HAYATI

(Temeşvarlı Gazi) Saz şairi. Doğum ve ölüm tarihleri hakkında herhangi bir bilgi yok. İkinci Viyana Kuşatmasından sonra yazdığı şiirler Aşık Hasan’ın XVII. yüzyılda yaşamış bir ordu şairi olduğunu göstermektedir. Nitekim 1686’da Budin’in düşüşü, 1688’de Belgrad’ın elden çıkmasına üzerine yazdığı şiir ve türküler bunu kanıtlar. II. Mustafa 1695’te Lugos kalesini zapt ettiğinde Aşık Hasan’ı huzuruna çağırtarak şiirlerini kendi sazından dinlemiş, Temeşvar’ın Gönüllüyan-ı Yemin ocağından Aşık Hasan’a kırk akçe emeklilik bağlamıştı. 1699 savaşından sonra ordudan ayrıldığı, Temeşvar’a yerleştiği ve hacca gittiği söyleniyor.

Bektaşi geleneğine bağlı olduğu sanılan Aşık Hasan, Hasan Dede adlı Bektaşi şairi ile karıştırılmaktadır. Elimizde bulunan Kul Hasan, Sefil Hasan ve Hasan Dede mahlaslı şiirler Aşık Hasan’a mal edilmiştir. Oysa bu iki şairin şiirleri arasında gerek söyleyiş, gerekse öz açısından önemli ayrımlar vardır. Ordu içinde Bektaşiliğin yaygın olduğunu biliyoruz. Ola ki, Bektaşi geleneği bu iki Hasan’ı birleştirmiştir. Hasan Dede üstüne ise şiirlerinden başka herhangi bir bilgimiz yoktur.

ESERLERİ

Şiirlerine dönemin mecmualarında rastlanır.

ESER ÖRNEKLERİ
AŞIK HASAN ŞİİRLERİ

I

Bugün ben bir güzel gördüm
Gül cemali ala benzer
Çıkmış bahçede salınur
Boyu selvi dala benzer

Boyu uzun beli ince
Memeler benzer turunca
Yanak lale ağız gonca
Kaşları hilale benzer

Bahçenizde biten badem
Sanma ki ben sana yadem
Eğil gerdanından tadam
Ab-i şeker bala benzer

Bahçenizde biten üzüm
Sensin benim iki gözüm
Gerdanına yoktur sözüm
Bağdadi merale benzer

Bahçenizde bülbül öter
Aşık Hasan yanup tüter
Siyah kakül gerdan öter
Lebi kevser bale benzer

II

Ne çeker kulların serhan ilinde
Bilinmez Hünkarım görülmeyince
Bunca memleketin kafir elinde
Kaldı inanmadım ayrılmayınca

Kimi şehid oldu kimi giriftar
Kafirin elinde inler zar zar
Estergon’la Budin Eğre’yle Uyvar
Ele girmez Şahım yorulmayınca

Gaziler başına takup çelengi
Kırardı Nemçe’yi Macar frengi
Neylesün kulların edemez cengi
Hal ü hatırları sorulmayınca

Hasan der göklere çıkmıştır ahım
Huda’m bağışlasun çoktur gühanım
Temeşvar kalasın bil Padişahım
Vermeyüz kafire kırılmayınca

III

Geldi düşman bağladı hep cümle rahım der Budin
Gelmeyen imdadıma çeksün günahum der Budin
Kalmışım küffar elinde yalnız zar ü zebün
Ser çeküp burç ü bedenden çıktı ahım der Budin

Olmuş idim bir zaman ben sedd-i islama kilid
Nice canlar din yolunda uğruma oldu şehid
Ta kıyamet haşrolunca kesmezem Hak’tan ümid
Bir gün ola açıla baht-ı siyahım der Budin

Padişahım meskenim küffara şayan eyleme
Akıtıp çeşmim yaşın cismim de giryan eyleme
Bu hususta suç bulup kimseye bühtarı eyleme
Ta ezelden böyle yazmıştır İlah’ın der Budin

Gitti varım göz göre düşmanlara oldu nasib
Ya ilahi sen kerem kıl zahmime gönder tabib
He yazık düşman elinde yıkılıp kaldı garib
Mescid ü mimberlerim hep kıblegahım der Budin

Evliyalar enbiyalar yetişir imdadıma
Gökte melek yerde insan çağrışur feryadıma
Bu gazayla hamd edenler irişsün muradına
Al beni küffar elinden padişahım der Budin

Der Hasan hiç bilmeyenler söyleşür efsanemi
Din-i islamın içinden Hak tüketmiş danemi
Sene bin doksan yedide zapt edip cephanemi
Nasib oldu düşmana zırh ü silahım der Budin

KAYNAKÇA: Koz, Sabri, Saim Sakaoğlu “Gazi Hasan ” (1979). Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi / Devirler / İsimler / Eserler / Terimler. 3 (306) İstanbul: Dergâh Yay, Köprülü, Fuad (1929). “Tameşvarlı Gâzi Âşık Hasan”. Türk Yurdu 4 (19), Köprülü, Fuad (2004). Saz Şairleri I-V. Ankara: Akçağ Yay.

Paylaş