HAYATI

Divan şairi ve yazar. Girit’te dünyaya geldiği bilinen Ali Aziz Efendi’nin doğum tarihi hakkında herhangi bir bilgi yoktur. 1798’de Berlin’de vefat etmiş ve buradaki Müslüman mezarlığında toprağa verilmiştir. Girit defterdarı Mehmet Efendi’nin oğludur. Babasından kalan tüm malları yiyip bitirdikten sonra İstanbul’a geldi. Burada Valide Kethüdası Giritli Yusuf Ağa’nın aracılığı ile Sakız adası vergi tahsil görevine atandı. Daha sonra Belgrad’a gönderilerek emlak satışlarıyla görevlendirildi. Orada iki yıl boyunca dürüstçe çalıştığı için, mirimiran rütbesi ile Prusya elçisi olarak 1796’da Berlin’e gönderilen Ali Aziz Efendi, ölüme kadar bu görevde kaldı.

Muhayyelat adlı yapıtın yazarı olarak tanınan Ali Aziz Efendi’nin “Ulum-ı tasavvuf ve hikemiyede mahir” olduğu kırk binde fazla beyti ezbere bildiği söylenir. Türkçe, Farsça şiirleri de olan yazarın, eserlerinden tasavvufa olan eğilimi açıkça görülmektedir.

ESERLERİ
  • Dîvân
  • Muhayyelât
  • Varidat
  • Makale-i Felsefe
  • Emsalat-ı Aziz
  • Hayal-i Dervişan
ESER ÖRNEKLERİ
MUHAYYELAT’TAN

RECEB BEŞE’NİN HİKAYESİ 

Kıssa-i Receb Beşe: İşbu şehirde Eşrefiye mahallesinde Receb Beşe namında bir hamal var idi. Sunni altmışı mütecavizidi. Ziyade fakre müptela olup Huda-yi Müteal kendüye Zaliha-yı sani-i aftab-ı felek, sureti peri, sireti melek bir kız evladı vermiş idi. Kızının hüsn-i süretini gördükçe; “Ah bu kız dünyayı değer. Ancak bizim gibi fakir evladını kim alır?” diye teessüf eder idi. Hala eşraf-i rical-i Şam, baş-hacib Hacı Süleyman Ağa demek ile meşhur ve ma’ruf-ı cihan olan ağanın Tahir namında hüsni müsellem, edib ü lebib bir çelebi oğlu var idi. Bir gece karı koca sohbet ederler iken, hatunu zevci Hacı Süleyman’a demiş ki: “Efendim, Huda’yı emanet, oğlumuz serpilip çıktı. Ve bundan gayrı evladımız yokdur. Evlendirip torun tutmak mevsimi geldi. Lakin hamdü lillah Teala bu dünyada hiçbir cihetten zaruretimiz yoktur. Cemi’ ahali Şam’ın malını bir tarafa koysalar bizimki ile müsavi olamaz. Bu filan kibarın bu filan ankanın kızıdır diye evladımızı bir zişt-i kabihü’l-manzara duş edip ta be-ahiri’l-ömr müteezzi etmek vebal ve hatadır.

KAYNAKÇA: Bursalı Mehmed Tâhir (1333-42), Osmanlı Müellifleri. C. III. İstanbul: Matbaa-ı Amire. 104, Kurnaz, Cemal ve Mustafa Tatcı (hzl.). (2001), Mehmed Nâil Tuman, Tuhfe-i Nâilî, Divan Şairlerinin Muhtasar Biyografileri. Ankara: Bizim Büro Yay. 670.

 

Paylaş