HAYATI

Şair ve yazar. 1917 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. 10 Nisan 1970 günü İstanbul’da yaşama veda etti. Gavsi Halit Ozansoy imzasını da kullandı. Şair Halit Fahri Ozansoy’un oğlu. Henüz lise öğrencisiyken Son Posta gazetesinde başladığı gazetecilği Tan, Yeni Sabah, Son Telgraf, Vakit, Gece Postası gibi çeşitli gazetelerde sekreterlik, yazarlık ve muhabirlik yaparak sürdürdü. Bir ara Harman adlı bir gazete çıkardı. Servetifünun-Uyanış dergisini yöneten babasının yanında çalıştı; bu arada dergide şiirleri yayımlandı. 1940’larda Servetifünun-Uyanış dergisi etrafında toplanan ve eskiye karşı “hür bir isyan içinde” bulunan genç kuşak edebiyatçıların önünde yer aldı. Tek şiir kitabı bu dönemden kalmadır. Ozansoy daha sonraları şiiri bıraktı; sadece edebiyatçılarla röportaj ve edebiyat sohbetleri yaptı. Çeşitli gazetelerde yayımlanan röportaj ve anketleri ile edebiyat tarihine önemli katkılarda bulundu. Kitaplaşmadan gazete sayfalarında kalan bu tür yazı dizilerinden bazıları şunlardır: “Edebiyatımızda Dünküler mi, Bugünküler mi Daha Kuvvetli, 40 Yıl Sonra Diyorlar ki” (Tercüman, 17 Kasım 1962 – 5 Ocak 1963); “Mısralarda Yaşayan Aşklar” (10 röportaj, Tercüman, 10-19 Mart 1964); “Beş Kuşak Konuşuyor” (46 röportaj, Haber, 8 Şubat-28 Mart 1967).

ESERLERİ

Şiir:

  • Harman Sonu Gelen, İst.: Tan Mtb., 1945.

Öykü:

  • Sevmek İçin Sevmek, İst.: Ahmet İhsan B., 1936

Diğer:

  • Sarıyer Cinayeti, (F. Öner ile) İst.: Babıâli B., 1952

ESER ÖRNEKLERİ

EDEBİYATÇILAR GEÇİYOR’DAN

Edebiyatın gündüzünden hayır görmedikse ne ziyanı var? Değil mi ki gecesinden ve hele böyle ışıklı gecelerinden gözlerimiz kamaşacak. Tevfik Fikret ‘in dediği gibi: ” İnan Halûk, ezeli bir şifadır aldanmak!”

Ölümünü haber aldığım akşam Bakırköy’de odamın sessizliğinde hıçkıra hıçkıra ağladığını hatırlıyorum. 31 Mart günü büyük kapının önünde caddeye karşı göğsünü gererek “Beni çiğnemeden mektebe saldıramaz “demesini o faciadan sonra işitmeyen kalmamıştı.

Ömer Seyfettin birkaç arkadaşıyla Kuşdili çayırından geçiyormuş. Tatlı bir mehtap varmış ve çayır kalabalıkmış. Bakmışlar ki salaş tiyatronun berisinde bazı genç kızlarla delikanlılar kayık salıncaklarla kolan vuruyorlar. Derken salıncaklar sallantıyı kesmiş ve içindekiler inmiş. Üç güzel kız gökten inenler arasında… kızlar yürümüş, arkadaşlarından biri Ömer’e: -Ya hu demiş şunlarla arkadaş olsak da dolaşsak. Acaba gelirler mi? Ömer, Donjuanca: -Kolay, demiş, şimdi gider ahbap olurum. Ve gitmiş kızların yanına sokulmuş. Derken iri yarı iki genci de sökün etmiş… Ömer’in hararetli bir şeyler söylediği, kızların sustuğu, yalnız iki delikanlının hiddetli hareketler yaptığı görülüyormuş. Nihayet Ömer bunların yanından ayrılarak arkadaşlarına dönmüş. Sormuşlar: -Ne oldu? Korktun galiba? Ömer Seyfettin hiç tınmamış, gayet tabîî bir sesle: -Yok canım demiş, işi siyasete döktüler. Zaman nazik…Israr etmedim!

KAYNAKÇA: Necatigil, İsimler, 287; “Ozansoy, Gavsi”, TDEA, VII, 166; Gönç, III, 112.

Paylaş