HAYATI

Şair ve yazar. Uzun Firdevsi olarak da bilinir. 1453’te Aydıncık’ta dünyaya gelen Firdevs-i Rumi’nin ölüm tarihi ve yeri hakkında bilgi sahibi değiliz. İstanbul’un fethi sırasında göstermiş olduğu yararlardan ötürü kendisine Aydıncık zeameti verilen Hacı Genek Bey’in oğludur.

Öğrenimini Bursa’da yapan Firdevs-i Rumi, şair Melihi’den aruz dersleri aldı. 1481’de II. Beyazıt tahta çıktığı zaman Balıkesir’de bulunuyordu. Süleymanname’yi dönemin padişahı II. Beyazıt’ın buyruğu ile yazdığına göre, bir süre sonra İstanbul’a geldiği ve padişaha yakın olduğu anlaşılıyor. Süleymanname, “üç yüz altmış cilt kitap etmiş ama, Sultan II. Beyazıt bu cümleden seksen cildin intihap edip maadasın ihrak edilecek (yakılacak)” (Latifi), bu olaya çok üzülen şair, padişahı hicveden birkaç beyit söylemiş ve İran’a gitmiş. Latifi, Firdevsi Rumi’nin mezarının İran’da olduğunu dile getirmektedir. Mehmet Fuat Köprülü, şairin 1508’de hala Türkiye’de bulunduğunu belirterek bu söylentiyi kuşku ile karşılamaktadır. Ancak elimizde bu konuda başka bir bilgi de yoktur.

Türk şehnamesi olarak da bilinen Firdevs-i Rumi, çok önemli bir şair değildir. Ama tarih, felsefe, hendese ve astroloji gibi pek çok konuda ansiklopedik bilgiye sahip olması, Farsçayı çok iyi bilmesi neticesinde Farsça dilinde yazılmış eserler de vermiştir. Bursalı Mehmet Tahir, Firdevs-i Rumi’nin on dört yapıtını da sayıyor. Bu yapıtların bilgi vermek amacı ile yazılmış olduğu ya da Farsça dilinden Türkçeye çevrildiğini söylüyor.

ESERLERİ
  • Süleymanname, Davetname (cin çağırmanın çeşitlerinden söz eder)
  • Hayat ve Memat (mensur çeviri, ahlak ve tasavvuf ile ilgili)
  • Pendname-i Eflatun (çeviri, sağlık bilgisi ile ilgili)
  • Silahşörname (Almancaya çevrildi, Türkçesi ise Viyana ve Roma’da yayımlandı)
  • Satrançname-i Kebir
  • Kutupname
  • Kıssa-i Cezire-i Midilli (Mesnevi, Venedikliler ile Fransızların Midilli Adası’na saldırılarını konu alır)
  • Terceme-i Came-şüyname (kumaş vb şeylerdeki lekeleri çıkartma yollarından bahsetmektedir)
ESER ÖRNEKLERİ

RÜSTEM VE FİL

… Bizim kıssamız bu canibden Rüstem-i Zal geldi. Nite ol zaman kim Rüstem dokuz yaşına girdi meğer kim atası Zal dahı ol asırda İran sultanı Duşah Hazretine vardı. Amma kim Zal-i Nimruz, Tahtakahi kalasında olurdı. Kendüden büyük oğulcuklarun müştile gerdenin üzerdi. Sille salla felek zatın bozardı. Girü pehlivan Rüstem’e silahşorluk talim kılurdı. Meğer kim ol kalem içinde Pil-i Mahmudi vardı. Kaddi bir daha benzerdi. Hortumu hod minare idi. Bir gice ol pir dört ayağından zinciri kırdı. Boşanup kime kim uğradı ise helak idüp kanın kara yire kırdı. Andan kalenün kapusine gelüp hortumiyle bozup kapıyı yıkdı. Harab itdi. Pil-banlardan kapıcılardan kim yitişdi ise öldürüp kalenün kapusından çıkup gitdi. Kale kavmı görüben herbirisi feryad itdi. Rüstem dahı atası koyında yaturken bu kavim gulusın işitdi. Heman yerinden durup gelüp Zal’ün kırk dört batman gürzine ele alup dahı ol karuna gice içinde kale kapusın yaptılar kim kaleden Rüstem çıkmak istemeye dün nısfında bir pi akabince gitmeye. Ve likin Rüstem kapuya gelüp bağlu göricek bir gürz urup kapuyı yıkdı kim kimesneyi esmeleyüp ardınca çıkdı. Rüstem atası tiz adam gönderdi. Kiyü pehlivan kim Rüstem’ün üstadıydı, hem pehlivan idi. Rüstemün ardınca varup yalvarup didi kim ya Rüstem-i destan ve iy pehlivan-ı cihan henüz senün ana südi ağzunda kokar niçün bir mest-ejderha bigi pilün ardınca ceng itmeğe çıkar ale’l husus karunu gicedir göz gözü görmez, vakt ola kim ol pil seni helak vücudunı hortum ile zahmnak, yirini hak, anan Ruzebe-i gam-nak yakasın çak ider…

KAYNAKÇA: Banarlı, RTET, I, 503, İbrahim Olgun, “Uzun Firdevsî ve Türkçeciliği”, Ömer Asım Aksoy Armağanı, Ankara 1978, s. 185-200, Schlechta Wssehrd, “Firdawsi”, ZDMG, XVII (1863), s. 1-38, M. Fuad Köprülü, “Melîhî”, Yeni Mecmua, II, İstanbul 1918, s. 85 vd.a.mlf., “Firdevsî”, İA, IV, 649-651, H. Turhan Dağlıoğlu, “Uzun Firdevsî – Firdevsî-i Rumî”, Uludağ, sy. 10, Bursa 1937, M. Atâ Çatıkkaş, “Firdevsî-i Rûmî’nin Şatrançnâme-i Firdevsî’si”, TDA, sy. 37 (1985), s. 186-198.

Paylaş