalsızuçanlar “Sahurla Gelen Erkekler”, Yeni Dergi, S. 3 (Haziran-Temmuz 1994); M. Kutlu, “Halkaların Ezgisi”, Yeni Şafak, 10 Şubat 1998; Y. Ramazanoğlu, “Halkaların Ezgisi”, Virgül, S. 18 (Nisan 1999)

Paylaş