HAYATI

Günümüz şairlerinden. 10 Mart 1956 günü Erzurum’un Horasan ilçesinde dünyaya geldi. Ganimet Hanım ile tüccar Sadık Sefa Alper’in oğludur. İlkokulu Erzurum’un Ardı köyünde okudu. Ortaokul ve lise öğrenimini Erzurum Lisesi’nde tamamladı. 1976 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1979-81 yılları arasında Bayındır Hükümet Tabibliği’nde çalıştı. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde psikiyatri ihtisası yaptı. Daha sonra bir süre Muğla Devlet Hastanesi Psikiyatri Kliğini’nde görev yaptı. Ege Üniversitesi’nde 1981’de doçent, 1988’de profesör oldu.

Edebiyat yaşamına şiir ile başlayan Yusuf Alper’in ilk ürünü 1975 yılında Ankara’da yayımlanan Ilgaz dergisinde çıktı. Düz yazı ve şiirleri daha sonra Sesimiz, Türk Dili, Ankara Sanat, Somut, Yeni Düşün, Varlık, Yeni Biçem, Dize, Düşler, Dönemeç, İnsan gibi dergilerde yer aldı. 1970 kuşağının bireyi ve imgeyi önemseyen genç şairlerinden biri olarak değerlendirildi ve 1980 kuşağına ortam hazırlayan şairler arasında sayıldı. Şiirlerinden bazıları 1997’de düzenlenen 36. Uluslararası Saraybosna Şiir Günleri’nde İngilizce ve Boşnakça dillerine çevrilerek seslendirildi.

Haydar Ergülen,Yusuf Alper hakkında Varlık dergisi için kaleme aldığı “Ruh Marangozundan Şiirler” başlıklı yazısında şairi: “hiç değişmeden gelişen bir şair, hem işinde hem şiirinde bir ruh marangozu” olarak nitelendirdi.

Türkiye Yazarlar Sendikası ve Türk Psikiyatri Derneği üyesi olan Yusuf Alper, “Şimdi Hangi Irmak” adlı yapıtı ile 1999’da Sabahattin Kudret Aksal Şiir Ödülünün ve “Yolda” ile 2014’de şiir dalında Yunus Nadi Ödülünün (Güngör Tekçe ile paylaştı) sahibi oldu.

“…Ve Yusuf Alper ‘i zamanın kırılan aynasında sevmek. Anadolu şiir duyarlığını dipten sürdürüyor Yusuf. Büyük hüzün…. Genç şairler üstüne düşünelim diyorum. Kanılarımız katılaşmış ve yanlış diyorum. Karşılaştırma cesaretini göstermiyor kimse.” (Cemal Süreya)

Alper’in dili de, görüldüğü gibi incele incele en hassas yanlarımıza sokulup bireyin içinden eksileni yeniden yerine koyma telâşındadır. Aşkın yitikliğini daha geniş boyutta ele alırsak, yitirdiklerimizin genelindeki görünümü, neredeyse yaşamı insana dar eden, onu toprağından, çevresinden soyutlayan koyulgan bir yalnızlığın resmine benzetebiliriz. O resim, her gün, her saat, belki her dakika, gözümüzün önünde hayretli bakışlarımızla çoğalan bir felâketi çizgilerden seslere taşımaktadır. İnsan sorunsalına dikkati çeken şair, elindeki tüm olanakları kullanarak, duyumsatarak baktırdığında, yitik değerlerinin toplamıyla göz göze getirmektedir bireyi.” (Ahmet Günbaş)

ESERLERİ

ŞİİR:

  • Kanayan Şiirler (1985)
  • Zamanın Kırılan Aynasında (1989)
  • Yaldızlı Bir Yanılsama (1994)
  • Yeryüzüne Vuran Telaş (1995)
  • Şimdi Hangi Irmakta (1998)
  • Dalgaların Sesiyle (2001).

DENEME-ARAŞTIRMA:

  • Herkes İçin Psikiyatri (1997, ortak yayın)
  • Depresyon Psikoterapisi (1997)
  • Bütün Yönleriyle Depresyon (1999)
  • Şiir ve Psikiyatri Kavşağında (2001)
  • Psikanaliz ve Aşk (2003)
  • Şair Her Zaman (2005)
  • Psikolojik Psikodinamik Açıdan Nâzım Hikmet Şiiri (2005).

ESER ÖRNEKLERİ:

“….

Oysa Ece daha dün pirifani göçüp gitti
Enis çok yaşayacak, Beşir Fuad acısıyla
‘Bir torba kemik kalıncaya kadar’
Ölüp dirilsek de her gün yeniden
Anka küllerimizden doğar

Anlat demeyin kendini öldürmeyi
Nasıl anlatılır bir düğüm karanfil boynunda
Sevgili balkonunda yağlı kurşunlar
Bir jiletin bilekte sınav vermesi
Nasıl anlatılır çakılan kuş betona

İnsan bazen uçurum başındadır
Kimi zaman ipin ucunda
Ama sonsuzdan gelip sonsuza gidişin
Bir virgülü olsun olmak varsa
Hayatın bağrındadır

Bana hayatı anlat birlikte yaşamayı” (“Bana Hayatı Anlat” adlı şiirinden).

KAYNAKÇA: Behçet Necatigil / Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü (18. bas. 1999), Şükran Kurdakul / Şairler ve Yazarlar Sözlüğü (gen. 6. bas. 1999), Haydar Ergülen / “Ruh Marangozu”ndan Şiirler (Varlık, Ocak 1999)

Paylaş