HAYATI

On beşinci yüzyıl bilgin ve şairlerinden. Yaşamı üzerine kesin bilgi yok. Latifi, “Vilayet-i Germiyandan ve Mir Süleyman şairlerindendir” diyor. Buna benzer kayıtlardan öğrendiğimize göre, Ahmedi Dai önce Germiyanoğullarından, sonra da I. Beyazıt’ın (Yıldırım) oğlu Emir Süleyman’ın yanında bulunmuştur. Osmanlı sarayında değer verilen şairin Çelebi Mehmet’e hizmet ettiği, II. Murat’ın hocası olduğu da söyleniyor. Kadılık görevlerinde de bulunan Ahmedi Dai’nin mezarı Bursa’dadır.

Ahmedi Dai konusunda gerek kendi dönemindeki gerekse çağımızdaki değerlendirmeler birbirleriyle çelişmektedir. F. Köprülü onu büyük bir şair saymanın tamamı ile yanlış ve esassız olacağını söylemektedir. Kuşkusuz bunda, aynı çağda yaşayan ve divan şiirinin kurucuları arasında sayılabilecek Ahmedi, Şeyhi gibi şairlerin rolü büyüktür. Ama tıp dahil, çağındaki bilimlerim hemen hepsi ile ilgili yapıtlar vermiş, Farsça ve Türkçe divan düzenlemiş olan Ahmedi Dai’nin önemsiz bir şair olduğu da söylenemez. Latifi’nin eleştirilerine bakılırsa onu çağdaşları dışında düşünmek gerekmektedir. Kullandığı dil ve şiirlerine egemen olan anlayış Ahmedi Dai’yi çağdaşlarından ayırmaktadır.

“Canım diler ol dilber-i cananı bir öpsem

Can paresi ol gözleri fettanı bir öpsem

Şekker lebini kand-i mükerrer gibi emsem

Şirin dudağı lal-ı bedahşah-ı bir öpsem”

Bu dizelerdeki yaşanan hayata bağlılık ve hayalden somut olana geçiş söz konusu düşünceyi doğrular.

ESERLERİ

Mensur Eserler

  • Tercüme-i Tefsir-i Ebu’l-Leys Semarkandi: Bu eserin Türkçeye ilk tercümesi sayılmaktadır. Emir Süleyman adına Timurtaş Paşaoğlu Umur Bey’in emir ve teşvikleri ile yazılmıştır.
  • Miftah ül-Cenne: Arapçadan Türkçeye çevrilmiştir. Kimliği bilinmeyen Lulu Paşa adına yapılmıştır.
  • Tercüme-i Tabir-name: Rüya tabirlerini içeren Arapçadan çevrilen bu eserin müellifi Ebi Bekir bin Abadullah el-Vasıtı’dır.
  • Tercüme-i Eşkal-i Nasır-i Tusi: Astronomi ve astroloji ile ilgili olan bu eserin diğer bir adı da Tercüme-i Si Fasl fi’t Takvim’dir.
  • Teressül: Türkçede bilinen en eski inşa örneğidir. Mektuplaşma türleri ve kompozisyon kurallarını anlatır.
  • Tercüme-i Tezkiret ül-Evliya: Hastalılarla ve sağlığın korunmasıyla ilgili hadisleri içerir. Timurtaş Paşaoğlu Umur Bey’in isteği üzerine yazılmıştır.
  • Vesile tül-Mülük fi-Ehl is-Sülük: Ayet ül-Kürsi’nin tercümesidir. Eser aynı zamanda Allah’ın doksan dokuz isminin de açıklamalarını da içermektedir.

Manzum Eserler

  • Farsça Divan: 1413’te yazılmıştır. Sadrazam Hacı Halil Bey’e ithaf edilmiştir.
  • Ukuud ül-Cevahir: Manzum Farsça bir lügattir. 650 beyitlik beş kısa şiirden oluşur. Arapça kelimelerin Fars dilinde olan karşılıklarını vermektedir.
  • Camasb-name: Nasir-i Tüsi’nin aynı addaki eserinin Türkçeye tercümesidir. Mesnevi tarzında kaleme alınan bu eser Danyal Peygamber’in oğlu Camasb hakkındadır.
  • Türkçe Divan
  • Mutayebat
  • Vasiyyet-i Nuşirevan
  • Çeng-name
ESER ÖRNEKLERİ
AHMEDİ DAİ DİVANI

KASİDE

Sakiya bu gicedür şeb-i yelda gicesi

İşret ü ayş ü tarab zevk ü temaşa gicesi

*

Getür ol badiyeden bade-i safı içelüm

Yar-ı safi-dil ile cam-ı musaffa gicesi

*

Mutrib-i hub-nefes birle sebük-ruh nedim

Bade hazır ola vu nuki müheyya gicesi

*

Ger bu gün işret idersen bu durur ayş guni

Giceyi ihya dutar isen budur ihya gicesi

*

Giceyi subha çıkarmak düşer el-aşkına kim

Ana mihman ola maşuka-i ziba gicesi

*

Kanı ol gün kim onun subhını ıyd itmişidün

Hem konuk olmış idi bir büt-i yağma gicesi

*

Ben anun vaslı ile subha değin uyumadum

Eğer uyku gözüme kıldı takaza gicesi

*

Nice sabr eylesün ol aşık-ı miskin yalunuz

Gündüzin yar ile ola kala tenha gicesi

*

Dün anun gül yüzini gördi çemende seheri

Kirpigün yummadı uş nergis-i şehla gicesi

*

Zülfünün vasfını dil fikr ile sevda idicek

Söyledükçe uzanır kıssa-i sevda gicesi

*

Şeb-i yelda mı uzun ya şeb-i hicran ya saçun

Uşbu sevdada geçer aşık-ı sevda gicesi

*

Gel uzak fikri unut ko bu uzun sevdayı

Rüzigarun ne güni bellü ne peyda gicesi

*

Hayf ola arif olan hatırı nazük kişinün

Gündüzün gussa ola işi vü gavgaa gicesi

*

Bade iç hatırun aç fikr-i perişanı gider

Kış guni ayş u safa yığ dahı ola gicesi

*

Cam-ı Cemşid içelüm ateş-i Nemrud uralum

Zira germ olsa gerek bade-i hamra gicesi

*

Uşbu gün akıl-ü danaya ganimet günidür

Bu gice aşıkadur sulh ü müdara gicesi

*

Gözlere uyku haram olsa gerekdür bu gice

Hiç kişi uyuya mı vasl ı dilara gicesi

*

Gerçi cennetde gice olmaya likin ne aceb

Ger bu meclisde ola cennet-i me’va gicesi

*

Hüsreva Dai-i muhlis ki diler devletüne

Her seher medh ü dua kıla temenna gicesi

*

Gündüzün her ne dua kim kılur ol sıdk ile gör

Kabul uş eyler anı Tanrı Teala gicesi

*

Devletün ömrünün eyyamı uzansun artsun

Nicekim gele gide dünyede yelda gicesi

GAZEL I

Cana niçe bir yana hicrün adı canumda

Firkat ciğerüm yakdı cüş eyledi kanumda

*

Bu hicr bu fırkat vasla irişe ahir

İrgüre Huda bir gün görem seni yanumda

*

Ger naz u cefa senden olursa n’ola şaha

Hem lütf ve vefa senden feryad u figaanumda

*

Canane visalinden bin cana değer bir dem

Ansuz ne hayat olsun ruhumda revanumda

*

Gönlümde senün fikrün dilümde senün zikrün

Maksud bana sensin her sud u ziyanumda

*

Şirin lebünün şerhin Dai ki beyan itdüm

Şehd ile şeker ezdüm şi’r ile beyanumda

*

Evvelde vü ahirde oldur dileğüm Hak’dan

Bulmaya hata kimse nam ile nişanumda

GAZEL II

Her kanda kim senün gibi bir dil-sitan ola

Fasl-ı hazan içinde gül ü gül-sitan ola

*

La’l-i lebüne can eridür seng-dil akik

Yakuut olursa reşk idüben bağrı kan ola

*

Şaha inayetünden eğer bir kemine kul

Assı iderse bari sana ne ziyan ola

*

Şirin lebün şarabını her kim ki nüş ide

Mengü yaşaya Hızr gibi cavidan ola

*

Saki getür şu bade-i  ab-ı hayatı kim

Akla mezid cana ferah cisme can ola

*

Yiğid içerse cür’asını pirliğe ire

Ger pir içerse zinde – dil ü nev-civan ola

*

Da’i sözini aşk ile Mecnun’a iltünüz

Ta kim cihanda aşka yeni dasitan ola

GAZEL III

Bahar oldı getür saki müdam ol rahat-ı canlar

Ne rahat rahat-ı cennet bağışlar rüha reyhanlar

*

Bu gün eyyam-ı firsatdur ki hüsnün bağ-ı cennetdür

Bu fırsat ki ganimetdür buna şukranedür canlar

*

Bu vakti her ki fevt itdü sonı hasret bile gitdi

Gülün çün dikeni bitdi ne assı son peşimanlar

*

Sürahi gerçi dir kulkul kulak dutmaz ana hiç gül

Hezar destan ile bülbül hezar okursa destanlar

*

Garibem aşıkam ser-baz urur gönlüm kuşı pervaz

İçerven badeyi az az iderven ah u efgaanlar

*

Ne salusem ne zerrakam veli hublara müştakam

Süci şeyhine uşşaksam budur aybum müselmanlar

*

Cihanun devleti paşa saadet birle çok yaşa

Cihanda sensüzin haşa ne dirlük var ne imkanlar.

KAYNAKÇA: Alakese, Ayşe Nur (2002). Ahmed-i Dâ’î’nin Ebü’l-Leys Tefsiri Tercümesi, Maide Suresi (Dil İncelemesi, Metin, Dizin). Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: Mimar Sinan Üniversitesi, Kaymaz, Zeki (1999). “Ahmed-i Dâî’nin Bilinmeyen Bir Eseri: Cevâhirü’l-Ma’ânî”. VII. Milletlerarası Türkoloji Kongresi (8-12 Kasım). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü.

 

Paylaş