KISACA HAYATI, HAYATI, EDEBİ KİŞİLİĞİ, ESERLERİ

KISACA HAYATI

XX. Yüzyıl öykü yazarlarından. 1870’te dünyaya geldi. 1927’de yaşama veda etti. 1888’de Galatasaray Lisesi’ni bitirdi ve hariciyeci oldu. Konsolos katipliği ve konsolosluk yaptı. 1912’de Peşte Başkonsolosu oldu. 1896’da Servet-i Fünun dergisinde yayımladığı ilk öykü ile bu topluluk yazarları arasına dahil olan Ahmet Hikmet, ilk öykülerinde Servet-i Fünuncu’ların ortak dilini kullandı. Türkçülük ve Yeni Lisan akımını benimsedi. Sonraki yıllarda Türk Derneği ve Türk Yurdu dergilerine geçtikten sonra, yerli ve milli konuları sade bir dil ile işledi.

HAYATI

Öykü ve roman yazarı, şair. 3 Haziran 1870’te İstanbul’da dünyaya geldi. 19 Mayıs 1922’de İstanbul’da karaciğer kanseri nedeni ile yaşama veda etti. Maçka Mezarlığı’nda toprağa verildi. Bazı yapıtlarını Sezaizade Abdülhakim Hikmet, Alpaslan ve Yavuz imzaları ile kaleme aldı. Ahmet Hikmet Müftüoğlu, dedeleri uzun süre müftülük yaptığından dolayı Müftizade lakabıyla anılan ve aslen Moralı olan bir aileye mensuptur. Yedi yaşında kaybettiği babası Yahya Sezai Bey tasavvufla ilgilen ve şiir de yazan divan sahibi bir kişidir.

Babasının ölümü üzerine ağabeyi Refik Bey’in himayesinde yetişen Ahmet Hikmet, ilköğrenimini Dökmeciler’deki mahalle mektebinde gördükten sonra, Aksaray’daki Mahmudiye Vakfı Rüştiyesi ve Soğukçeşme Askeri Rüştiyesi’ne devam etti. Daha sonra ağabeyinin kayınbiraderi olan Tevfik Fikret’le tanışacağı Galatasaray Sultanisi’nde öğrenim göremeye başladı. 1888’de Galatasaray Sultanisi’nden mezun olduktan sonra Hariciye Nezareti’nde görev aldı; Pire, Marsilya, Poti ve Kerç konsolosluklarında çeşitli görevlerde bulundu.

Ahmet Hikmet Müftüoğlu, 1896’da İstanbul’a döndükten sonra Umur-ı Şehbenderi Kalemi serhalifeliğine tayin edildi. Bu dönemde Suat Hanım ile evlendi. Fransızca, İngilizce ve Almanca bilen eşi çalışmalarında kendisine çok yardımcı oldu. Hariciye Nezareti’ndeki görevini Galatasaray Sultanisi’ndeki Türkçe ve edebiyat hocalığıyla beraber yürüttü. 1908’de Hariciye’deki görevinden alınarak Umur-ı Ticariye umum müdürlüğü görevine getirildi; yine ek olarak Darülfünun’da Fransız ve Alman edebiyatı tarihi ve estetik derslerini okuttu. 1912’de Peşte başkonsolosluğu görevine atandı. Bu görevini Mütareke döneminde Peşte başkonsolosluğunun kaldırılmasına kadar devam etti. 1920’de savaş gereçleri ile ilgili bir komisyon başkanı olarak Peşte, Viyana ve Berlin’e gönderildi. 1922’de eşi Suat Hanım’ın vefatı üzerine İstanbul’a döndü. Bir süre sonra da Neriman Hanım’la evlenen Ahmet Hikmet’in her iki eşinden de çocuğu olmadı. 1924’te Halife Abdülmecit Efendi’nin başmabeyinciliğine, 1926’da Ankara’da Hariciye Vekaleti umur-ı şehbenderiye ve ticariye genel müdürlüğü görevine getirildi. Bir süre sonra da Hariciye Vekaleti müsteşarlığına tayin edildi. Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun son görev yeri ise Anadolu-Bağdat Demiryolları idare meclisi üyeliğiydi.

EDEBİ KİŞİLİĞİ

Edebiyata olan ilgisi öğrenciliği sırasında başlayan ve ilk şiir denemelerini de bu dönemde yapan Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun ele geçen ilk şiiri, 1891’de Namık Kemal’in ölümü üzerine kaleme aldığı mersiye olarak bilinmesine rağmen, doğrusu “Saadet-i Mehtap” adlı şiiridir. Yazarın yayımlanan ilk eseri ise “Bir Müteverrim’in Ormana Son Vedaı” adlı mensuresidir. Ahmet Hikmet’in ileride edebiyat anlayışını benimseyeceği Servet-i Fünun dergisinde 1891’de kaleme aldığı “Roman Fabrikası” adlı yazısı ile girdiğini belirten N. S. Banarlı, Ahmet Hikmet’in yine de diğer Servet-i Fünuncular’dan oldukça ayrı bir sanat anlayışı olduğunu söyler. Yazı hayatının ilk devresi olan 1890-93 arasında arıca Hazine-i Fünun ve Servet-i Fünun dergilerinde yayımlandığı, topluluğun dil ve edebiyat anlayışı aksettiren küçük öykülerinin birkaçı dışında çoğunlukla aşk, aile hayatı konuları işlenmiştir.

1908’den sonra Türkçülük ve Yeni Lisan düşüncesini benimseyen Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Türk Derneği, Türk Yurdu ve Türk Yurdu’nun kurucuları arasında yer alarak Türk Yurdu ve Türk Derneği dergilerinde ve İkdam gazetesinde yazılar ve öyküler yayımlanmıştır. İçinde, yalnızca ulusal fikirler yayma amacı ile yazdığı öykülerin yer aldığı “Çağlayanlar” adlı eseri bu dönemin ürünüdür.

ESERLERİ

  • Patates (ilmî, 1890)
  • Leyla yahud Bir Mecnunun İntikamı (hikaye, 1891)
  • Tuvalet yahud Letafet-i Aza (tercüme ve ilaveler, 1892)
  • Bir Riyazinin Muaşakası yahud Kâmil (tercüme, roman, 1892),
  • Haristan ve Gülistan (hikaye, 1901),
  • Gönül Hanım (roman tefrikası, 1920),
  • Çağlayanlar (hikaye, 1922).
  • Bir Tesadüf
  • Kadın Ruhu
  • Beliren Simalar
  • Salon Köşeleri
  • Bir Safha-i Kalb
  • Silinmiş Çehreler

KAYNAKÇA:  İhsan Işık / Yazarlar Sözlüğü (1990, 1998) – Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi (2001, 2004) – Encyclopedia of Turkish Authors (2005) – Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2007, 2009) –  Ünlü Edebiyatçılar (Türkiye Ünlüleri Ansiklopedisi, C. 4, 2013) – Encyclopedia of Turkey’s Fomous People (2013), . İsmail Hikmet Ertaylan / Ahmed Hikmet, İsmail Safa, Koca Ragıp Paşa ve Fitnat (1933), Fethi Tevetoğlu / Müftüoğlu Ahmet Hikmet (1951), Cevdet Kudret / Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman (1971), Fethi Tevetoğlu / Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Enis Behiç Koryürek, Ömer Naci (1987), Ömer Lekesiz / Yeni Türk Edebiyatında Öykü – 1 (1997), Behçet Necatigil / Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü (18. bas. 1999), Şükran Kurdakul / Şairler ve Yazarlar Sözlüğü (gen. 6. bas. 1999), TBE Ansiklopedisi (2001), Büyük Türk Klâsikleri, İstanbul 1990, X, 76-79; a.mlf., “Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun Orhun Abideleriyle İlgili Romanı: Gönül Hanım”, Yeni Türk Edebiyatı Üzerine İncelemeler, Ankara 1997, I, 380-390; Florinalı Nâzım, “‘Hâristan’ ve ‘Çağlayanlar’

 

 

 

 

Paylaş