HAYATI

XV. yüzyıl yazarlarından. Otman Baba’nın halifelerinden biri olduğu bilinen Küçük Abdal’ın hayatı hakkında elimizde hiçbir bilgi yoktur. Elimizde sadece eseri olan ve 1483’te kaleme aldığı şeyhi ile ilgili bir velayetname bulunmaktadır.

ESERLERİ
  • Vilâyetnâme-i Otman Baba
ESER ÖRNEKLERİ
VİLAYETNAME-İ OTMAN BABA

İy taliban-ı sadıkaan-ı velayet ve iy aşıkaan-ı abdalan-ı Hakk el-yakin, bilmiş ve agah olun kim tarih-i nebevinün sekiz yüz otuz üç yılından sonra Rum vilayetlerinde bir kutb ül-aktab zahır oldı. Ve davası bu idi, kim Muhammed ve İsa ve Musa benem dir idi. Ve evliyaullah içinde ana Hüsam Şah dirleridi. İsm-i zahiri avam içinde Otman Baba dirleridi. Ve kendözi Oğuz dilin söyler idi. Ve cism-i hey’eti yassı yağrınlı, ala gözlü ve kızıl benüzlü, mücessem heybetlü, nazarda ibretlü ve zahirde kuvvetlü ve batında bi-nihayet. Kimse sırrına irmezdi. Kendünün nutkı dahı abdallarına eyle idi kim: “Benüm sırruma sultanlar dahi irmez, siz kaçan irersiniz?” dir idi. Ve “Ben yirden göğe demür direğin. Benden key pehlivan gerekdür kim bir yonga kopara” dir idi. Öyle olsa kar kıyas eyle kim ne dimek olur eğer zahirde eğer batında! Ve bir kimse bilmez idi kim kandadur ve ne yirlidür. Bi-mekan ve bi-nişan idi. Gah dağda ve gah taşda, gah külhanda, gah viranda ve gah imaretde ve gah harabatda ve gah mescidde. Kimse anun halinden haberdar değül idi. Zira zahiri gayet viran ve bi-nişan idi.

Rivayet iderler kim ol vakit kim Timurleng, Maşrık tarafından Rum kasdına revan olup geldük de, ol server-i kutb-ı alem bile gelmiş idi ve kendünün nutkı dahi öyle idi, kemal-i mürüvvetinden kim “Ol Şarklı koca benem” dir idi. Çün Rum’a kadem basdı, mecmu-ı Rum evliyaları haberdar oldı kim Maşrık tarafından bir er geldi, begayet heybetlü ve salabetlü. Öyle olsa, Rum velileri gördiler kim bu gelen serverün hiç haddi payanı yok ve kutb ül-aktab burcında oturur. Begaayet gayretlü ve kuvvetlü kimsedür ki hiç sırrına irilmez.

KAYNAKÇA: Koca, Şevki (2002). Odman Baba Vilâyetnamesi Vilâyetname-i Şâhî Gö’çek Abdal. İstanbul: Bektaşi Kültür Derneği. 227-228.

Paylaş