HAYATI

1888 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. 26 Aralık 1956 günü İstanbul’da sirozdan hayatını kaybetti. Kabri, Zincirlikuyu Mezarlığı’ndadır. Bazı eserlerinde Recaizade Ercüment Ekrem, Ebülmuvaktar, Ermel Talu, Çekirge, Karga, Kertenkele, Aşık, Tarık Necmi, Cin Ahmet, Evliya, Evliyayı Cedit, Kerbela ve Meshedi imzalarını kullandı. Şair ve yazar Recaizade Mahmut Ekrem’in oğlu, şarkı sözü yazarı Esin Talu ve gazeteci Muvakkar Ekrem Talu’nun babasıdır. 1905’te Galatasaray Sultanisi’ni bitirdi. Ardından gönderildiği Paris’te siyasal bilgiler üzerine yüksek öğrenim gördü. Yurda döndükten sonra Duyun-u Umumiye ve Meclis-i Ayan’da tercüman olarak çalışmaya başladı. 1919-1924 yılları arasında Matbuat Umum Müdürlüğü yaptı. Cumhuriyet’in ilanından sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanlığı başkatipliği görevini üstlendi. 1925 yılında alındığı bu görevini İstanbul Şehremaneti muavinliği ve 1927-1931 yılları arasında üçüncü kez getirildiği Matbuat Umum müdürlüğü görevi izledi. 1931’de Varşova Elçiliği Müsteşarı olan Ercüment Ekrem Talu, 1936 yılından itibaren Siyasal Bilgiler Okulu ve Gazi Eğitim Enstitüsü’ne Fransızca öğretmenliği ile Galatasaray Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaparak 1950’de kendi isteği ile emekliye ayrıldı.

Ercüment Ekrem Talu’nun ilk yazıları 1904 yılında Çocuklara Has Gazete’de yayımlandı. Yazarın daha sonra yapıtları, Milli Mücadele karşıtı Peyam-i Sabah dışında dönemin tüm gazete ve dergilerinde yer buldu. Mütareke yıllarında (1920-1922) Aka Gündüz ile birlikte Alay adlı bir mizah dergisi çıkaran Talu’nun aynı yıllarda, daha sonra kendisine büyük bir ün sağlayacak olan Evliya-yı Cedit adlı Evliya Çelebi’yi 20. Yüzyıl’a getirip onun dilini ve üslubunu taklit ederek dönemin İstanbul’unu anlattığı eseri İleri gazetesinde tefrika edilmeye başladı. Bu tefrikalar o kadar başarılı oldu ki Talu, Zeyn’i Evliya’yı Cedit adı ile yazılarına devam etmek durumunda kaldı. Talu, daha sonra Meshedi adlı bir İranlının abartılı serüvenlerini anlattığı mizahi öykü ve romanlarını kaleme almaya başladı.

Konularını eski İstanbul hayatından aldığı romanlarında Hüseyin Rahmi ve Ahmet Rasim’den etkiler göründü. Daha çok toplumsal konuları işlemiş olduğu bu yapıtlarında kahramanlar orta ya da fakir tabakadan olan,  yaşanan hayatın içinden seçilen, kendi gelenekleri ve inançları ile yansıttığı ait oldukları tabakanın dili ile konuşan sevimli tipler oldu. Ercüment Ekrem Talu’nun bu yapıtlarında eleştirilen yönü ise kahramanların olaylara bakışının verildiği veya romana kendi düşünceleri ile girdiği bölümlerdeki gereksiz ve aşırı uzatmalar oldu.

“…….

Meşhur mizahçı, “Akbaba” Yusuf Ziya’nın sözleriyle “Doğup büyüdüğü yalıdan ziyade fakir halk kahvelerini, balıkçı meyhanelerini severdi. Onlardan olurdu”

O sebeple şunlar da oldu:

Kafa tuttuğu için Saray’dan, kendini ezdirmediği için Çankaya’dan, efendilere karşı sıradan insanlarla olduğu için Büyükelçilik’teki görevinden, yazdığı gazete ilanında “Belediyeye eksiltmeyle odun alınacaktır. Odun numunesi görmek isteyenler Emanet Makamı’na (Belediye Başkanı’na) başvursun” yazınca belediyeden, Saray ve İngiliz sansürüne karşı Süleyman Nazif’in kitabının 300 adet toplatılacak göstermelik kopyası yanında binden fazlasını piyasaya sürdüğünden Matbuat Müdürlüğü’nden azledildi, kovuldu; ne paşalara ne beylere pek boyun eğdi.

O yüzden mezarı başında Nizamettin Nazif, “Çirkefe tiksinti ile bakmak ona baba, dede yadigârı idi. Buna daima sadık kaldı. Hayatı boyunca bir damla zifos sıçramamış olması bundandır” diyecekti.

Çünkü kendisi de demişti ki, “Ben suya sabuna dokundukça yukarısı köpürüyor.”

Hiçbir yere, hiçbir otoriteye “ait, bağımlı” olmadığını söylerlerdi…….”

(Umur Talu)

ESERLERİ

ROMAN: Asriler (1922), Gün Batarken (1922), Kopuk (1922), Sabir Efendinin Gelini (1922), Kan ve İman (1925), Şevketmeâb (1925), Kundakçı (1926), Meşhedi ile Devrialem (1927), Gemi Arslanı (1928), Meşhedi Aslan Peşinde (1934), Kodaman (1934), Papeloğlu (1938), Beyaz Şemsiyeli (1939), Bu Gönül Böyle Sevdi (1941), Çömlekoğlu ve Ailesi (1945).

HİKÂYE: Evliya-yı Cedid (Yeni Evliya Çelebi, 1920), Teravihten Sahura (1923), Sevgiliye Masallar (1925), Kız Ali (1926), Güldüren Kitap (1927), Gün Doğmayınca (1927), Meşhedi’nin Hikâyeleri (1927), Dünden Hatıralar (hikâye-albüm, resimleyen Münif Fehim, 1945).

ANI: Geçmiş Zaman Olur ki (2005)

KAYNAKÇA:

  • Ünlü Edebiyatçılar (Türkiye Ünlüleri Ansiklopedisi, C. 4, 2013) – Encyclopedia of Turkey’s Famous People (2013)
  • Mehmet Behçet Yazar / Edebiyatçılar Alemi – Edebiyatımızın Unutulan Simaları (yay. haz. Mustafa Everdi, 1999)
  • İhsan Işık / Yazarlar Sözlüğü (1990, 1998)

 

Paylaş