1 Ekim 1883’te İstanbul’da dünyaya geldi. 16 Kasım 1935’te İstanbul’da hayatını kaybetti. Hakkı Naşir, Hikmet Celal, Hikmet Hamit, Şarık, Vekhan imzalarını da kullandı. Babası Yemen vali ve kumandanlarından İsmail Hakkı Paşa, annesi iki basılı oyunu da bulunan şair Fehime Nüzhet Hanım’dır.

Vefa Lisesi’ni bitirdi, hukuk eğitimini yarıda bırakarak Hariciye Nezareti’ne girdi. Mercan ve Kabataş Liselerinde edebiyat öğretmenliği yaptı. Birinci Dünya Savaşı sonlarında bir ara ticaretle uğraştı. Öldüğü zaman Zonguldak milletvekili idi. Bakırköy Mezarlığına gömüldü.

Servet-i Fünun topluluğunun en genç şairi olan Celal Sahir Erozan, kadın ve aşk şairi olarak tanınır. Şair’in şiire olan ilgisinin henüz çocukluk çağlarında uyandığı görülmektedir. Bunda, şair ruhlu, duygulu bir kadın olan, aynı zamanda eski tarzda şiirler de yazan annesinin büyük etkisi görülmektedir. Celal Sahir henüz dokuz yaşında iken şiir okuma yeteneği ile II. Abdülhamit’in dikkatini çekmiş ve ondan liyakat nişanı almıştır. Vefa Lisesindeyken İsmail Safa’da edebiyat dersleri alan Celal Sahir henüz on dört yaşında iken Muallim Naci’nin etkisi altında yazdığı ilk şiir denemeleri yayımlanmaya başladı. Ancak Fransızcasını ilerletip edebi zevki değişince Servet-i Fünun dergisine yöneldi. Bu arada Mehmet Rauf ve Halit Ziya ile tanıştı; Servet- Fünun’da ilk şiirinin yayımlandığı 1899’dan 1901’de derginin kapanmasına kadar şiir yazmayı sürdürdü. Fransız şairlerden Musset hayranı olan ve görünüşü ile de ona benzetilen Celal Sahir, Servet-i Fünun döneminde diğer arkadaşları gibi sanat için sanat anlayışı doğrultusunda, ama daha çok kadın konusunda şiirler kaleme aldı. Bu yüzden de bazı edebiyat tarihçilerince “kadın şairi”, “feminist şair”, “Şair-i Nisai” olarak adlandırıldı.

Birinci Meşrutiyet’in ilanından sonraki fikir ve edebiyat akımlarına etkin bir biçimde katıldı. Önce Demet adlı bir dergi çıkardı ve dergide feminizmi savundu. Ayrıca Musavver Muhit dergisinin müdürlüğünü yaptı. 1909’da kurulan Fecr- Ati topluluğuna ilk katılanlardan biri oldu. Kısa bir süre sonra topluluğun başı haline geldi. Servet-i Fünun dergisini Fecr-i Ati’nin yayın organı halien getirdi ve derginin yönetimini üzerine aldı. Fecr-i Ati’nin dağılmasında sonra bu kez Türkçülük akımı ile ilgilendi. 1909’da Servet-i Fünun’da yayımlanan “Lisanımız” adlı yazısı ile Türkçenin sadeleşmesi görüşünü iler sürdü ve daha önce aynı doğrultuda hece vezniyle yalın bir dil ile şiirler yazan Mehmet Emin’i savundu.

1911’de Selanik’ gitti ve orada Genç Kalemler dergisini yayımlayan edebiyat çevresi ile tanıştı. Yeni Lisan hareketinin İstanbul’daki ilk savunucusu oldu. İstanbul’da Türk Yurdu ve Türk Derneği dergileriyle Türk Ocağı’ndaki Türkçü faaliyetlere katıldı ve dergilere yazılar yazdı. Bu sırda Halka Doğru, Türk Sözü ve Bilgi Mecmuası’nı yönetti. 1928’de Zonguldak milletvekili seçildi. Harf İnkılabı Kurulu’na katıldı. Türk Dili Tetkit Cemiyeti’ne üye seçildi. Ayrıca Türk Ocakları’nın 1932’de kapatılmasına kadar bu dernekte aktif görev aldı.

1908 yılından sonra kaleme aldığı şiirlerinde daha sade bir dil kullanmaya başlayan Celal Sahir, şiirlerinde aşk, tabiat ve hayat temalarını, daha sonrakilerde ise toplumsal konuları ve yurtseverlik duygusunu işlemiştir. 1914’te kaleme aldığı “Kafkas Türküsü” en lirik şiirlerinden biridir. Şiirden başka, eleştiri, makale, sohbet yazıları da yazmıştır.

ESERLERİ: Kardeş Sesi (uzun tek şiir, 1908), Beyaz Gölgeler (şiirler, 1909), Buhran (şiirler ve düzyazılar, 1909), Siyah Kitap (şiirler ve düzyazılar, 1911), Simon (Eugene Brieux’den çeviri, Mahmud Cemal ile 1909’da Servet-i Fünûn’da kısmen tefrika, bas. 1913), Kıraat-i Edebiye (ders kitabı, Fuat Köprülü ile, 1914), Mebus Namzetlerim (manzum mizah, 1917, Hakkı Naşir takma adıyla), Müntehab Çocuk Şiirleri (antoloji, Mehmet Asım’la, 1919).

Paylaş