23 Eylül 1930’da Çölemerik/Hakkari’de dünyaya geldi. Tam adı Çelik Uygur Gülersoy’dur. Münevver Hanım ile jandarma subayı Akif Gülersoy’un oğludur. 1949’da Beyoğlu Erkek Lisesi’ni bitirdikten sonra 1958’de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Kısa bir süre avukatlık yaptıktan sonra 1947’de lise birinci sınıf öğrencisiyken çalışmaya başladığı Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu’nun çeşitli kademelerinde görev aldı. 1966’dan sonra aynı kurumun müdürlük görevini üstlendi.

İlk yazısı 1952’de TTOK dergisinde çıktı. Daha sonra yazılarını Cumhuriyet gazetesinde yayımlamaya devam etti. 1961’den sonra çeşitli radyo programlarında ve 1999’da TRT 1 televiyonunda yer alan “Gizli Kalmış İstanbul” belgesinde yer alan Çelik Gülersoy, 1970’li ve 1980’li yıllarda TRT’de yayımlanan “Safranbolu”, “Kapalıçarşı” ve “Mavi Cami” belgesellerini kaleme aldı. Tarih, turizm ve mimarlığı konu alan birçok kitap yayımladı. Ayrıca, restarasyon ve çevre düzenlemesi çalışmalarıyla 1950’lerden sonra hızla yok olan İstanbul kimliğini yeniden kazandırmaya çalışan Çelik Gülersoy, şehir kültürünü ve estetiğini korumaya, tarih bilincini canlı tutmaya ve İstanbul’a toplumsal açıdan bakmaya yönelik yapıtlarında kültür adamı kimliğini öne çıkardığı görüldü. Kütüphanesini ve belge koleksiyonunu kendi kurduğu İstanbul Kütüphanesi’ne bağışladı. Karadeniz Teknik, Boğaziçi ve Anadolu üniversitelerinden fahri doktorluk unvanı aldı. İtalya Cumhurbaşkanı tarafından “Cavaliere” Nişanı (1976), Fransa Cumhurbaşkanı tarafından ise 1979’da Ulusal Liyakat Nişanı ile ödüllendirildi.

Beşir Ayazoğlu, Çelik Gülersoy hakkında: Ahmet Hamdi Tanpınar’ın çok kullandığı bîr ifadeyle, ‘onun bir masalı vardır’, ve eskilerin tabiriyle ‘fena fı’l-İstanbul’ olmuş bir çeşit mistiktir Çelik Gülersoy; yaptıklarını ister mimar gözüyle bakıp beğenmeyin, ister restoratör gözüyle bakıp kıyasıya eleştirin, ister bir çevreci olarak binbir kusur bulun… “Haklı olabilirsiniz, ama, onun, birtakım mekânları zamanın elinden ve kurtların pençesinden çekip aldığını ve belki garibanların giremediği, ama başka türlü ayakta kalması mümkün olmayan, en azından çiçekleriyle, temiz ve bakımlı görünüşleriyle göz zevkimizi okşayan, betonarme kaosunun ortasında biraz nefes alabildiğimiz ‘postmodern güzellikler’ dönüştürdüğünü inkar edemezsiniz. Ben kendi hesabıma o çocuğa büyük saygı duyuyorum. “Ah, o içimizdeki çocuk” demiştir.

ESERLERİ

ARAŞTIRMA-İNCELEME: Sosyal Turizm (1961), Seyahat Acentalığı (1963), İstanbul Rehberi (1963), Türkiye’nin Turizm Propagandası (1964), Türk Toplumu ve Turizm (1970), İstanbul Görünümleri 1. Köprü ve Galata (1971), Lale ve İstanbul (1980), Tory of the Grand Bazaar (1980), Batıya Doğru (1981), Eski İstanbul Arabaları (1981), Kayıklar (1983), İstanbul Estetiği (1983), Le Groman du Grand Bazaar (1983), İstanbul’un Anıtsal Ağaçları (1984), Hidivler ve Çubuklu (1985), Hotel de’Anglerre (1985), Reklamlar ve Biz (1986), Göksuyu Ağıt (1987), Tramvay İstanbul’da (1989), Mavi Cami (1990), Beyoğlu’nda Gezerken (1990), Nasıl Bir İstanbul? (1990), Dolmabahçe Placa and its Environs (etüd, 1990), The Caique (1991), Çerağan Sarayları (1992, İngilizcesi ayrıca basıldı, Çerağan Palances, 1992), Tepebaşı / Bir Meydan Savaşı (1993), The Khedives and the Çubuklu Summer Palace (1993), Kız Kulesinin Kitabı (1993), Büyükada/Yesterday (1997), Safranbolu (1997).

ALBÜM: Küçüksu (1985).

ANI: Kırk Yıl Olmuş (1989)

ŞİİR: Ayrılış (1996), Hüzün Yağmuru (1997)

Paylaş