HAYATI

On altıncı yüzyıl saz şairlerinden. Hayatı hakkında pek bilgi yoktur. Adı çevresinde oluşan halk kahramanı olarak var sayılmaktadır. Aşık Garip öyküsüne göre Tebrizli Hoca Ahmet adlı bir tüccarın oğludur. Adı Resül’dür. Babası ölünce kendisine kalan mirası çevresine dolaşan dalkavuklarla yer bitirir. Değişik işleri denerse de başarılı olamaz. Sonunda bir saz şairine çırak olur. Bir gece rüyasında aşk dolusunu içer, usta bir aşık gibi saz çalıp söylemeye başlar. Sonra da hem sevdiğini aramak, hem de para kazanmak için Tiflis’e gider. Orada rüyasında görüp aşık olduğu kız ile karşılaşır. Sevgilisi Şah Sanem, zengin bir bezirganın kızıdır. İstene başlık parasını toplayabilmek için yeniden gurbete çıkar, Erzurum ve Halep’e gider. Şah Sanem’in babası kızını akrabalarından biri olan Şah Velet ile nişanlandırır. Bu durum öyküdeki ana entrikayı oluşturur. Acılı birtakım olaylardan, türlü engellerden sonra iki sevgili birbirine kavuşur.

Araştırmacılara göre, olağanüstü motifler taşımasına karşın, Aşık Garip öyküsü son derece gerçekçi bir öyküdür. Olayların geçtiği kentler yalnız bilinen yerler olmayıp gerçekçi çizgilerle anlatılmışlardır. Tipler de gerçek tiplerdir. Yalnız aşıkların kavuşması için Hızır’ın olaya karışması gerçek doğaüstü bir nitelik taşır. Bu ise sözlü edebiyat geleneğin masalsı motiflerinin doğal etkisi olarak görülmektedir. İki aşığın kavuşması da diğer halk öykülerinde pek rastlanmayan ayırıcı bir özelliktir ve öykünün gerçekçi niteliğine bağlanabilir.

Yine araştırmacılar öykü kahramanı Garip’in yaşamış bir halk şairi olduğu konusunda birleşmektedirler. Yazmalardaki dil özelliklerinden yola çıkarak öykünün XVI. Yüzyılın ikinci yarısında oluştuğu, XVII. Yüzyılda son biçimini aldığı tahmin edilmektedir. Sözlü anlatımın tüm tipik özelliklerini taşıması, öyküde yer alan şiirlerin usta bir saz şairinin ürünü oluşu da yaygınlaşmasına değişik anlatımlarının oluşmasına yol açmıştır. Sözlü öykü geleneğinin zayıfladığı ya da kaybolduğu yörelerde ise, Garip’in şiirlerinin öyküden bağımsız olarak yayıldığı, bugün bile yaşadığı görülmektedir.

Aşık Garip öyküsünün ilk derleyicisi ve yayımlayıcısı Radloff’tur. Bundan daha önce, 1880’de taşbasması olarak yayımlanan Aşık Garip öyküsünün yazarı belli değildir. Bu baskının, pek çok halk öyküsünde olduğu gibi, bir yazma nüsha temel alınarak yapıldığı ileri sürülebilir. Yazarı belli Aşık Garip öyküleri ise, konuyu ve Garip’in şiirleri dışında halk edebiyatı ürünü sayılmaz.

ESERLERİ
  • Ağaç Destanı
  • Arzulayıp Çıktım Gurbet İline
  • Bir Sözile Ben Tuzağa Tutuldum
  • Dinleyin Ağalar Tarif Edeyim
  • Gurbet Elde Baş Yastığa Gelende
  • İşte Geldim Gidiyorum
  • Koluna Bağladım Teli
  • Name Geldi Vatanımdan
ESER ÖRNEKLERİ

AŞIK GARİP HİKAYESİ’NDEN

“…Günlerde bir gün yolu Erzurum’a uğradı. Şehre gelip, neyse bir saz peydah edip, kahvenin birine oturup çalıp çağırmaya başladı. Bir gün, iki gün, ne ise birkaç gün baktı ki, gördü ki, günde elli paradan ziyade olmuyor, bir gün kendine eyitti: “ulan bu kadar para ile kırk kese akçe kazanacağım deyü gurbeti ihtiyar ettim!” deyip fikreyledi. Andan kahveciye eyitti: “kahveci, bu tarafta hiç şaire itibar eden bir yer yok mudur?” Kahveci eyitti: “Aşık neden sordun” dedi. Garip eyitti: “gayrı gideceğim burası beni idare etmiyor” dedi. Kahveci eyitti: “yoldaşım, bir Tiflis, bir de Halep şehri buralarda şaire ikram ederler” deyince, Garip eyitti: “Halep şehrine gitsem gerekir” diyip kahveciye: “yoldaşım, Allaha ısmarladım!” deyince kahveci: “yok yoldaşım birdenbire gitmek olmaz. Bari şu bizim şehri bir medheyle de andan Allah selamet vere, var git!” diyince Aşık Garip sazını aldı, bakalım ne demiş:

Hey ağalar size tarif edeyim

Pek beğendim hoş makamdır Erzurum

Yedi iklim dört köşede bulunmaz

Söylenir dillerde şanı Erzurum

 

Yiğitleri vardır kaputlu birnişli

Dımışkı holçaklı beli şişli

Hezaran kalkanlı eğri kılıçlı

Düşmana meydanı vardır Erzurumun

 

Sahraya yapılmış hoştur havası

Çevre yanın almış bülbül sedası

Erenlerin vardır anda duası

Vardır Abdurrahmanı Erzurum

 

Aşkın dolusunu içtim söylerim

İnip aşkın deryasını boylarım

Ben Aşık Garip’im tarif eylerim

Vardır önünde bir mekan Erzurum

Şimdi böyle söyleyip türkü tamam olunca gene Allaha ısmarladık diyip hemen doğru Halep’e gitti.

KAYNAKÇA: Pertev Naili Boratav, Halk Hikayeleri ve Halk Hikayeciliği, 1946; Fikret Türkmen, Aşık Garip Hikayesi Üzerine Mukayeseli Bir Araştırma, 1974.

 

Paylaş