HAYATI

Şair. 1912 yılında Ankara’da dünyaya geldi. 28 Haziran 1996’da Ankara’da yaşama veda etti. Hacı Bayram Veli’nin 16. kuşaktan torunu. Hacı Bayram şeyhi, Meclis-i Mebusan’da Ankara mebusu Mehmet Tayyib Efendi ile Hüsniye Hanım’ın oğlu. İlköğrenimini İstanbul ve Ankara’da çeşitli okullarda yaptı. Davutpaşa Orta Mektebi’ni, Ankara Lisesi’ni (1931), Mülkiye Mektebi’ni (1935) bitirdi. 1936’da Paris’e, oradan da Belçika’ya gitti. Liege Siyasal Bilimler Okulu’na girdi. II. Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine doktora tezini savunma olanağı bulamadı. Aralık 1939’da Dışişleri’ne girdi. Basın-Yayın Genel Müdürlüğü Etüt Heyeti üyeliği (1943), Başbakanlık Özel Kalem müdürlüğü görevlerinde bulundu. Kıbrıs, Kudüs, Tahran, Oslo, Brüksel, Roma, Moskova’da başkonsolos, ortaelçi, büyükelçi olarak görev yaptı. 1972’de (Fahri Korutürk döneminde) atandığı Cumhurbaşkanlığı genel sekreterliğinden emekliye ayrıldı (1975). Şiirde yalnız rubai tarzını bütün vezinleri ile denemiş ve derinleştirmiştir.

ESERLERİ

Şiir:

  • Fuat Bayramoğlu’nun Rubaileri, İst.: Türkiye İş Bankası, 1976

İnceleme:

  • Türk Cam Sanatı ve Beykoz İşleri, İst.: Türkiye İş Bankası, 1974
  • Hacı Bayram-ı Veli: Yaşamı, Soyu, Vakfı, 2 c., Ank.: Türk Tarih Kurumu, 1981, 1983
  • Mustafa Kemal Atatürk ve Yahya Kemal Beyatlı, 1994. Çeviri: Rubaiyyat (H. G. Nakhai), 1967

ESER ÖRNEKLERİ

RUBAİLER

I

Bülbül gibi, sevdâ düşürür, hâra beni,
Pervâne kılıp yakar gönül nâra beni,
Sinemdeki ateşle bu sevdâ, bilmem,
Kaç yıl daha mecbur edecek, yâra beni

II

Âlemde güzel ne varsa olmuş memnû,
Herşey, Gelecek Hayat’ta ancak meşrû;
Erbâb-ı zekâ, Cennet’e gitsek de, diyor,
Dünyâda gerek zevk ile olmak meşbû!

III

Genciz, yaşımız ömrümüzün nısfı kadar,
Hâlâ bize her türlü bakış davetkâr!
Bir müjde-i vuslat gibi geldikçe bahâr,
Avâre-i aşk olmamak imkânı mı var

IV

Bir bahçede kuşlar, kelebekler ve bahâr,
Bir gizli buhurdandaki baygın kokular,
Herşey bizi çekmekte visâl alemine;
Yârab! niye herşey bu kadar davetkâr!

V

Bir gün, ne bahâr, ne yâr, ne sevdâ kalacak,
Her şey silinip, bir eski rüyâ kalacak.
Bir hendese ufkunda sıkışmış rûha,
Sesler, kokular birer muammâ kalacak.

VI

Hep eski muhabbetleri yadetmekteyiz;
Gittikçe vefâyı itiyâd etmekteyiz.
Mey içmiyoruz, bir yeni yâr sevmiyoruz,
Bilmem niye ömrü iktisad etmekteyiz.

VII

Kaynaklara benzeriz, çıkar topraktan,
Çağlar, köpürür, zevk alırız koşmaktan.
Düzlüklere indikçe, akıp sessizce,
Tekrar döneriz toprağa bir çatlaktan.

KAYNAKÇA: Şükran Kurdakul / Şairler ve Yazarlar Sözlüğü (gen. 6. bas. 1999), Beşir Ayvazoğlu / Diplomat Bir Rubai Şairi: Fuat Bayramoğlu (Defterimde Kırk Sûret, 3. bas., 1999, s. 42-46)

Paylaş