HAYATI

1895 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. 11 Mart 1967 günü İstanbul’da hayatını kaybetti. Arif Ünlü, Çimdik, İzci, Sarı Çizmeli Mehmet Ağa ve Yakuboğlu Işık imzalarını da kullandı. Mühendis Süleyman Sami Bey’in oğludur. Beylerbeyi’ndeki Abdullah Ağa Mektebi’nden sonra Alyans İzralit Mektebi ile Vefa İdadisi’nde eğitim gördü. Darülfünun Edebiyat Fakültesi’nin sınavına girerek öğretmenlik diploması aldı. Önce İzmit Sultanisi’nde daha sonra da Galatasaray Sultanisi’nde edebiyat öğretmeni olarak çalıştı. Mütareke yıllarında Şair adı ile bir dergi çıkardı. Daha sonra Orhan Seyfi ile birlikte Akbaba dergisini yayımlamaya başladı. Öğretmenlikten sonra bir süre İstanbul Sular İdaresi’nde çalıştı. 1946 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden Ordu milletvekili seçilerek meclise girdi. Milletvekilliği 1950 yılına kadar sürdü. 1950 seçimlerini kaybedince yeniden Akbaba dergisine döndü.

Yusuf Ziya Ortaç, aruzla kaleme aldığı şiirlerle edebiyat dünyasına ilk adımlarını attı ve Birinci Dünya Savaşı yıllarında Ziya Gökalp’in çevresinde toplanan genç şairler arasına katıldı. Ziya Gökalp’in yönlendirmesiyle hece ölçüsü ile yazdığı şiirlerle kısa zamanda edebiyat çevrelerinde adını duyurdu. Bu sırada “hece vezninin Tevfik Fikret’i” diye övülen şair, dönemin Türk Yurdu, Serveti Fünun, Büyük Mecmua ve İnci gibi dönemin önde gelen dergileri ile kendi çıkardığı dergilerde şiirler yanında edebiyat ve sanatla ilgili yazılar da yayımladı. Edebiyat tarihlerinde genellikle “Beş Hececiler” arasında bir şair olarak ele alınmakla birlikte, birçoğu İkdam ve Cumhuriyet gazetelerinde yayımlanan fıkra ve mizah yazıları daha fazla dikkat çekmiştir. Uzun yıllar yayımlamış olduğu Akbaba Türk mizah edebiyatının önde gelen yayın organlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Sade, güzel ve zarif bir İstanbul Türkçesi ile yazan Yusuf Ziya Ortaç şiir dışında fıkra, mizah yazıları, öykü, roman, manzum öykü ve tiyatro türlerinde de ürünler vermiş bir yazardır. Lale Devri’ne ait bir olayı canlandırdığı Binnaz adlı oyunu, dönemin gerek dil, gerekse tiyatro tekniği bakımından çok beğenilen eserlerinden biri olmuş, sade ve doğal Türkçesiyle hecenin zaferi olarak değerlendirilmiştir.

Yusuf Ziya Ortaç, daha sonraki yıllarda mizaha yönelmiş ve güçlü yapıtlar ortaya koyamamıştır. Ayrıca Akşam, Alemdar, Zaman, Temaşa ve Türk Yurdu dergilerinde tiyatro eleştirileri de yazmış, anılarıyla bir döneme ışık tutmuştur.

Yusuf Ziya Ortaç’ın Binnaz adlı oyunu 1919 yılında Ahmet Fehim Efendi tarafından filme alınmıştır. Binnaz ilk Türk sesli filmi olması sebebi ile de Türk sinema tarihi açısından önemini halen korumaktadır.

Mehmet Önal, Yusuf Ziya Ortaç hakkında şu değerlendirmeyi yapar: “Yusuf Ziyâ’nın şiir vadisine girerken okuyucuyu etkileyen unsurların dört maddede toplandığını görürüz: Tabiat, kadın, romantik tarih anlayışı ve bohem hayat… Şiirlerde görülen bu dört unsurun, dört kefesi olan bir mizah terazisinde tartılıp okuyucuya ulaştırılması ise, dikkate değer bir başka noktadır; tabiat, kadın, romantik tarih anlayışı ve bohem hayat, Yusuf Ziyâ’nın şiirlerinde dört çeşit ışık kümesi meydana getirirler, bu ışık demetleri, mizahın aynasından yansıyarak okuyucunun hislerine tercüman olmaya çalışır. “Yusuf Ziyâ’nın ilgi merkezleri konusunda sonuç olarak diyebiliriz ki; şâir, gönlüne dolan ilhamı, kadın tutkusu, romantik tarih kabulü ve bohem hayatın verdiği uçarılık ile süsleyerek, kirlerini, duygularını ve hayallerini nazmederken, tabiat temasını da yardıma çağırır; böylece onun şiirinin ana hatları ortaya çıkmış olur. Yusuf Ziya, bu dört temel yorum anlayışını, mizahın perspektinden okuyucuya aktarmıştır. Bunun yanı sıra, sosyal hayatı konu edinen mesajların bir kısmının, aileye bağlılık duygusu ile şiiriyet kazandığı da görülür; ‘Evim’ adı ile yazılan şiirlerin çokluğu, şâirin bu ilgi merkezini de ortaya çıkarır”

ESERLERİ

ŞİİR: Akından Akına (1916), Cenk Ufukları (1917), Şen Kitap (mizahî şiirler, 1919), Âşıklar Yolu (1919), Yanardağ (1928), Bir Servi Gölgesi (1938), Kuş Cıvıltıları (çocuk şiirleri, 1938), Bir Rüzgâr Esti (Binnaz oyunu ile, 1962).

OYUN: Kördüğüm (1917), Binnaz (hece ölçüsü ile, manzum, 1918, lme de alındı), Şüphe (1918), Name (1919), Latife (manzum, 1923), Nikâhta Keramet (1923).

ROMAN: Kürkçü Dükkânı (1931), Şeker Osman (1932), Göç (1943), Sarı Çizmeli Mehmet Ağa (1956), Gün Doğmadan (1960).

GEZİ: Göz Ucuyla Avrupa (1958).

BİYOGRAFİ: İsmet İnönü (1946).

ANI: Portreler (1960), Bizim Yokuş (1966)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Paylaş