HAYATI

XV. yüzyıl Osmanlı tarihçilerinden. Yaşamı üzerine bilgi yok. Öğrenimini Bursa’da yaptığı sanılıyor. İlmiye mesleğinden olduğu, II. Murat, Fatih, II. Beyazıt yaşamış olduğu biliniyor. Tarih’inden, Fatih Sultan Mehmet’in öldüğü yıl İstanbul’da olduğu anlaşılıyor. II. Beyazıt döneminin son yıllarında Bursa’da Sultaniye Medresesi’nde müderrisken ölmüş olduğu söylendiği gibi 1510’da ölmüş olabileceği de öne sürülmektedir.

ESERLERİ
  • Cihannüma: Cihannüma adını taşıyan Tarih’ini II. Beyazıt’a sundu.
ESER ÖRNEKLERİ
CİHANNÜMA’DAN

SIRP İSYANI

İşitdük ki Laz’dan Karaman cenginde leşker varıdı. Anda yasak olıcak Laz halkı Müslümanlara mütearız olup Hünkar anlara siyaset itmiş idi. Çünki çeriye destür oldı, Laz’un voyvodası varup Laz’a eyitdi: “Ne revadur ki Türk’e zebuğa diyüp bizi Türk’e muavin gönderesin. Siyaseti bize idüp, yağıda bizü öne tutup dürlü cefayı bize kıla. Andan senün nen eksük? Hususa anun yağısında dahı yüz ağardup iş başarur bizüz. Niçün bizi Türk’e basıncak idersin? Türk’ün nihayet leşkeri elli bin ancak var, yüz bin tut. Eğer sen leşker cem idesin, Türk leşkerince on olur. Hususa din gayretine Mesih izzetine etrafun mülükı sana muavenet iderler” diyüp Laz tekfurını başdan çıkarup asi kılup Bosna tekfuruna adem gönderüp Türk ahvalini ilam eyledi. Bosna Tekuri eyitdi: “Evvel dahı benüm sözüm tutsan iş böyle olmaz ıdı. Türk’e çeri ve haraç ayırup adumuzı yire depdün. Senün çerün Türk’e mukaabete itmez ise benüm ider idi. Hususa din-i Mesih gayretine etrafun mülüki sana arka olurla idi. Hele olan oldı. Şimdi görmek gerek, benüm esbabum müheyya. Senün ile bir olup Türk’e kılıç uralum” diyüp ittifak itdiler.

FATİH’İN PORTRESİ

Sultan Mehmed kerim ve adil ve şüca ‘alim ve dindar ve muhibb-i ulema ve fuzala melik idi. Kanda bir ehl-i kemal olsa anı İstanbul’a getürmeğe sa’y ider idi. Hatta Semerkand’dan Mevlana Ali Kuşçı’yı cemi’i taallukaatiyile getürüp bi-kıyas mebaliğ ita idüp emvale gark itmiş idi. Bir kişi sanatda mahir olsa elbette anı getürtüp ulufe tayin ider idi. Hiçbir kişi dergahına gelüp mahrum olmaz idi. Kaçan seyrana atlansa yolda uğradığı fukaraya denanir ita ider idi. İstanbul’un fukarasından anun filorisin yimedük kişi nadirdür. Ehl-i meskenet idi. Gaayet azametdeyiken bir derviş görse ana tevazu ve meskenet gösterür idi ve dahı şuaraya mail idi. Anun zamanında ulema ve fukara ve süleha ve sürefa rafahiyyetteyidi. Nikris zahmeti olmağınn etıbbaya gaayet itibar ider idi. Hatta hakim Yakuub’ı ol cihetten vezir idinmiş idi. Ve dahi siyasette bir haysiyetdeyidi ki bir kişi bir kimsenün bir habbesin alsa helak ider idi. Ve dahı fevahişi sevmez idi. Filmcümle töhmet-i zina iden eri ve avrati helak ider idi. Fevahişün kökini kesmişidi. Her kişi anun havfında kan kaşanur idi. Anun devrinde kutta üt-tarik alemden kesilmiş idi. Hatta bir hatun kişi bir hemyan altunı bir günlük yola alup gitse bir ehadün zehresi yoğidi ki ileyine geley idi. Ekser asarı İstanbul’daydı. Nite ki zikr oldu. Ve dahı Edrene’de bir ala kasr yapturdu ki mislin kimse görmiş değüldir ve dahı etfar-ı memalikde kıla yapturdı. Ve bilcümle alemi mamur itmeğe sa’iyidi. Anun asarı sehafat-ı eyyamda gün gibi ruşendür. Ana sair selatin-i salifeden tafaddul ve asar-i izam bu yeter ki İstanbul gibi şehri imaret itdi.

KAYNAKÇA: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi C. 33 s.20-22, Toksoy, Cemal (1999), Yaşamlarıyla ve Yapıtlarıyla Osmanlılar Ansiklopedisi C.2 s.363-364 İstanbul:Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık A.Ş.

Paylaş