HAYATI

Araştırmacı, deneme yazarı ve eleştirmen. 20 Mayıs 1956 günü Kütahya’da dünyaya geldi. Orta ve lise eğitimini İzmir Amerikan Kız Koleji’nde tamamladı. Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Okulu İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Aynı okulda yüksek lisans derecesi aldı. Kanada Montreal’de Mc Gill Üniversitesi’nde doktora eğitimini tamamladı. 1982’den bu yana çeşitli yayınevlerinde çevirmen ve editör olarak çalıştı. Akıntıya Karşı ve Zemin dergilerinin kurucu kadrosunda yer aldı.

İlk yazısı (“Muhalefet, Üslup, Dil”) 1985’te Akıntıyakarşı’da çıktı. Yazılarını Defter ve Virgül dergilerinde yayımlamayı sürdürüyor. “Analitik, yakın okumaya dayalı çalışmalarında” Y. Atılgan, B. Karasu, O. Atay ve T. Özlü gibi modern Türk edebiyatının önde gelen yazarlarını inceledi. Yöntemini, “Edebiyatın üstüne değil de edebiyatın içinden geçerek, daha çok da sevdiğim metinlerin içinde dolaşarak düşünmeye çalışıyorum” biçiminde ortaya koydu.

ÖDÜLLERİ
  • Kör Ayna Kayıp Şark ile 2004 Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Denemecisi Ödülü.
ESERLERİ

İnceleme:

  • Vitrinde Yaşamak, İst.: Metis, 1992
  • Yer Değiştiren Gölge, İst.: Metis, 1995
  • Ev Ödevi, İst.: Metis, 1998
  • Kötü Çocuk Türk, İst.: Metis, 2001
  • Kör Ayna Kayıp Şark, İst.: Metis, 2004
  • Mağdurun Dili, İst.: Metis, 2007
ESER ÖRNEKLERİ
VİTRİNDE YAŞAMAK’TAN BİR BÖLÜM

Burada, kitapta kullandığım “bastırılmışın geri dönüşü” kavramına bir kez daha açıklık getirmekte yarar var. türkiye’nin modern kimliğini oluştururken o güne kadar bastırılmış, tabi kılınmış, kültürel ifade imkânlarından yoksun bırakılmış içeriklerin 80’lerde bir biçimde “geri döndüğünden” söz ediyordum orada. 80’lerde kültürel alana damgasını vurmuş bazı değişimleri (islami yükselişi, Türkiye’nin kendi kürtlerini keşfetmesini, taşranın kültürel yükselişi ya da “aşağı kültür” denen alandaki patlama kadar yine o yıllarda yaşanan iştah, istek ve cinsellik patlaması da) bu kavramın yardımıyla sorunsallaştırmaya çalışıyordum. Ama 80’lerin bize sunduğu verilerle şunu bir kez daha vurgulamakta yarar var. Bastırılmış olan hiçbir zaman bastırıldığı şey olarak, orada öylece keşfedilmeyi bekleyen saf ve sahici bir içerik olarak, gasp edilmiş payını talep eden saf bir yıkıcı enerji olarak geri dönmez. Tersine geri döndüğü yerin ihtiyaçları ile şekillenen, başka biçimler altında hep yeniden inşa edilen, yeni kurgulara olduğu kadar politik manevralara ve kışkırtmalara da açık bir şey olarak geri döner. Bu yüzden de geçmişte bastırılmış olan bugün için daima bir mücadele konusudur. Bir başka değişle bastırılmış olan ne sadece bastırılmıştır ne de tam anlamıyla geri dönmüştür.

KAYNAKÇA: BF (3 Eylül 1999); N. Köklü, “Türkiye’nin Ruh Hali” (söyleşi), Radikal, 27 Mayıs 1999.

Paylaş