HAYATI

1910 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. 21 Nisan 1974 günü İstanbul’da hayatını kaybetti. Asıl adı İsmail Kemalettin Demir. Nurettin Demir, Cemalettin Mahir, İsmail Kemalettin, Körduman, Bedri Eser, Murat Aşkın, Samim Aşkın, Ali Gıcırlı, F. M. İkinci, Celal Dağlar imzalarını da kullandı. Sultan Abdülhamid’in hünkar yaverlerinden Tahir Bey’in oğludur. 1923’te Kasımpaşa Cezayirli Rüştiyesi’nden mezun oldu Galatasaray Lisesi’ndeki öğrenimini yarıda bırakarak avukat katipliği yapmaya başladı. Vakit, Haber, Son Posta, Karagöz gazeteleri ile, Yedigün ve Karikatür dergilerinde düzeltmen, sayfa sekreteri, röportaj yazarı ve çevirmen olarak çalıştı. 12 Ağustos 1937’de öğretmen Fatma İrfan ile evlendi. Askeri isyana teşvik iddiasıyla Nazım Hikmet ile birlikte tutuklanarak Bahriye Davası’nda yargılandı. 15 yıla hüküm giydi. Çankırı, Çorum, Kırşehir ve Malatya cezaevlerinde on iki yıl hapis yattı. Çorum cezaevinde iken Sedat Semavi’nin isteği üzerine “Zoraki Nişanlı”, “Bir Nedim Divanın Esrarı”, “Camı Kıran Çocuk”, “Halk Plajı”, “Gönül Denilen Hayvan” ve “Aşk Pınarı” gibi bir takım serüven romanları yazarak Sedat Simavi’ye gönderdi. 1950 seçimlerinin ardından çıkarına af kanunu ile hapisten çıktıktan sonra çoğu defa takma adlarla roman çevirileri yaparak geçimini sağladı. Çevirdiği Mayk Hammer dizisi polisiye romanlarının bir bölümünü kendisi tarafından yazıldığı söylenir. 1957’de Aziz Nesin ile Düşün Yayınevi’ni kurdu. Bir süre İzmir Ticaret gazetesinin İstanbul temsilciğini yaptı, iktisadi ve konularda telif ve çeviri yazılar yayımladı. İlk zamanlarında kendi romanlarından birkaçını da gazetelerde takma adlarla tefrika ettirdi. Sıdıka Uzunhasan ile ikinci evliliğini yaptı. 1955’te, 6-7 Eylül Olayları’na karıştığı iddiasıyla altı ay tutuklu kaldı. Yakın arkadaşları olan Metin Erksan, Halit Refiğ ve Atıf Yılmaz gibi rejisörler ile birlikte yan iş olarak senaryo yazarlığı yaptı. Kaleme aldığı bazı senaryoların filmi çekildi. 1968’de davet edildiği Sovyetler Birliği’ne gitti. 1970’te akciğer kanserine yakalandı ve bir ameliyatla sol akciğeri tamamen alındı. İyileşmeye başlayınca yeniden çalışmalarına döndü. Hayatının son günlerini roman yazarak geçirdi. Ancak taslak halinde kalan birçok romanını tamamlayamadan tartışmalı geçen bir arkadaş ziyaretinden dönerken yolda kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Erenköy Sahra-yı Cedit Mezarlığı’nda gömülüdür.

Kemal Tahir, kuşağının pek çok yazarı gibi edebiyata şiir ile başladı. İçtihat’ta yayımlanan ilk şiir denemeleri toplumsal içerikleriyle dikkat çekiyordu. Daha sonra Yeni Kültür, arkadaşları ile birlikte çıkardıkları Geçit, Varlık dergilerinde yayımladığı şiirleri, Yahya Kemal’in etkisinde ölçülü ve kafiyeli şiirlerdi. Nazım Hikmet ile dost olduktan sonra yeniden toplumsal temalara döndü. 1939’a kadar Ses dergisinde sürdürdüğü bu tür şiirlerinde Cemalettin İsmail Kemalettin takma adını kullandı. Kendisi bu dönem için “1940 yılına kadar gazete ve dergilerdeki çeşitli çalışmalarını saymazsak, yalnızca şiirle uğraştım. Şiir çalışmalarından bana Türkçede düz yazıyı iyi yazabilme daha açıkçası kelimeleri değerlendirme idmanı kaldı” dedi.

Aynı yıllarda kısa mizahi roman ve öyküler kaleme almaya başladı. “Aşk Çetesi”, “Sahte Serseri”, “Aşk Modası” gibi romanları Karikatür’de; “Bütün Ahmetler Ayağa Kalksın”, “Mollalar Asker”, “Yalancı Şahit”, “Kuş Kafesleri” ise Yedigün’de yayımlandı. Hapse girince, Hürriyet gazetesinde Bedri Eser takma adıyla serüven romanları yayımladı. Geçim kaygısı ile başvurduğu bu yoldaki çalışmalarını hapisten çıktıktan sonra da yine sürdürdü. Tan gazetesinde “Göl İnsanları” genel başlığı altında Cemal Mahir takma adıyla tefrika edilirken öyküleri onun dikkatleri çeken ilk ürünleri oldu. Hapisten çıktıktan sonraki ilk romanı “Sağırdere” eserini Son Posta gazetesinde Körduman takma adıyla, onu izleyen “Esir Şehrin İnsanları” romanını Yeni İstanbul gazetesinde Nurettin Demir takma adı ile tefrika etti. Kemal Tahir adını ancak 1955’te kullanmaya başladı.

“Göl İnsanları” kitabında topladığı dört uzun öyküsü romanlarına bir geçit olacak sanki birer küçük roman olarak kurulmuşlardır. Çoğunda köylü tipleri ya da şehirde çalışan gurbetçi köylülerin yaşam öykülerini işlemiştir. Konuları klasik sağlamlıkla örülmüş, törenlerin ve çevrelerin betimlemeleri de geniş tutulmuştur. Kemal Tahir anlattığı olayların dışında bir gözlemci gibi kalarak Sait Faik tarzı yeni öykü tarzına yanaşmamıştır. Ayrıntılara ve toplumsal gerçekliğe önem veren Kemal Tahir, öykü yapısında gelenekçi ve kuralcıdır. Öykülerindeki kişiler kendilerince sorunları olan çok yönlü kişiliklerdir.

Kemal Tahir Türk insanı ve toplumunun Batı insanı ve toplumuna benzemediği, bu nedenle Türk romanının  da içerik bakımından Batı romanında benzememesi gerektiği; bunu sağlamak için de Türk romancısının Türk insanını ve toplumunu, bunların özelliklerini incelemesinin zorunlu olduğunu savunmuştur.

Çankırı-Çorum dolaylarından geçen Sağırdere, Körduman, Yediçınar, Köyün Kamburu, Büyük Mal, Rahmet Yolları Kesti, Kelleci Memet ve Bozkırdaki Çekirdek köye yönelik romanlardır. Bunlara Kemal Tahir’in ölümünden sonra yayımlanan Namusçular, Karılar Koğuşu, Damağası, romanları da eklenilebilir. Bu romanlarda diğer romanlarda olduğu kadar belirgin bir tarih silsilesi bulunmaz, ama yine de belli bir zaman süresi içinde ele alınmışlardır. Hatta kimi romanlar bir öncekinin devamı olarak düzenlenmiştir. Köye yönelik ilk iki romanı Sağırdere ve Körduman konu bakımından birbirini tamamlayan romanlardır. Sağırdere bir köy delikanlısının 1938-39 yıllarında Çankırı dolaylarındaki Yamören’deki yaşamını ve iş tutmak için Ankara’ya gidişini işlemiştir. Sağırdere’nin devamı niteliğindeki Körduman’da ise gencin gurbetten döndükten sonra Yamören’deki yaşayışı işlenmiştir. Romanda köylünün günlük yaşayışıyla iç içe geçmiş sorunları, dışarıya kapalı ve çok sessiz görünen bir köyün çok yönlü ve renkli dünyası başarıyla verilmektedir.

Yazarın bir üçlü oluşturan Yediçınar Yaylası, Köyün Kamburu ve Büyük Mal adlı romanları Kırım Savaşı’ndan başlayarak Cumhuriyet dönemini de içine alan bir süreç içinde ağalık kurumunun gelişimini anlatır. İnsan ilişkilerini derinliğine irdelerken çarpıcı portreler çizer. Bu üçlüyle birlikte yazarın ağalığa değindiği bir başka romanı ise Kelleci Memet’tir.

Kemal Tahir’in Malatya Cezaevi gözlemlerine dayanarak kaleme aldığı Namusçular’da mahpushane yaşantısı, mahpusların geçmişleri, acıları, sevinçleri, beklentileri olayların akışı içinde verilir. Aynı cezaevinin kadınlar koğuşunun iç yüzünü ortaya koyduğu Karılar Koğuşu’nda, bilgisizlik ve elverişsiz koşulların suça ittiği, çaresiz, zavallı kadınlarla karşılaşırız. Kemal Tahir’in Çorum Cezaevi ile ilgili notlarından oluşan Damaağası 1948’de yazılmış notlarla başlar. Romanın ilk bölümünü oluşturan bu notlarda Çorum Cezaevi, gardiyanı, müdürü, müdür yardımcısı, katibi, cezaevindeki birkaç hükümlü tanıtılırken cezaevi yaşantısı sergilenir. İkindi kısımda ise yeni gelen ilgi çekici tipler anlatılırken o dönemin önemli olayları ile birlikte verilir.

Kemal Tahir kırsal kesimle ilgili öteki iki romanından Bozkırdaki Çekirdek’te köy enstitülerini, Rahmet Yolları Kesti romanında ise eşkıyalık olgusu farklı bir yaklaşımla ele alır. Bozkırdaki Çekirdek, Çankırı, Çorum ve Kastamonu’nun birleştiği Şirinköy’e yakın Keşiş Düzü’nde kurulacak köy enstitülerinin kuruluş serüvenini anlatırken köylülerin eğitimi için bir model olarak ortaya atılan köy enstitülerini sert bir biçimde eleştirir. Rahmet Yolları Kesti romanında ise eşkıyalık ve haydutluğa yeni bir bakış açısı getirir. Türk edebiyatında çoğunlukla birer kahraman olarak anılan eşkıya tipini ırz düşmanı, sefil, perişan, kıyıcı bir kişilik olarak ele alır.

Esir Şehrin İnsanları, Esir Şehrin Mahpusu, Yorgun Savaşçı, Kurt Kanunu ve Yol Ayrımı adlı romanları belirli bir tarihsel dönemi ele alan kentsel romanlardır. Bunlarda tarihi sırası gözetilir ve bir önceki romanda silik bırakılan kişiler dostları, fikir arkadaşları, hatta çocukları ile daha sonraki romanlarda görülür ve hatta romanın kahramanı olurlar. Ölümünden sonra yayımlanan Hür Şehrin İnsanları ve Bir Mülkiye Kalesi romanları da bu kategori içinde değerlendirilmelidir.

Esir Şehrin İnsanları ve onu izleyen Esir Şehrin Mahpusu’nda aristokrat bir Osmanlı aydınıyken, Milli Mücadele’ye katılan ve Anadolu’ya gönderdiği bir plan yüzünden divan-ı harpçe yedi yıl hapis cezasına çarptırılan Kamil Bey’in ekseni etrafında mütareke yıllarının İstanbul’u anlatılır.

Yorgun Savaşçı 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanından başlayarak Trablusgarp, Balkan, İmparatorluğun topyekün çöküşüyle sonuçlanan I. Dünya savaşlarına katılan ve Batı Anadolu’nun Yunanlılar ve İstanbul’un müttefikler tarafından işgali üzerine Anadolu’ya geçerek Mustafa Kemal tarafından örgütlenen Ulusal Hareket içinde yer alan bir subay kuşağının öyküsüdür.

Yayımladığında büyük tartışmalara yol açan Devlet Ana’da Osmanlı’nın aşiretten devlete doğru gelişimini, Osmanlının altı yüz yıl süren dinamiğini oluşturan güçleri dile getirmeyi amaçlar. Kemal Tahir Anadolu insanının tarihsel ve toplumsal özelliklerini saptayabilmek için Osmanlı İmparatorluğu’nu kuran ve yaşatan gücün kaynağına inmek istemiştir. O dönemki köklerden bugünün insanının özelliklerini belirlemeye çalışmıştır. 1290 yılında iki aylık bir süre içinde geçen roman” zengin kadrosu, iç içe dolanmış öyküleri ve bol serüvenleriyle karmaşık bir roman olmasına karşın ustaca kurgulanmıştır.”

Kemal Tahir Devlet Ana’yı tarih araştırmaları ile elde edilmiş bir bilgi birikiminin özümlemesi sonucu ulaşılmış bir tarih görüşü üzerine kurarken, onun her şeyden önce bir edebi yapıt olduğunu, yani dil malzemesi ile canlılık kazanabileceği gerçeğini de göz önünde bulundurmuş, Dede Korkut ve Evliya Çelebi’nin üslubundan, deyimlerinden yararlanarak kıvrak, renkli bir dil oluşturmuştur. Romanın anlatımında başvurulan alıntı tekniğinin söz konusu tarihin kültür atmosferini oluşturmada önemli payı vardır.

“Göl İnsanları” adlı öyküsü “Güneşe Köprü” adı ile 1986’da E. Tokatlı, “Karılar Koğuşu” 1989’da Halit Refiğ, “Kurt Kanunu” 1991’de E. Pertan tarafından filme alınmıştır. “Yorgun Savaşçı” Halit Refiğ (1979) ve T. Yönder (1993) tarafından televizyon dizisi yapılmıştır.

Kemal Tahir, Yorgun Savaşçı ile 1967-68 Yunus Nadi Roman Ödülü, Devlet Ana ile 1968 Türk Dil Kurumu Roman Ödülü’nü almıştır.

“Romancı bilgi ve kültür zenginliğiyle kolay bir anlatıma ulaşmıştır. Köy ve kasaba çevrelerinden dinleyerek veya not alarak derlediği kelime, deyim hazinesini ve cümle biçimlerini İstanbul şivesiyle kaynaştırarak başarılı bir roman üslûbu meydana getirmiştir. Son çıkan bazı romanlarında uydurulmuş ve türetilmiş kelimelere yer vermekle birlikte daha önce yaptığı rahat ve sıcak konuşma Türkçesinden tamamen kopamamıştır.” (Ahmet Kabaklı)

“Kemal Tahir, olayların, kişilerin dış görünüşünde kalmıyor, onların toplum içindeki töresel ve moral köklerine iniyor. İşte o zaman dipdiri bir güzellik, dışarıdan bakılınca kendini teslim etmiyen ‘güzellik’ ortaya çıkıyor. Masa başında değiştirilmiş, başka unsurların, sanatçı katılması ve zorlayıcı yardımlar ile dışarıdan verilmiş bir güzellikle, gerçeğin kendi yapısında gizli olan dağınık güzellik unsurlarını bulup çıkarma arasında, gerçekçi sanat anlayışı yönünden büyük ve önemli farklar vardır. Bu bakımlardan Kemal Tahir’in sanat anlayışı ile günümüz hikâyecilerinin anlayışları arasında önemli ayrılıklar ortaya çıkmaktadır. “Kemal Tahir’in hikâye ve romanlarında göze çarpan bir başka yön de, kadınların şaşılacak ölçüde tam yerlerine oturmuş, sağlam tanımlanmış, davranışları anlaşılmış tipler oluşudur.” (Tahir Alangu)

ESERLERİ

ROMAN: Sağırdere (1955), Esir Şehrin İnsanları (1956), Körduman (1957), Rahmet Yolları Kesti (1957), Yediçınar Yaylası (1958), Köyün Kanburu (1959), Esir Şehrin Mahpusu (1962), Kelleci Memet (1962), Yorgun Savaşçı (1965), Bozkırdaki Çekirdek (1967), Devlet Ana (1967), Kurt Kanunu (1969), Büyük Mal (1970), Yol Ayrımı (1971), Namusçular (1974), Karılar Koğuşu (1974), Hür Şehrin İnsanları (2 cilt, 1976), Damağası (1977), Bir Mülkiyet Kalesi (2 cilt, 1977).

HİKÂYE: Göl İnsanları (1955; yeni öyküler eklenerek, 1969).

ANKET: Namık Kemal İçin Diyorlar ki (1936).

MEKTUP: Kemal Tahir’den Fatma İrfan’a (ilk eşine mektupları, 1979), Mektuplar (haz. C. Yazoğlu, 1993).

SÖYLEŞİ: Kemal Tahir’in Sohbetleri (der. İsmet Bozdağ, 1980).

DİĞER: Notlar (13 cilt, haz. Cengiz Yazoğlu): Sanat-Edebiyat (4 cilt, 1989-1900), Roman Notları I-Topal Kasırga-Darmadağın Olan Devlet (1990), Roman Notları II-Batı Çıkmazı (1991), Roman Notları III-Patriyot Ömer-Gülen Azap Çıkmazı (1991), 1950 Öncesi Şiirler ve Ziya İlhan’a Mektuplar (1990), 1950 Öncesi Cezaevi Notları (1991), Batılaşma (1992), Osmanlılık-Bizans (1992), Sosyalizm Toplum ve Gerçek (1992), Çöküntü (1992), Kitap Notları (1993).

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Paylaş